Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2026/389 E. 2026/10141 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/389
Karar No
2026/10141
Karar Tarihi

MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1095 Esas, 2025/2007 Karar KARAR : Yeniden esas hakkında verilen karar İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/268 Esas, 2025/80 Karar

Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsiline ilişkin davada yapılan yargılama sonucunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacılar vekilince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvurununn kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine yargılama yapan İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı idare vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin murisinin dava konusu İstanbul ili, Eyüpsultan ilçesi, ... Mahallesi 2302 (eski 145 parsel) parsel sayılı taşınmazın mülkiyet hakkını 26.04.1962 tarihinde tapulama yoluyla kazandığını, davalı idare tarafından 221 sayılı Kanun'a istinaden açılan, Eyüp 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1964/810 Esas, 1965/422 Karar sayılı dava dosyası ile hasımsız olarak görülen dava neticesinde taşınmazların bir kısmının ... Güzergahında kaldığı gerekçesiyle müvekkilinin murisine ait hisselerin iptal edildiğini ve 29.08.1966 tarihli ve 3503 yevmiye No ile davalı ... Genel Müdürlüğü adına hükmen tescil edildiğini, hükmen ifraz edilerek 2301, 2302, 2303 parsel sayılı taşınmazlar olarak ayrıldığını, dava konusu taşınmazın 2302 parsel sayılı taşınmaz olduğunu, dava konusu taşınmaz ve dava ile ilgili müvekkillerine veya murislerine yapılmış usulüne uygun bir tebligat olmadığı gibi ödenmiş bir bedelin de söz konusu olmadığını ve tescilin yolsuz tescil niteliğinde olduğundan kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin davalı idareden tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve el atma tazminatının davalı idareden tahsil edilerek davacılara ödenmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; taşınmaza 1956 yılından önce fiilen el atıldığını, 13.01.1963 tarihine kadar dava açılması gerektiğinden davanın reddi gerektiğini, idare adına verilen tescil kararının kurucu değil açıklayıcı nitelikte olduğunu, el atma tarihindeki niteliğin esas alınması gerektiğini ileri sürmüştür.

C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmaza 6830 sayılı İstimlak Kanununun yürürlüğe girdiği 09.10.1956 tarihinden önce el atıldığı, davacılar murisinin taşınmaza 221 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinden önce 13.08.1956 tarihinde tapulama ile malik olduğu, taşınmazın Eyüp 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1964/810 Esas, 1965/422 Karar sayılı kararı ile 221 sayılı Kanun kapsamında idare adına tescil edildiğini, 221 sayılı Kanun'un 1 inci maddesinin ''6830 sayılı İstimlak Kanununun yürürlüğe girdiği 09.10.1956 tarihine kadar kamulaştırma işlemine dayanmaksızın, Kamulaştırma Kanunlarının gözönünde tuttuğu maksatlara fiilen tahsis edilmiş olan gayrimenkuller ilgili amme hükmi şahsı veya müessesesi adına tahsis tarihinde kamulaştırılmış sayılır. Gayrimenkulün bedelini dava hakkı, bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki sene sonra düşer.'' hükümleri nazara alınarak 221 sayılı Kanun'un yürürlük tarihinden önce dava konusu taşınmazın tapu kaydının oluştuğu, bu nedenle aynı Kanun'un 4 üncü maddesi uyarınca 13.01.1963 tarihine kadar 2 yıllık hak düşürücü süre içerisinde taşınmaz malikince gayrimenkulün bedelini dava hakkı bulunduğu hâlde bu hakkını kullanmadığı, bu halde hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğinden istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; yolsuz tescil durumunun söz konusu olduğunu, mülkiyetin 1962 yılında kazanıldığını, dava açma hakkının bu tarihten itibaren başladğıını 221 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanmasının mümkün olmadığını, ... kararların gözetilmesi gerektiğini, mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, temel olarak davacılar ile davalı idare arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ve bedelinin tahsili hususundadır.

2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Dosyadaki bilgi ve belgeler ile aynı bölgeden Dairemize intikal eden dosyalara göre, taşınmazın 1956 yılından önce kamu hizmetine tahsis edilmiş olduğu, mülkiyetin tapulama yoluyla, dava açma hakkının sona ermiş olduğu 13.01.1963 tarihinden önce edinildiği ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun Geçici 4 üncü maddesiyle Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 24.02.2016 tarihli, 2014/8-1084 Esas, 2016/158 Karar sayılı ve 25.05.2005 tarihli, 2005/288 Esas, 2005/352 Karar sayılı kararı ile bu kararda sözü edilen Anayasa Mahkemesinin 09.12.1989 tarihli, 1989/14 Esas, 1989/49 Karar sayılı kararı ve 12.12.1989 tarihli, 1989/11 Esas, 1989/48 Karar sayılı kararları nazara alındığında 221 sayılı Kanun'un iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli ve 2021/19 Esas, 2022/46 Karar sayılı kararının yürürlük tarihi olan 04.05.2023 tarihinden çok önce, 13.01.1963 tarihinde hak düşürücü sürenin dolduğu ve davalı yararına kazanılmış hak oluştuğu, Anayasa Mahkemesinin iptal kararının kazanılmış hakları etkilemeyeceği gözetilerek davanın reddine karar verilmesi yerindedir.

3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Davacılardan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

02.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2026/389, K. 2026/10141, T. 02.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2026-389-e-2026-10141-k-1a7448e63165