Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2026/613 E. 2026/11461 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/613
Karar No
2026/11461
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/2010 Esas, 2025/2293 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 7. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/404 Esas, 2025/254 Karar

Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın yol olarak tapudan terkini davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davacı idare vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; ... ili, ..., ... Mahallesi 2 37... parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespitini ve kamulaştırılan taşınmazın yol olarak tapudan terkinini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde acele kamulaştırma dosyasında belirlenen bedelin mahsup edilmesi talep edilmişse de acele kamulaştırma dosyasında bedelin bloke edilmediğini, bu nedenle mahsubunun da mümkün olmadığını, dava konusu taşınmaz için acele kamulaştırma dosyasında belirlenen bedelin düşük olduğunu ileri sürmüştür.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve kamulaştırma bedelinin tespiti ile davalıya ödenmesine, dava konusu taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile kamulaştırılan taşınmazın yol olarak tapudan terkinine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi heyetinin taşınmazı sulu tarım arazisi saymasının isabetsiz olduğunu, sulama kaynağı olarak gösterilen ... Deresi’nin sulama bakımından yeterliliğinin somut verilerle doğrulanmadığını, sulama sisteminin ve maliyetinin değerlendirilmediğini, %400 oranında objektif değer artışı uygulanmasının soyut gerekçelere dayandığını, arazi sorunu olmadığı hâlde arazinin kıt olduğu kabulünün gerçek dışı olduğunu, faiz başlangıcının dava tarihi olarak belirlenmesinin doğru olmadığını, dava tarihine dört aylık süre eklenerek belirlenmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile öncelikle dosyada eksik olduğu anlaşılan ... 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/150 Değişik İş sayılı acele kamulaştırma dosyasının Dairelerince celp edilerek incelendiği ve dava konusu taşınmazın imar planı içerisinde bulunup bulunmadığının ... Büyükşehir Belediye Başkanlığından araştırıldığı, İlk Derece Mahkemesince 2942 sayılı Kanun'un 15 inci maddesindeki usul ve esaslara göre bilirkişi kurulu tayin edilip keşif yapılmasında, sulu tarım arazisi niteliğindeki taşınmaza gelir metodu kullanılarak bilimsel yolla, dosyaya getirilen resmi veriler esas alınarak net gelirin tespit edilmesinde, taşınmazın niteliğine uygun olan %4 oranında kapitalizasyon faizi uygulanmasında (parselin batı yönünde bulunan ... Deresinden sulanabildiği gibi idare tarafından düzenlenen kıymet takdir raporunda sulu tarım arazisi kabul edildiği, ayrıca o bölgedeki parsellerin Dairelerinden sulu tarım arazisi olarak geçtiği dikkate alındığında %4 kapitalizasyon faizi uygulanmasında isabetsizlik görülmediği), ... İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü verilerinden edinilen bilgilerden tespit edilen dava konusu taşınmazın konumu ve bilirkişi kurulu raporunda belirtilen özellikleri de dikkate alınarak %400 oranında objektif değer artışı uygulanmasında (aynı bölgeden Dairelerine intikal eden dosyalarda dava konusuna benzer nitelikte ve yakın bazı parsellerin 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı içerisinde olup arsa olarak değerlendirildiği ve dava konusu parselin 1/25.000 ölçekli ... Planında "Gelişme Konut Alanı (Orta)" olarak ve kısmen "Pasif ... Alan" olarak planlı olduğu dikkate alındığında %400 oranında objektif değer artış oranının uygun olduğunun değerlendirildiği), sonuç metrekare birim fiyatının 441,00 TL/m² olarak belirlenmesinde ve bu şekilde kamulaştırma bedelinin tespitinde bir isabetsizlik görülmediği, 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrasının iptal edildiği, dava 01.08.2023 tarihinden sonra açıldığından kamulaştırma bedeline dava tarihinden geçerli olmak üzere yasal faiz yerine kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faiz işletilmesi gerekli ise de istinafa gelenin sıfatına göre bu hususun kaldırma sebebi yapılmadığı gerekçesiyle davacı idare vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir.

2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kamulaştırma bedeline dava tarihinden karar tarihine kadar kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz uygulanması gerektiğini ileri sürmüştür.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak davacı idare ile davalı tapu maliki arasındaki kamulaştırma bedelinin tespiti istemine ilişkindir.

2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Arazi niteliğindeki taşınmaza 2942 sayılı Kanun’un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelir esas alınarak değer biçilmesi ve tespit edilen bedelin bloke ettirilerek hükmün kesinleşmesi beklenmeden davalı tarafa ödenmesine karar verilmesi yerindedir.

3. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukukî nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı idare vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

4. Tespit edilen bedele, dava tarihinden itibaren karar tarihine kadar Anayasa’nın 46/son maddesinde yer alan “…herhangi bir sebeple ödenmemiş kamulaştırma bedellerinde kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz uygulanır.” hükmü nazara alındığında kamu alacakları için öngörülen en yüksek faize hükmedilmesi gerekirken yasal faiz uygulanması bozmayı gerektirir. Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davacı idare vekilinin tüm, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,

2. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının faize ilişkin (5) numaralı bendinde yer alan "yasal faiz" ibaresinin hükümden tümüyle çıkartılması, yerine "kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faiz" ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Davalıdan peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine, davacı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

18.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2026/613, K. 2026/11461, T. 18.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2026-613-e-2026-11461-k-819ea26b1af0