Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/949 E. 2025/11894 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/949
- Karar No
- 2025/11894
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/976 Esas, 2024/1724 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 38. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/128 Esas, 2023/250 Karar
Taraflar arasındaki tapu sicilinin hatalı tutulması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi karan davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Ankara ili, .... ilçesi, ... Mahallesi 267 parsel sayılı taşınmazı tapu kaydına güvenerek satın aldığını, 2014 yılında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sırasında 112 ada 5 parsel numarasıyla tapuya tescil edildiğini, bu işlemle taşınmazın yüzölçümünde azalma oluştuğunu, müvekkilinin zarara uğradığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı tutup 5.000,00 TL tazminatın zarar tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı Hazineden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili 04.04.2023 tarihli ıslah dilekçesiyle; fazlaya ilişkin hakları saklı tutup toplam 779.710,00TL tazminatın 14.09.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; tapu sicilin tutulmasından kaynaklanan bir zararın olmadığını, idarece yapılan tüm işlemlerin yasal prosedüre uygun yapıldığını, bu tür davalarda husumetin usul ve kanun gereği tapudaki malike yönlendirildiğinden davanın pasif husumet yokluğundan reddi gerektiğini, davanın sebepsiz zenginleşmeden kaynaklanan bir zarar olması nedeni ile eski malike yönetilmesi gerektiğini, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesindeki şartlar oluşmadan husumetin Maliye Hazinesine yöneltilmiş olmasının usul ve kanuna aykırı olduğunu, 13.01.2021 tarihli ve 364 yevmiye numarası ile yapılan satış işlemi ile taşınmaz kayıtlı maliklerin tasarrufunda iken 3402 sayılı Kanun'un 22/-a maddesi kapsamında yapılan çalışmalar sonucunda 112 ada 5 parsel numarası ile yeniden adlandırıldığını, 3930.00 m² tespit edilen miktarı 901,58 m² olarak ve taşınmaz üzerindeki takyidatlar ile birlikte tapu kütüğüne tescil edildiğini, 3402 sayılı Kanun'un 22/a maddesi kadastro haritalarının yeniden düzenlenmesine yönelik olduğundan taşınmazın fiili sınırları ve mülkiyet sahipleri ile ilgili bir düzenleme yapılmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın bedelinin davalı Hazineden tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri Davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımı süresi içinde açılmadığını, taşınmazın başından bu yana 901,58 m² olduğunu, davacının taşınmazı gezip gördüğünde taşınmazın 3.930 m² olmadığını anlayabilecek durumda olduğunu, sebepsiz zenginleşen eski malike dava açması gerektiğini, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat ödenmesini gerektirecek durumun bulunmadığını, bilirkişi raporlarının yetersiz olduğunu, tazminat miktarının çok yüksek olduğunu, ıslah edilen miktar yönünden ıslah tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamından 1951 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında 8267 parsel sayılı 3.930,00m² yüzölçümündeki taşınmazın tapu kaydı uygulanarak tarla niteliği ile ... vd. adlarına tespit ve tescil edildiği, 13.12.2012 tarihinde satış yoluyla davacıya geçtiği, 2014 yılında 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sırasında 901,58 m² yüzölçümüyle 112 ada 5 parsel numarasını aldığı, uygulama kadastrosunun 30.04.2014-29.05.2014 tarihleri arasında ilan edildiği, davacının açtığı davanın Ankara Batı Kadastro Mahkemesinin 2004/60 Esas, 2016/50 Karar sayılı kararıyla 22/2-a uygulamasının doğru yapıldığı, taşınmazın sınırlarında değişiklik olmadığı, taşınmazın yüzölçümündeki eksikliğin sebebinin kuzeyinde bulunan yolun ve 266 parselin ara sınırının tesis kadastro paftasında hatalı aktarılmasından kaynaklandığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, istinaf ve temyiz incelemesinden geçerek 04.11.2021 tarihinde kesinleştiği, böylelikle taşınmazın yüzölçümünde 3.028,42 m² azalma olduğu, davacının uygulama kadastrosunun kesinleştiği tarihten itibaren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 146 ncı maddesinde belirtilen 10 yıllık zamanaşımı süresi içinde 29.03.2022 tarihinde eldeki davanın açıldığı, Ankara Batı Kadastro Mahkemesinin 2004/60 Esas, 2016/50 Karar sayılı kararı eldeki davada hükme dayanak yapılan fen bilirkişi raporuyla 22/2-a uygulamasının doğru yapıldığı, eksikliğin komşu parselde kalmadığı, arazi vasfındaki taşınmaza gelir metoduna göre değer biçilmesinin doğru olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen sebepleri tekrar ederek ve resen belirlenecek nedenlerle kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. 4721 sayılı Kanun'un "Sorumluluk" kenar başlığını taşıyan 1007 nci maddesi "Tapu sicilinin tutulmasından doğan biitün zararlardan Devlet sorumludur." hükmünü içermekte olup, bu maddede düzenlenen sorumluluk, kusura dayanmayan (objektif) bir sorumluk türü olup, tapu sicil müdür ya da memurunun kusuru olsun ya da olmasın, sicilin tutulmasında, kişilerin malvarlığı çıkarlarını koruyan hukuk kurallarına aykırı davranılmış olması yeterlidir. Tapu sicilinin tutulması görevini üstlenen Devlet, bu sicile tanınan güvenden ötürü hak durumuna aykırı kayıtlardan doğan tehlikeyi de üstlenmektedir.
3. Davacıya ait parseldeki azalmanın sebebinin davalı olan parsellerdeki artış değil, kuzeyinde bulunan yolun ve 266 parsel sayılı taşınmazın ara sınırının tesis kadastrosu paftasına hatalı aktarılmasından kaynaklandığı, davalı olan parsellerdeki yüzölçüm artışının nedeninin ise esasen parsellerin sınırlarının değiştirilmesinden değil, ilk tesis kadastrosu esnasında kullanılan ölçü tekniği, teknolojisinin ve alan hesaplama yönteminin, teknik yönden yetersiz oluşundan kaynaklandığı kesin olarak tespit edildiğinden somut olayda 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca tapu sicilinin yanlış tutulmasından kaynaklanan sorumluluk şartlarının oluştuğu anlaşıldığından davalı Hazinenin sorumlu tutulması doğrudur.
4. Arazi niteliğindeki taşınmaza gelir metodu esas alınarak değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
5. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukukî nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı Hazine vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul kanuna uygun olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Davalı Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
25.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.