Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/6303 E. 2026/2590 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/6303
- Karar No
- 2026/2590
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/760 Esas, 2024/2693 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/183 Esas, 2022/85 Karar
Taraflar arasındaki tapu kaydının mahkeme kararı ile iptal edilmesi nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi istemine ilişkin asıl ve birleştirilen davalarda yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleştirilen davaların zamanaşımı nedeni ile reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı bir kısım davacılar vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verilmiştir. Davacılar vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının istenilmesi üzerine, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 17.02.2026 günü tayin edilerek taraflara tebligat gönderilmiştir. Duruşma günü davacılar ... vd. vekili Avukat ... ve davalı Hazine vekili Avukat ... gelmişlerdir. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacılar vekili asıl ve birleştirilen dava dilekçelerinde özetle; müvekkillerinin miras bırakanı olan ...'nın, İstanbul ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 222.883,00 m² yüzölçümlü 37... parsel sayılı taşınmazda 3/24 pay sahibi iken, ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1991/77 Esas sayılı davasında yapılan yargılama sonucunda verilen 29.09.1995 tarihli ve 1995/418 Karar sayılı kararda, bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 109.250,00 m² yüzölçümlü kısım ile (B) harfi ile gösterilen 10.000,00 m² yüzölçümlü kısmın davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile orman olarak Maliye Hazinesi adına tapuya kayıt ve tesciline karar verildiğini, verilen kararın Yargıtay denetiminden geçtikten sonra 25.11.1997 tarihinde kesinleştiğine ilişkin şerh yazıldığını ve ... Tapu Müdürlüğünde 09.05.2005 tarihli ve 2457 yevmiye ile uygulandığını, mahkeme kararının eki olan bilirkişi krokisinde (A) harfi ile gösterilen 109,250,00 m² yüzölçümlü kısım 77 numaralı parsel olarak, (B) harfi ile gösterilen 10.000,00 m² yüzölçümlü kısım ise 82 numaralı parsel olarak orman niteliği ile davalı Maliye Hazinesi adına tapuya tescil edildiğini, sonuç itibarıyla davacının Devletin kusursuz sorumluluğundan kaynaklanan bir zararının oluştuğunu belirterek belirlenecek tazminatın davalı Hazineden tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın açılmasında hak düşürücü ve zamanaşımı sürelerin geçmesi nedeniyle davanın reddini, aksi takdirde davanın esas yönünden de reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl ve birleştirilen davaların zamanaşımı nedeni ile reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri 1. Davacılar ... vd. vekili istinaf dilekçesinde özetle; 37... parsel sayılı 241.590.00 m² yüzölçümlü taşınmazın, 13.10.1952 tarihli kadastro tespitinde tapuya kagir ev ve ahırı olan bostan olarak, ..., ... ..., ..., ... ve Maliye Hazinesi olarak tespiti yapıldığını ve tapuya tescil edildiğini, 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan devlet sorumluğu bulunması nedeniyle, tapu işlemleri kadastro tespiti işlemlerinden başlayarak birbirini takip eden işlemler olduğunu ve tapu kütüğünün oluşumu aşamasındaki kadastro işlemleri ile tapu işlemleri bir bütün oluşturduğunu, bu kayıtlarda yapılan hatalardan devletin sorumlu olduğunu, davanın 10 yıllık zamanaşımı süresi içinde açıldığını, belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
2. Bir kısım davacılar vekili Av. ... ... istinaf dilekçesinde özetle; tazminat davası açma yolunun 18.11.2009 tarihinde açıldığını, başvurucunun talebi yönünden 18.11.2009 tarihinde etkili hale gelen hukuk yolunun bu tarihten önce tüketilmesi gerektiği gerekçesiyle reddedilmesi suretiyle başvurucuya yüklenen külfet, kamu yararı ile bireyin mahkemeye erişim hakkı arasında kurulması gereken adil dengeyi başvurucu aleyhine bozduğunu ve mahkemeye erişim hakkına yapılan müdahaleyi orantısız kıldığını, yürürlükte bulunan hiç bir kanun hükmüne dayanmayan ve keşif yapılmadan, bilirkişi raporu düzenlettirilmeden, delillerinin önemli bir kısmı toplanmadan ve davalarının esas yönünden incelenmeden verilen ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu ... ilçesi, ... mahallesi 37... parsel sayılı 222.883.,00 metre² yüzölçümlü taşınmazın 3/ 24 pay ile davacıların murisi ... ile diğer dava dışı