Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2026/4867 E. 2026/10239 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/4867
- Karar No
- 2026/10239
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/37 Esas, 2023/109 Karar KARAR : Esastan ret
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleştirilen davanın davalı ... yönünden husumetten reddine, davalı ... yönünden ise davadan feragat eden davacılar yönünden feregat nedeniyle reddine, bir kısım davacılar yönünden ise kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacılar vekili asıl ve birleştirilen dava dilekçesinde özetle; dava konusu ..., ... Mahallesi 16 90... parsel sayılı taşınmazın davalı idare tarafından kamulaştırma yapılmadığı halde fiilen yol yapılmak suretiyle kullanıldığını bu nedenle taşınmazın bedelinin davalı idareden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP 1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle davanın usulden reddi gerektiğini, idari yargının görev alanına girdiğini, dağıtım cetveli incelendiğinde 16 90... parselin 2620 metrekaresinin iskan harici olarak bırakıldığını, bu alana ilişkin parselasyon planının bulunmadığını, gayri müsait arazi olarak ayrıldığını, zeminde neresi olduğunun belli olduğunu, herhangi bir fiili el atma olmadığını belirterek davanın usul ve esas bakımından reddi gerektiğini savunmuştur.
2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; yargı yolu itibarıyla mahkemenin görevsiz olduğunu, dava konusu talebin zamanaşımına uğradığını, söz konusu parselin ... Belediyesinin görev ve yetki alanında kaldığını, bu yönüyle husumetten ret gerektiğini ileri sürmüştür.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl ve birleştirilen davanın davalı ... yönünden husumetten reddine, davalı ... hakkında ise davadan feragat eden davacılar yönünden reddine, bir kısım davacılar yönünden ise kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; el atmanın olmadığını, imar parseli olarak değer biçilmesinin hatalı olduğunu, idareye husumet düşmediğini, uzlaşma gerektiğini, emsalin uygun olmadığını, emsal kararların dikkate alınmadığını, maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, bedelin yüksek olduğunu, muris ... ve ...’nin payının iptali gerektiğini ileri sürülmüştür.
B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ..., ... Mahallesi sınırları içerisinde bulunan 16 90... parsel sayılı taşınmazın öncesinde 11593 m² senet ... iken İmar İdare Heyetinin 26.12.1952 tarihli ve 664 sayılı kararı ile onaylanan 22667 sayılı parselasyon planı uyarınca düzenlemeye alınarak 1344 m² sinin zayiat olarak ayrılıp 7629 m² sinin imar parsellerine şuyulandırılarak, 2620 m² sinin de iskan harici olarak bırakılıp toplamda 2620 m² olarak malikleri adına tapuya tescil edildiği, dava konusu 16 90... parsel ile 53, 54, 64 ve Papazın Bağı olarak bilinen 16 90... parselin İmar planı kapsamında " Park ve Rekreasyon Alanı " olarak ayrıldığı taşınmazın içerisinden yolların ve parkın geçirildiği, bu yönüyle fiilen el atma olgusunun gerçekleştiği, dava konusu taşınmazın imar idare heyeti tarafından alınan kararlar doğrultusunda oluşmuş olması ve ayırma çapı bulunmayıp imar ada ve parselleri arasında hamur olması, somut olayda husumetin onun yerine kaim olan ... Belediyesine düştüğü, bu sebeple ... Belediyesi açısından davanın husumet yokluğu gözetilerek reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Hükme esas alınan, bilirkişi kurulu raporunda taşınmazın arsa niteliğinde kabulü ile emsal karşılaştırması yapılarak, aynı konumda bulunan 53 parsel sayılı taşınmaz için açılan ve Yargıtay 5.Hukuk Dairesinin 2014/10308 Esas sayılı kararı ve 54 parsel sayılı taşınmaz için açılan ve Yargıtay 5.Hukuk Dairesinin 2018/1063 Esas sayılı kararı ile onanarak kesinleşen bedeller de irdelenmek suretiyle değerinin tespit edilmesinde, imar planlarını yapan ve onaylayan idarenin Büyükşehir Belediyesi olduğu ve imar planlarındaki konumu da dikkate alındığında sorumlu idarenin adı geçen davalı idare olduğunun kabulü ile bedelin bu davalıdan tahsiline dair kararda, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, saptanan bedelin aynı bölgeden gerek Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşen, gerekse Dairemiz denetiminden geçen metrekare birim fiyatlarla uyumlu olması nedeniyle bedel yönünden itirazların da yerinde olmadığı, el atmanın 1983 yılından önce olması nedeniyle maktu harca hükmedilmesinde de isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebeplerini tekrar etmiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, davacı tapu malikleri ile davalı idareler arasında kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ve bedelinin idareden tahsili istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukukî nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre; davalı ... vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
3. Dava konusu taşınmaza el atma tarihinin 1983 yılı öncesi olduğu dikkate alınarak maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi bozmayı gerektirir.
Ne var ki bu hataların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesinde verilen karara karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesinin 24.02.2026 tarihli ek kararının hüküm fıkrasının, a) Asıl davada vekalet ücretine ilişkin (10) numaralı bentte yer alan '' 69.646,72'' sayısının çıkarılması yerine '' 45.000,00 '' sayısının yazılması,
b) Birleştirilen davada vekâlet ücretine ilişkin (8) numaralı bentte yer alan '' 327.457,51'' sayısının çıkarılması yerine '' 45.000,00 '' sayısının yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Aşağıda yazılı kalan harcın davalı ...'ndan alınmasına, davalı ... Başkanlığından peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine,
03.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.