Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/9966 E. 2026/3221 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/9966
- Karar No
- 2026/3221
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1236 Esas, 2025/791 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/13 Esas, 2023/475 Karar
Taraflar arasındaki tapu kaydının hatalı oluşması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekilince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; kök muris adına zabıt kaydı bulunan taşınmazların tespitinin sağlanması için ... Tapu Sicil Müdürlüğüne başvuruda bulunduklarını, tespit edilemeyen ve kadastro tespiti dışarısında bırakılan 5 adet taşınmaz yönünden 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesine göre tapu sicilinin tutulmasından kaynaklanan zararlardan Devletin sorumlu olduğunu, revizyon görmeyen parseller yönünden fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 5.000,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte maliye hazinesinden tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın görevsiz ve yetkisiz mahkemede açıldığını, hazine açısından husumetin olmadığını husumet yokluğundan davanın reddinin gerekeceğini, zamanaşımı ve hak düşürücü süre nedeni ile davanın reddine karar verilmesini, husumet itirazının kabulüne karar verilmesini aksi kanaatte ise sorumluluk şartlarının doğmaması nedeni ile davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 09.11.2023 tarihli ve 2018/13 Esas, 2023/475 Karar sayılı kararı ile tapu sicilinin tutulmasından kaynaklanan zararın tazmini talepli davanın reddine karar verildiğini, eski tarihli arazi haritaları ve hava fotoğraflarının getirtilmesi ile harita - kadastro mühendislerinden oluşan bir heyetin kadastro paftası örneklerinin zemine uygulaması ile dava konusu taşınmazların akibetinin tespitini sağlanması, davacının aynı kök muristen intikal eden aktif ve pasif tapu kayıtları ile davaya konu taşınmazların tapu kaydının ilk oluşumdan itibaren incelenmek ve komşu parsel dayanak kayıtlarından da yararlanılmak suretiyle inceleme yapılması gerekirken taşınmazların olası değerlerinin tespiti ile yetinildiğini, davacının kök muristen intikal eden taşınmazlarının kadastro çalışmaları bu çalışmaların tapuya kaydı sırasında kaybolduğunu, mülkiyet hakkının sekteye uğradığını, bu nedenle maddi olarak zarara uğradığını, zararın 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi gereği tapu sicilinin yanlış tutulmasından kaynaklandığını ve tazmin edilmediğini belirterek ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 09.11.2023 tarihli ve 2018/13 Esas, 2023/475 Karar sayılı kararının istinaf incelemesi ile bozularak kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından murise ait 01.12.1978 tarihli ve 2 06... shf. 3 sıra nolu, 36 shf. 4 ve 5 sıra nolu, 37 shf. 10... sıra nolu zabıt kayıtlarına dayalı olarak tazminat talebinde bulunmuş olup söz konusu zabıt kayıtlarının komşu parsel tutanak örneklerine göre 1983 yılında yapılan tapulama çalışmaları sırasında herhangi bir taşınmaza revizyon görmediği, davacı ile murisi tarafından yapılan tapulama çalışmalarına karşı on yıllık hak düşürücü süre içerisinde herhangi bir itirazda bulunulmadığı ve dava açılmadığı, yapılan tapulama çalışmalarının kesinleşmiş olduğu, davacının murisine ait zabıt kayıtlarının hukuki değerini yitirdiği, hukuki değerini yitiren tapu kaydına dayalı olarak tazminat talebinde bulunamayacağı, kaldıki on yıllık zamanaşımı süresinin çoktan dolmuş olduğu, davalı hazine vekili tarafından süresi içinde usulüne uygun zaman aşımı definde bulunulduğu, her ne kadar yukarıda bahsedilen Anayasa Mahkemesinin kararı uyarınca 18.11.2009 tarihinden önce zamanaşımı süresi dolanlar açısından dava açılmasının mümkün kılacak makul süre içinde dava açılma imkanı öngörülmüş ise de somut olayda 09.01.2018 tarihinde dava açılmış olduğundan eldeki davanın makul süre içinde açıldığının kabulü mümkün olmadığı ve tazminat koşullarının oluşmadığı anlaşıldığından mahkemece davanın reddine ilişkin karar usul ve kanuna uygun olup vakıa ve hukuki değerlendirme yönünden verilen kararda herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihaî kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Davacıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.