Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2026/7735 E. 2026/11104 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/7735
- Karar No
- 2026/11104
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 39. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/78 Esas, 2026/281 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara Batı 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/599 Esas, 2025/96 Karar
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsiline ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın davalı ... yönünden pasif husumet yokluğundan reddine, davalılar ... ve ... yönünden kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalılar ... ve ... vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar ... ve ... vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; Ankara ili, Etimesgut ilçesi, ... Mahallesi 424 40... parsel sayılı taşınmaza davalı idare tarafından 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planında okul alanı olarak ayrılmak suretiyle el atıldığını ileri sürerek kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin davalı idareden tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP 1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; husumet yöneltilemeyeceğini, taşınmaz üzerinde Bakanlığa ait bir tesis bulunmadığını, fiili elatma durumunun sözkonusu olmadığını, davacının uzlaşma talebinde bulunmadan ilgili davayı açtığını, imar planının uygulanmasından davalının sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımı, husumet, hak düşürücü süre, derdestlik, görev ve yetki bakımından kabule şayan olmadığını, dava konusu taşınmaza ilişkin olarak idarenin herhangi bir kamulaştırma çalışması ve işlemi bulunmadığını ileri sürerek davanın öncelikle usulden ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
3.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle davacılar vekili tarafından yöneltilen husumeti kabul etmediklerini, davacılar tarafından dava konusu taşınmaza ilişkin davanın önce Ankara 14. İdare Mahkemesi'nin 2019/1346 Esas sayılı dosyası ile idari yargı merciinde açıldığını sonrasında yeniden aynı talep ve konulu huzurdaki davanın açıldığını, yeni oluşan parselasyon planı sonucunda söz konusu taşınmazda ...'e ait hisse olduğu gibi 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planında "Ticari Rekreasyon Alanı" olarak ayrılan imarın 1302 41... parsel sayılı taşınmaza aktarılmış olduğundan davanın konusuz kaldığını, taşınmazın kamuya özgülenme durumundan çıkartılarak özele mülkiyete konu ticari rekreasyon alanı kullanımına ayrılmış olduğundan kamulaştırılması gereken bir taşınmazın varlığından ve mülkiyet hakkının ihlalinden ve kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat verilmesi şartları oluştuğundan bahsedilemeyeceğini, husumet yöneltilemeyeceğini, kamu hizmet alanları ... Belediye Başkanlığının yetkisinde olan 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı ile oluşturulduğunu ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın ... yönünden pasif husumet yokluğundan reddine, davalılar ... ve ... yönünden kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar ... ve ... vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri 1.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaza idarece el atılmadığını, kendilerine husumet yöneltilemeyeceğini, İlçe Belediye Başkanlığının sorumlu olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
2.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaza idarece el atılmadığını, kendilerine husumet yöneltilemeyeceğini, vekâlet ücretinin maktu olarak belirlenmesi gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kök 424 40... parsel sayılı taşınmaz ... nolu parselasyon planı ile 424 40... nolu parseldeki davacı ...'a ait 118/8600 (93m²) hissenin 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planında "Lise Alanı" kullanımlı 1302 23... nolu parsele şuyulandırıldığı, 424 40... nolu parseldeki davacı ... Hekimgül'e ait 6100/996667 (61m²) hissenin ise imar planında "Rekreasyon Alanı" kullanımlı 1302 41... nolu parsele şuyulandırıldığı, taşınmazların boş arsa görünümünde olduğu, üzerinde herhangi bir yapı ve tesis bulunmadığı, uzun yıllar programa alınmayan imar planının hayata geçirilmemesi nedeniyle kamulaştırma ya da takas cihetine gitmeyen davalı idarece pasif ve suskun kalınmak ve işlem tesis edilmemek suretiyle taşınmaza müdahale edildiği, bu haliyle idarenin mülkiyet hakkının özüne dokunan ve bu eylemi ile kamulaştırmasız el koyma olgusunun gerçekleştiği, kamulaştırmasız el koyma olgusunun varlığının doğal sonucu, idarenin hukuka aykırı eylemi nedeniyle mülkiyet hakkı engellenen taşınmaz mal sahibi davacının, dava yoluyla kamulaştırmasız el koyma hükümleri doğrultusunda mülkiyetin bedele çevrilmesini, eş deyişle idareden değer karşılığının verilmesini isteyebileceği, bu itibarla arsa niteliğindeki taşınmazlara emsal karşılaştırması yapılmak suretiyle bedelinin tespit edilip dava konusu 1302 23... parsel sayılı taşınmaz yönünden davalı ... Bakanlığının, 1302 41... parsel yönünden ise davalı ... Başkanlığının sorumlu olduğunun kabulü ile sorumlu davalı idarelerden tahsiline, dava konusu 1302 23... parsel sayılı taşınmaz yönünden davacı taraf payının iptali ile Hazine adına tapuya tesciline, 1302 41... parsel yönünden ise davacı taraf payının iptali ile davalı ... adına tapuya tesciline ve yerleşik Yargıtay içtihatları ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davanın konusunun para olması nedeniyle hükmedilen miktar üzerinden davacı lehine nispi vekâlet ücreti verilmesine dair kararda Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığından davalılar ... ve ... vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar ... ve ... vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri 1.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
1.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, temel olarak davacı tapu malikleri ile davalı idare arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ile bedelinin tahsili hususundadır.
2. Değerlendirme 1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesi ve alınan rapor uyarınca bedelinin davalı idareden tahsiline karar verilmesi yerindedir.
3. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı ... vekilinin tüm, davalı ... vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
4. 26.11.2022 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 7421 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi ile 2942 sayılı Kanun'a eklenen Ek Madde 4 ile ''Bu Kanun kapsamında açılan davalarda verilen bedel ve tazminat kararlarına ilişkin mahkeme ve icra harçları, davalı idare tarafından ödenmek üzere maktu olarak belirlenir." hükmü ve Dairemizin yerleşik uygulamaları gereği maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekmekte ise de davalı ... Belediyesi vekilinin bu yönde temyiz isteminde bulunmadığı, vekâlet ücretinin kamu düzeni gereğince resen gözetilecek hususlardan olmadığı anlaşılmakla ... Belediye Başkanlığı yönünden bu hususta değerlendirme yapılmamış olup vekâlet ücretine ilişkin açık temyiz itirazı bulunan ... yönünden maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin düşünülmemesi bozmayı gerektirir.
Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalı ... vekilinin tüm, davalı ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,
2. Davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
3. İlk Derece Mahkemesinin gerekçeli kararının hüküm fıkrasının vekâlet ücretine ilişkin (4) numaralı bendinde bulunan "75.145,00 TL" ibaresinin hükümden çıkartılması, yerine "30.000,00 TL maktu" ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Davalı ... Başkanlığından peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, davalı ... harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
15.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.