Yargıtay · 6. Ceza Dairesi

Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2006/3739 E. 2010/4153 K. – Hırsızlık

Konu: Hırsızlık

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Ceza Dairesi
Esas No
2006/3739
Karar No
2010/4153
Karar Tarihi
Konu
Hırsızlık

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Mahkumiyet

Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:

Kasıtlı suçtan hükümlülüğü bulunan sanık hakkında hükümden sonra 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasanın 562.maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nun 231.maddesindeki hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulama olanağı bulunmadığı anlaşılmakla yapılan incelemede;

5560 sayılı Yasa ile 5271 sayılı CMK.nun 150/3. maddesinde yapılan değişiklik ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.12.2006 günlü 2006/8-317, 2006/319 sayılı kararı karşısında; hükmün tefhim edildiği 09.06.2005 günlü oturumda sanığa savunman atanarak bu savunman hazır bulundurulmaksızın sorgusu yapılmak ve karar verilmek suretiyle 5271 sayılı CMK.nun 150/3, 151/1, 188/1, 289/3-e maddelerine aykırı davranılması, sonuca etkili olmadığından; bozma nedeni yapılmamıştır.

Ancak;

1- Sanığın sahibi ve işleticisi olduğu işyerindeki sayacın sayaç okuma görevlilerince kontrol amacıyla sökülüp muayene istasyonuna gönderildiği, dosya içerisinde bulunan 967 nolu “Elektrik sayaç Muayene Raporuna” göre, “sayaç camı kırık diske müdahale yapılır” şeklinde tespit yapıldığı, anılan rapor üzerine de görevlilerce suç tutanağı düzenlendiğinin anlaşılması karşısında; sayaç camının kırık yani sayacın müdahaleye açık olmasının tek başına kaçak elektrik kullanıldığının kanıtı olamayacağı, işyerine ait suç tarihinden önce ve sonraki 6 aylık dönemleri kapsayan tüketim föyleri getirtilip, elektrik tüketiminde bariz bir düşme olup olmadığı araştırılıp saptandıktan ve sanığın sayaca tüketimi kaydetmeyi engelleyici ne gibi bir müdahalesinin olduğu belirlendikten sonra, sonucuna göre kanıtların bir bütün halinde takdiri ile hukuki durumun değerlendirilmesi gerektiğinin düşünülmemesi,

2- Kabul ve uygulamaya göre de;

a- Eylemin geceleyin işlendiğine ilişkin kanıtların neler olduğu kararda açıklanıp gösterilmeden, verilen cezanın 5237 sayılı TCY’nın 143. maddesi ile artırılması,

b- 5237 sayılı TCK.nun 145.maddesindeki “malın değerinin azlığı” kavramının, 765 sayılı TCK.nun 522.maddesindeki “hafif” veya “pek hafif” ölçütleriyle her iki maddenin de cezadan indirim olanağı sağlaması dışında benzerliği bulunmadığı, “değerin azlığının” 5237 sayılı Yasaya özgü ayrı ve yeni bir kavram olduğu, Yasa koyucunun amacı ile suçun işleniş biçimi, sanığın özgülenen kastı ve olayın özelliği de gözetilmek suretiyle, daha çoğunu alma olanağı varken yalnızca gereksinimi kadar ve değer olarak da gerekiyorsa ceza vermekten vazgeçilebileceği ölçüdeki düşük değerler esas alınmak, yasal ve yeterli gerekçeleri de açıklanmak koşuluyla uygulanabileceği düşünülmeden, bu maddeye düzenleniş amacının dışında yorumlar getirilerek cezadan indirim yapılması,

c- 5237 sayılı TCY’nın 7/2 ve 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddeleriyle, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 23.2.1938 günlü 1937/23-1938/9 sayılı, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 25.5.1999 günlü 133/142 sayılı kararları ışığında, sanık yararına olan hükmün önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümlerinin ayrı ayrı olaya uygulanarak, ortaya çıkacak sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağı, Mahkemece 5237 sayılı TCK.nun hükümleri sanık yararına kabul edilerek anılan Yasa ile hükümlülük kararı verildiği halde, aynı Yasanın 142/1-b, 143, 145. maddeleri uyarınca hükmolunan hapis cezasının 647 sayılı Yasanın 4. maddesi uyarınca paraya çevrilmesi, aynı Yasanın 5. maddesi uyarınca para cezasının taksitlendirilmesi ve 6. maddesindeki ölçütler değerlendirilmek suretiyle ertelemenin reddine karar verilmesi suretiyle, karma uygulama yapılması,

d- Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2006 gün ve 167/198 sayılı kararı ışığında, feri ceza niteliğindeki gecikme zammına ilişkin 647 sayılı Yasanın 5/5. maddesinin, 5275 sayılı Yasanın 122/1. maddesi ile 1.6.2005 tarihinde yürürlükten kaldırılmış olması karşısında; süresinde ödenmeyen para cezalarına gecikme zammı uygulanamayacağının gözetilmemesi,

e- Sanık hakkında iddianame ile kamu davası açıldıktan sonra, suçtan zarar gören idare vekili tarafından usulüne uygun katılma isteminde bulunulmadığı ve bu yönde bir karar verilmediği halde, suçtan zarar gören idare yararına dilekçe yazım ücretine hükmolunması,

Bozmayı gerektirmiş, sanık ...’ın temyiz itirazı ile tebliğnamedeki düşünce bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 14.04.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2006/3739, K. 2010/4153, T. 14.04.2010, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-ceza-dairesi-2006-3739-e-2010-4153-k-0e2fddda78e6