Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/9292 E. 2026/2801 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/9292
- Karar No
- 2026/2801
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1154 Esas, 2025/1125 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/522 Esas, 2024/232 Karar
Taraflar arasındaki çekişmeli taşınmazın kesinleşen kıyı kenar çizgisi içinde kalması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Sakarya ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 1 42... parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu, taşınmazın kıyı kenar çizgisi içinde kalması nedeniyle uğramış olduğu zararın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Hazineden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; 3621 sayılı Kıyı Kanunu’na göre kıyıların Devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğunu, kıyı kenar çizgisinin tespitinin bu Kanun'un 9 uncu maddesi hükümlerince yapıldığını, sonrasında taşınmazın kıyı kenarda kaldığından bahisle tapu kaydının iptali ile sicilden terkinini istemeye yetkili taraf Hazinenin bizzat kendisi olduğunu, hakkı dava etme yetkisi (dava hakkı) kural olarak o hakkın sahibine ait olduğunu ileri sürerek dava konusu taşınmaza 3. kişilere devir ve temlikin önlenmesi açısından ihtiyati tedbir konulmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabul kısmen reddine, belirlenen tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri Davalı Hazine istinaf dilekçesinde özetle; Yargıtay’ın yerleşmiş içtihatlarına göre bir taşınmazın tapuya tescili mümkün olmadığı halde, tapuya tescil edilmiş olmasının hukuki anlam ve değer taşımayacağını, bu gibi yerlerin kamu tüzel kişileri tarafından satılmasının da hukuken bir sonuç doğurmayacağını, ayrıca 4721 sayılı Kanun'un ilgili maddesi gereğince kıyıların Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu ve kıyı denizin uzantısı ve mütemmim cüzü olduğuna göre böyle bir yerin özel mülkiyete konu olamayacağını, bu nedenle tazminat talep edilemeyeceğini, davacı vekili yararına nispi değil maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın özel mülkiyete konu edilmesinden sonra kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığı ve mülkiyet hakkının kısmen kullanılamaz hale geldiği, tapu sicilini tutmakla görevli Devletin tazminat sorumluluğunun doğduğu, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesine dayanan tazminat davalarında görevin adli yargıya ait olduğu, tapu kaydı mahkeme kararı ile iptal edilen arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak dava tarihi itibarıyla belirlenen tazminata hükmedilmesinde, bu tarih itibarıyla faize hükmedilmesinde ve hükmedilen tazminat bedeli üzerinden davacı yararına nispi vekâlet ücretine hükmedilmesinde bir isabetsizlik görülmediği, İlk Derece Mahkemesinin kararında esası etkileyen bir usul hatası bulunmadığı, vakıa tespitlerinin tam ve doğru olarak yapıldığı, maddi hukuk normlarının doğru olarak uygulandığı, delillerin değerlendirilmesinde usule aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararı temyiz etmiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Dava konusu Sakarya ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 1 42... parsel sayılı taşınmazın tapu kaydına 24.02.2020 tarihinde kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığına dair şerh verildiği, eldeki davanın 06.12.2023 tarihinde açıldığı, taşınmazın halen davacı üzerine kayıtlı olduğu, ancak dosya kapsamında yer alan fen bilirkişisi raporuna göre taşınmazın 577,79 m²sinin kıyı kenar çizgisi içinde kaldığı ve davacının mülkiyet hakkının kısıtlandığı anlaşılmaktadır.
3. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesi ve alınan rapor uyarınca bedelinin davalı idareden tahsiline karar verilmesi yerindedir.
4. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukukî ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre, usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı Hazine vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Davalı Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 19.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.