Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2026/863 E. 2026/10213 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/863
- Karar No
- 2026/10213
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/484 Esas, 2021/5 Karar KARAR : Kabul
Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; Uşak ili, ..., ... Mahallesi 4 42... parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespitine ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın gerçek değerinin tespit edilmesini talep etmiştir.
III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 04.09.2015 tarihli ve 2013/501 Esas, 2015/589 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin 04.09.2015 tarihli ve 2013/501 Esas, 2015/589 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; hükme esas alınan bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazın değerinin tespitinde şirkete yapılan özel amaçlı satışların emsal olarak alınmasının hatalı olduğu, dava konusu taşınmazın değerlendirme tarihi itibarıyla imar parseli, emsalin ise satış tarihi itibarıyla kadastral parsel olduğu belirtilerek yapılan değer tespiti sırasında, dava konusu taşınmaz imar parseline dönüştürülürken hangi oranda kesinti yapılmış ise bu oranın ilave edilmesinde bir yanlışlık olmamakla birlikte, ekleme yönteminin, dava konusu taşınmazdan yapılan kesinti oranının, tam bir sayıdan (1) çıkartılmak suretiyle bulunan oranın dava konusu taşınmazın emsal karşılaştırması sonucu bulunan metrekare birim bedeline bölünerek yapılması gerekirken bu yönteme uyulmadan hesap yapan bilirkişi kurulu raporu doğrultusunda yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemece 06.03.2019 tarihli ve 2018/469 Esas, 2019/254 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı 1.Mahkemenin 06.03.2019 tarihli ve 2018/469 Esas, 2019/254 Karar sayılı kararına karşı taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Bilirkişilik Bölge Kurulu tarafından hazırlanan listede alanında uzman bilirkişi bulunmasına rağmen, bu liste yerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Adalet Komisyonu Hukuk Mahkemeleri Bilirkişi Listesinden seçilen bilirkişi kurulu ile keşfe gidilerek düzenlenen rapora göre karar verilmesi doğru olmadığı gibi aynı gün içerisinde aynı kişiler arasında satış gören bitişik iki parselin satış bedelleri arasındaki fahiş fark nedeniyle emsalin satış bedelinin gerçeği yansıtmadığı, aynı amaçla kamulaştırılan ve birbirine komşu olan taşınmazlarla ilgili olarak açılan davalarda bozma öncesi tespit edilen bedellerin, bozma sonrası üç-dört kat arttığı ve aynı amaçla kamulaştırılan aynı konumda bulunan taşınmazlara farklı bedel tespit edilmesi doğru görülmediğinden yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu marifetiyle mahallinde keşif yapılarak alınacak rapor sonucuna göre hüküm kurulması ve davanın niteliği gereği davacı idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerektiğinin düşünülmemesi hatalı olduğundan kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Son Karar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; bozma ilamı sonrası alınan hatalı bilirkişi raporu ile kamulaştırma bedelinin yüksek belirlendiğini, emsal olarak bildirdikleri satışın dava konusu taşınmaza emsal olarak değerlendirilmemesinin hatalı olduğunu, kamulaştırma bedelinin tespiti yapılırken 2942 sayılı Kanun’un 11 inci maddesindeki esaslara ve bozma ilâmına uyulmadığını, idare lehine vekâlet ücreti takdir edilmemesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2.Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazlar yola terk nedeniyle imar parseli vasfında ve bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini, 4 42... parsel sayılı taşınmazın toplam yüz ölçümü 4001,00 m² iken yapılan ifraz neticesinde 1029,67 m²lik kısmının yola terk edildiğini, geri kalan 2.971,33 m² lik kısmın ise dava konusu taşınmazın da aralarında bulunduğu 16 adet parsele hükmen ifraz edildiğini, dava konusu taşınmazla aynı ana taşınmazdan ifraz edilerek oluşturulan ve birbirine bitişik durumda bulunan taşınmazlar için takdir edilen değerlere göre dava konusu taşınmaza düşük değer tespit edildiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, kamulaştırma bedelinin tespiti istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihaî kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun’un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
3. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, Taraflardan peşin alınan temyiz harçlarının Hazineye irat kaydedilmesine,
03.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.