Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/8992 E. 2025/15916 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/8992
- Karar No
- 2025/15916
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1455 Esas, 2025/811 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Hendek 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/166 Esas, 2023/316 Karar
Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın ... Bölgesi Tüzel Kişiliği adına tescili davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; .. ili, .. ilçesi, .. Mahallesi, .. mevkii, 1305 ada, 40 parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın ... Bölgesi adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP 1.Davalılar vekili .. vd. vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkiline ait taşınmazın tarla niteliğinde olmadığını, arsa niteliğinde olduğunu, davacı tarafın taşınmaz için belirlediği bedelin çok düşük olduğunu, benzer mahiyetteki taşınmazların çok daha yüksek bedelle yakın tarihte satışları yapıldığını, satışların .. Belediye Başkanlığı tarafından yapıldığını, .. ilçesinin konumu itibari ile değerli bir ilçe olduğunu, ..'a bir saat, ..'ya iki saatlik uzaklıkta olduğunu, davacı kurum tarafından yapılan kıymet taktirinin çok eski tarihli olduğunu, ülkede çok yüksek bir devalüasyon olduğunu, tüm ürünlerin 3-4 kat arttığını beyan ederek müvekkiline ait taşınmazın belirlenecek değer üzerinden kamulaştırmasını, aksi hâlde, davanın reddini, yargılama gideri ile ücreti vekâletin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.
2. Davalılar vekili ... vd.vekili cevap dilekçesinde özetle: bedelin tespitinde etkili olacak değer objektif ölçütlerin esas alınarak taşınmaz bedelinin takdiri gerektiğinden kamulaştırılmasına karar verilen müvekkiline ait taşınmazın bedel tespitinin yaptırılarak davalı müvekkiline ödenmesine karar verilmesini, yargılama gideri ve ücreti vekâletin davacı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve kamulaştırma bedelinin tespiti ile bu bedelin davalı tarafa ödenmesine, dava konusu taşınmazın davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile ... Bölgesi adına tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri 1. Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; kıymet takdiri raporunda belirlenen bedel ile bilirkişi raporu belirlenen bedel arasında fahiş fark bulunduğunu, dava konusu taşınmaz tarla vasfında iken arsa vasfında değerlendirilmesinin hatalı olduğunu, taşınmaza belirlenen bedelin fahiş olduğunu, dava konusu taşınmazın belediye hizmetlerinden yararlanmadığını, meskun mahalde bulunmadığını belirterek, yerel mahkeme kararının bedel yönünden kaldırılarak hakkaniyete uygun bedel belirlenerek taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davalılar ... vd. vekili istinaf dilekçesinde özetle; emsal seçiminin hatalı olduğunu, dava konusu taşınmaza olması gereken değerden daha az değer belirlendiğini, endeks hesabı yapılırken uygulanan endeks tarihlerinin hatalı olduğunu, dava konusu taşınmazın kıymeti takdir edilirken endeksin dava tarihinden değil, faiz başlangıç tarihi olan 4 ay sonrasının baz alınması gerektiğini, dava konusu taşınmazdaki mütemmim cüzlerin hesaplaması yapılırken Mimarlık ve Mühendislik Hizmet Bedellerinin Hesabında Kullanılacak 2022/2 Yapı Yaklaşık Birim Maliyetleri Hakkında Tebliğinde belirtilen rakamların uygulanmasında hataya düşüldüğünü, yapıların hesaplamasındaki eksikliklerin ek raporla düzeltilmesi talep edilmişse de yerel mahkemece bu hususutaki itirazlarının dikkate alınmadığını, taşınmaza belirlenen bedelin çok düşük olduğunu, emsal taşınmaz ile dava konusu taşınmazın karşılaştırma tablosunun hatalı yapıldığını belirterek, İlk derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
3. Davalılar ... vekili asıl ve ek istinaf dilekçesinde özetle;dava konusu taşınmazın işbu davadan önce organize sanayi bölgesi parseli olarak belirlendiğini, emsal olarak organize sanayi bölgesi içinde kalan bir taşınmazın emsal alınması gerektiğini, bilirkişiler tarafından müvekkiline ait taşınmaza değer katacak hususların dikkate alınmamasının hatalı olduğunu, belediyeler tarafından verilen cevap yazılarında belirtilen tarihlere ve bu yazılarda taşınmazın niteliğine dair tespitlere dikkat edilmesi ve yeniden taşınmazın değerlemesi yapılması gerektiğini belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
4. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunun hükme esas alınamayacağını, davaya konu taşınmazın bedel tespiti yapılırken tarla vasfındaki taşınmazın emsal olarak kabul edilmesinin hatalı olduğunu, dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan müştemilat ve ağaçların da değerlerinin az hesaplandığını, hesaplamada dava tarihi olan 2022 yılının değilde 2021 yılının değerlendirmeye alınması da usul ve kanuna aykırı olduğunu, kamulaştırma bedeli tespit edilirken mevcut enflasyon durumunun göz ardı edilmesi sebebiyle müvekkilin mülkiyet hakkının ihlal edildiğini, taşınmazın belirlenecek değerine işletilecek yasal faiz ile paranın enflasyon karşısındaki değeri kıyaslandığında, müvekkilin mülkiyet hakkı ihlali sonucu doğduğunu, kamulaştırma bedeline TEFE/TÜFE veya enflasyon oranında yeniden değerlendirme yapılması gerektiğini, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planında, organize sanayi bölgesi alanında kaldığı, Dairelerince Kadastro Genel Müdürlüğünün parsel sorgulama sistemi üzerinden yapılan incelemedeki konumu da dikkate alındığında, arsa vasfında kabul edilerek emsal karşılaştırma yöntemiyle kamulaştırma bedelinin tespit edilmesinde isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2. Davalılar ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
3. Davalılar ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
4. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespitine ilişkindir.
2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmazlara 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsal karşılaştırması yapılarak; üzerindeki fındık ağaçlarına kapama fındık net gelirine göre belirlenen bedelden mutat münavebe ürünlerine göre belirlenen bedel indirilmek suretiyle değer biçilmesinde ve tespit edilen bedelin bloke ettirilerek hükmün kesinleşmesi beklenmeden davalı tarafa ödenmesine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
3. 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiştir. Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır. Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan; “İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile; “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında fark kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere yasal faiz uygulanması yerindedir.
4. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Taraflardan peşin alınan temyiz harçlarının Hazineye irat kaydedilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
02.12.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
K A R Ş I O Y
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 Esas, 2004/19 Karar sayılı kararı ve müstakar kararlarında da açıkça ifade edildiği üzere Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının kesin hüküm halini almamış derdest davalar yönünden uygulanmaları gerekir. Zira Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulî kazanılmış hakkın ve aleyhe bozma yasağının istisnasını teşkil ederler.
Bu nedenle somut olayda; bir kısım davalı tarafın, Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek faizin uygulanmasına yönelik Hukuk Muhakemeleri Kanununun 26 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında değerlendirilecek bir temyiz talebinin (Davalılardan ... vd. vekillerinin 28.05.2025 tarihli dilekçesindeki “faize” ilişkin talepleri) de dosya münderecatında bulunması karşısında adı geçen davalılar yönünden, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası hükmünün iptali yönünde Anayasa Mahkemesi tarafından verilen ve 01.08.2023 tarihli, 32266 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas - 2023/69 Karar sayılı iptal kararı doğrultusunda karar verilmeli ve “dava tarihinden itibaren mahkeme karar tarihine kadar” Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası hükmü nazara alınarak faize hükmedilmelidir.
Hâl böyle iken, eldeki derdest davada Anayasa Mahkemesi iptal kararının uygulanmadığı, Sayın çoğunluğun diğer yönleriyle katıldığım “Onanma Kararı”na (faize ilişkin yönüyle) ve faizle ilgili 3 No’lu “Gerekçe/Değerlendirme”sine, adı geçen davalılar yönüyle açıkladığım nedenlerle katılmıyorum. 02.12.2025