Yargıtay · 6. Ceza Dairesi

Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2006/21216 E. 2010/20440 K. – Hırsızlık

Konu: Hırsızlık

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Ceza Dairesi
Esas No
2006/21216
Karar No
2010/20440
Karar Tarihi
Konu
Hırsızlık

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Mahkumiyet

Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:

Hükümlü ... hakkındaki hükmün incelenmesinde;

Hükümlü ... hakkında kurulan Beytüşşebap Asliye Ceza Mahkemesinin 17.3.2004 gün ve 2003/44 – 2004/13 sayılı önceki hükmünün temyiz edilmeksizin kesinleştiğinin anlaşılması karşısında;

Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.09.2007 Tarih ve 2007/125 – 186 sayılı kararında açıklandığı gibi, adı geçen hükümlü hakkındaki temyiz edilmeden kesinleşen ilk hüküm, ancak suç tarihinden sonra yürürlüğe giren yasalar yönünden uyarlama yargısının konusu olabilir ve genel yargı ile uyarlama yargısı birlikte yürütülemez.

Hükümlü hakkındaki kararın kesinleşmesinden sonra, aynı dosyada sanık olan ...’a ilişkin ilk hükmün, bu sanık savunmanı tarafından temyiz edilmesi ve Yargıtay C.Başsavcılığının 12.08.2005 günlü yazısıyla anılan sanık yönünden lehe yasaların belirlenmesi için iade edilmesi üzerine, hakkında hüküm kesinleşmiş olan ...’ın da tekrar yargılama sürecine dahil edilerek, 2. hükmün kurulduğu anlaşılmaktadır. Kurulan bu ikinci hüküm, hukuki değerden yoksun ve yok hükmünde olduğundan, hukuken varlık kazanmayan bir kararın temyiz davasına konu edilmesi de mümkün değildir.

Bu nedenlerle; hükümlü ... hakkında kurulan 2. hükme yönelik, Konusu bulunmayan temyiz itirazının 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’un 317. maddesi uyarınca, tebliğnameye aykırı olarak REDDİNE;

5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesine göre, gereğinin takdiri yönünden, Mahkemesine gönderilmesi için dosyanın hükümlü yönünden incelenmeden Yargıtay Başsavcılığına İADESİNE;

Sanık ... hakkında kurulan hükmün incelenmesine gelince;

Kasıtlı suçtan önceki hükümlülüğü bulunan sanık hakkında 5395 sayılı ÇKK.nın 23. maddesi ile 8.2.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasanın 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK.nin 231. maddesindeki hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanamayacağının anlaşılmasıyla yapılan incelemede;

Dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

Ancak;

1-5237 sayılı TCK.nun 7/2 ve 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesi uyarınca sanık yararına olan hükmün önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümlerinin olaya uygulanarak ortaya çıkacak sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağı ve 5237 sayılı TCK.nun 141 ve 142. maddelerinde tanımlanan hırsızlık suçu ile 765 sayılı TCK.nun 493/1 maddesinde yer alan suçun öğelerinin farklı olduğu; suç arkadaşıyla birlikte belirlenemeyen bir saatte yakınana ait işyerinin pencere demir korkuluğunun sağlam nitelikteki kilidini kırıp, korkuluğu çıkartıp camı da kırdıktan sonra içeriden hırsızlık yapan sanığın eyleminin, 5237 sayılı TCK.nun 142/1-b. maddesine uyan hırsızlığın yanı sıra, aynı Yasanın 116/2, 119/1-c ve 151/1. maddelerine uyan işyeri dokunulmazlığını bozma ve mala zarar verme suçlarını da oluşturduğu gözetilip, bu suçlarla ilgili bir hüküm kurulmadan, 5237 sayılı Yasanın 142/1-b, 31/3. maddeleri uyarınca verilen cezanın sanık yararına olduğu kabul edilerek yazılı biçimde hüküm kurulması;

2-08.07.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5377 sayılı Yasa ile, 5237 sayılı TCY’nın 31/3. maddesinde yapılan değişiklikten önce işlenen suçlar nedeniyle, indirimin 1/2 oranında olduğu gözetilmeden, 1/3 oranında indirim yapılarak sonuçta fazla cezaya hükmolunması,

3-Sanığın, çaldığı eşyalardan bir kısmını iade etmesi nedeniyle hakkında 5237 sayılı Yasanın 168/4. maddesinin uygulanma olanağının araştırılıp, tartışılmaması;

4-Sanığın eylemine uyan 765 sayılı TCY.nın 493/1, 522/1, 55/3, 95/1. maddelerine göre, 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCY.nın aynı suça uyan 142/1-b, (olanaklı ise 168/4), 31/3; 116/2, 119/1-c, 31/3; 151/1, 31/3. maddelerinde öngörülen cezanın alt ve üst sınırları ile 5560 sayılı Yasanın 41. maddesiyle yapılan değişiklikten önceki 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunun 24. maddesinde düzenlenen uzlaşma koşulları 5237 sayılı Yasa açısından değerlendirilip, anılan Yasanın 7/2, 5252 sayılı Yasanın 9/3.maddeleri ışığında uygulama yapılarak lehe yasanın yeniden belirlenmesi zorunluluğu;

5-Sanığın anne isminin “Zahra” olduğu gözetilmeden, karar başlığına “Zehra” biçiminde yanlış yazılması;

6-5237 sayılı TCY’nın 51.maddesinde adli para cezasının erteleneceğine ilişkin bir hükme yer verilmemesi nedeniyle sanığın önceki ağır para cezasından oluşan erteli hükümlülüklerinin çektirilmesine karar verilemeyeceğinin gözetilmemesi,

7-5271 sayılı CMK’nun 326/2. maddesine göre iştirak halinde suç işleyen sanıkların neden oldukları yargılama giderlerinden ayrı ayrı sorumlu tutulmaları yerine müteselsilen tahsiline karar verilmesi,

Bozmayı gerektirmiş, sanık ... savunmanının temyiz itirazı bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle tebliğname gibi BOZULMASINA, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollaması ile 1412 sayılı CMUK’un 326/son maddesinin gözetilmesine 15.12.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2006/21216, K. 2010/20440, T. 15.12.2010, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-ceza-dairesi-2006-21216-e-2010-20440-k-7f91e6e7ebdc