Yargıtay · 6. Ceza Dairesi

Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2006/18619 E. 2010/7680 K. – Hırsızlık

Konu: Hırsızlık

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Ceza Dairesi
Esas No
2006/18619
Karar No
2010/7680
Karar Tarihi
Konu
Hırsızlık

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: 5237 sayılı TCY’nın 141 ve 142. maddelerinde tanımlanan hırsızlık suçu ile 765 sayılı TCY’nın 493/1. maddesinde yer alan suçun öğelerinin farklı olduğu, yakınanlar ... ve ... ile ... ... ve ... ...’a ait evlerin ahşap kapısı zorlanıp açılarak içeri girilmek suretiyle hırsızlık suçlarının işlendiğinin anlaşılması karşısında; bu yakınanlara yönelik eylemlerin hırsızlığın yanı sıra 5237 sayılı TCY’nın 116/1. maddesine uyan konut dokunulmazlığını bozma ve 151/1. maddesinde düzenlenen mala zarar verme suçlarını da oluşturduğunun gözetilmemesi, karşı temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamış, Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre, suçların sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; 1-) 5252 sayılı Yasanın 9/3 maddesi uyarınca, sanık yararına olan hüküm önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağından, yakınan Karabey Ölmez’e yönelik ... nedeniyle 765 sayılı Yasaya göre hırsızlık suçunu; 5237 sayılı Yasaya göre de hırsızlık, mala zarar verme ve konut dokunulmazlığını bozma suçlarını oluşturan eylemleri nedeniyle uygulama yapılıp, her iki Yasaya göre uygulanan Yasa maddeleriyle, verilmesi gereken cezalar denetime olanak sağlayacak şekilde ayrı, ayrı tespit edilip, sonuç cezalar karşılaştırılarak lehe olan yasa belirlenip uygulama yapılması gerekirken, yazılı şekilde eksik ve denetime olanak vermeyecek biçimde hüküm kurulması, 2-) Yakınanlar ... ... ve ... ... ile ... ... ve ... ...’a yönelik eylemler için İddianamede TCK’nun 145. maddesinin uygulanması istendiği halde, CMK’nun 226. maddesi uyarınca ek savunma hakkı verilmeden, anılan madde uygulanmayarak, yazılı biçimde hüküm kurulması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması, 3-) Sanık savunmanının son oturumda lehe olan hükümlerin uygulanmasını istemesine karşın, 5237 sayılı TCK’nun 62. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağına ilişkin bir karar verilmemesi, 4-) 5237 sayılı TCY’nın 145. maddesindeki “malın değerinin azlığı” kavramının 765 sayılı Yasanın 522/1. maddesindeki hafif ve pek hafif ölçütleriyle her iki maddenin de cezadan indirim olanağı sağlaması dışında benzerliğinin bulunmadığı, “değerin azlığı”nın 5237 sayılı Yasaya özgü, ayrı ve yeni bir kavram olduğu, Yasa koyucunun amacı ile suçun işleniş biçimi, olayın özelliği ve sanığın özgülenen kastı da gözetilmek suretiyle, daha çoğunu alma olanağı varken yalnızca gereksinimi kadar ve değer olarak da gerekiyorsa ceza vermekten vazgeçilebileceği ölçüdeki düşük değerler esas alınmak, yasal ve yeterli gerekçeleri de açıklanmak koşuluyla uygulanabileceği düşünülmeden, bu maddeye düzenleniş amacı dışında yorumlar getirilerek yakınan Karabey Ölmez’e yönelik ... nedeniyle kurulan hükümde cezadan indirim yapılması, 5-) Sanığın, yakınan Karabey Ölmez’e yönelik eylemine uyan 765 sayılı TCY'nın 493/1, 61/1, 81/2-3. maddeleriyle, 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCY'nın aynı suça uyan 142/1-b, 35/2; 116/1; 151/1. maddelerinde öngörülen cezaların alt ve üst sınırları bakımından, anılan Yasanın 7/2, 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddeleri ışığında; 5271 Sayılı CMK’nun 253 ve 254. maddeleri uyarınca mala zarar verme ve konut dokunulmazlığını bozma suçları yönünden uzlaştırma girişiminde bulunulduktan sonra, lehe olan yasanın uygulamaya göre belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi, 6-) Sanığın, TCY’nın 53. maddesinin 2. fıkrası uyarınca hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar aynı maddenin 1. fıkrasında öngörülen hakları kullanmaktan yoksun kılınmasına, aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca da kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından, söz konusu yasaklamanın koşullu salıverilen sanık hakkında uygulanmamasına karar verilmesi gerekirken, maddede öngörülen hakların tamamından yoksun kılınmanın da hükümlülüğün doğal sonucu olup takdire bağlı bulunmadığı gözetilmeden, sanığın cezasının infazı tamamlanıncaya kadar velayet hakkını kullanmaktan yoksun bırakılmasına karar verilmesiyle yetinilmesi, 7-) 5377 sayılı Yasanın 2. maddesiyle 29/6/2005 tarihinde, 5237 sayılı Yasanın 7/3. maddesinde yapılan değişiklik uyarınca, 01.06.2005 tarihinden önce işlenen suçlar yönünden, aynı Yasanın 58/6-8. maddelerinde düzenlenen mükerrirlere özgü infaz rejimi hükümlerinin uygulanamayacağının gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık ... savunmanının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle BOZULMASINA, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığı ile 1412 sayılı CMUK’nun 326/son maddesi uyarınca ceza süresi bakımından sanığın kazanılmış hakkının korunmasına, 01.06.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2006/18619, K. 2010/7680, T. 01.06.2010, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-ceza-dairesi-2006-18619-e-2010-7680-k-264d2fb05b9e