kayıt malikleri adına kayıtlı iken taşınmazın orman niteliğinde olması sebebiyle orman idaresi tarafından açılan dava sonucu ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1997/77 Esas, 1995/418 Karar sayılı kararı ile dava konusu taşınmazın bilirkişi krokisinde A harfi ile gösterilen 109.250,00 m² yüzölçümlü kısmı ile B harfi ile gösterilen 10.000,00 m² yüzölçümlü kısmının davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile orman niteliği ile Hazine adına tesciline karar verildiği, hükmün Yargıtay denetimden geçerek 25.11.1997 tarihinde kesinleştiği, kararın daha sonra tapuda infaz edildiği, bir kısım davacılar tarafından hükmün kesinleşmesinden sonra tavzih talebinde bulunulduğu, mahkemece verilen tavzih talebinin kabulüne ilişkin kararın Yargıtay tarafından tavzihi gereken bir durum bulunmadığı gerekçesiyle bozulduğu ve bozma sonrası mahkemece 29.03.2001 tarihli ve 2001/111 Esas, 2001/164 Karar sayılı kararı ile tavzih talebinin reddine karar verildiği, tavzih talebinin reddine ilişkin kararın davalılar ... ve ... ...’un bir kısım mirasçıları vekili tarafından, temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 2020/8426 Esas, 2020/5138 Karar sayılı kararı ile kararın karar tarihi itibari ile sağ olan davalılar vekillerine usulüne uygun olarak teblig edildiği hâlde, temyiz edilmediği, bir kısım davalılar son karar tarihinden önce vefat etmiş iseler de bu davalılar yönünden kesinleşen hususların temyizen incelenmesi mümkün olmadığından ve son kararla bu davalılar aleyhine yeni bir hüküm de oluşturulmadığından temyizde hukuki yararı bulunmayan bir kısım davalı mirasçıları vekilinin temyiz inceleme isteminin reddine karar verildiği ve söz konusu kararın 07.06.2022 tarihinde kesinleştiği, dolayısıyla davacılar tarafından uğranılan zararın tazmini istemi ile asıl ve birleştirilen davaların açıldığı tarihler itibari ile davacıların murisine ait taşınmazın ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1991/77 Esas, 1995/418 Karar sayılı kararının kesinleştiği 25.11.1997 tarihinden itibaren on yıllık zamanaşımı süresinin dolmuş olduğu, davalı Hazine vekili tarafından süresinde zamanaşımı itirazında bulunulduğu, her ne kadar on yıllık zamanaşımı süresi 18.11.2009 tarihli Hukuk Genel Kurulu kararından önce dolmuş ise de Anayasa Mahkemesi’nin yukarıda belirtilen kararı uyarınca makul süre içinde dava açılması gerektiği, davacılar tarafından 18.11.2009 tarihli Hukuk Genel Kurul kararından çok uzun bir süreden sonra 15.11.2019 tarihinde dava açıldığı, açılan davanın bu tarih itibari ile makul süre açıldığının kabulünün mümkün olmadığı, tavzihin reddine ilişkin kararın zamanaşımını kesen bir sebep olmadığı, tavzihin reddi kararının sonradan kesinleşmesinin davacılara zamanaşımı yönünden bir hak kazandırmayacağı, mahkemece verilen kararın usul ve kanuna uygun olduğu, belirtilerek davacılar vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde bir kısım davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Bir kısım davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrarla Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'un (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Dosyadaki bilgi ve belgelere göre yapılan incelemede; dava konusu ... ilçesi ... mahallesi 37... parsel sayılı 222.883.,00 m² yüzölçümlü taşınmazın 3/ 24 pay ile davacıların murisi ... ile diğer dava dışı kayıt malikleri adına kayıtlı iken taşınmazın orman niteliğinde olması sebebiyle orman idaresi tarafından açılan dava sonucu ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1997/77 Esas, 1995/418 Karar sayılı kararı ile dava konusu taşınmazın bilirkişi krokisinde A harfi ile gösterilen 109.250,00 m² yüzölçümlü kısmı ile B harfi ile gösterilen 10.000,00 m² yüzölçümlü kısmının davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile orman niteliği ile Hazine adına tesciline karar verildiği, hükmün Yargıtay denetimden geçerek 25.11.1997 tarihinde kesinleştiği, sonradan bir kısım davacılar tavzih talebinde bulunulmuş ise talebin reddine karar verildiği ve bu kararın da kesinleştiği anlaşılmıştır.
3. 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesinden kaynaklanan tazminat davalarında, mülkiyet kaybının kesinleştiği tarihten itibaren 6098 sayılı Kanun’un 146 ncı maddesine (eski 125 inci md.) göre 10 yıllık genel zaman aşımı süresi içinde dava açılması gerekmektedir. Diğer yandan Anayasa Mahkemesinin 2014/6673 Başvuru No.lu 25.07.2017 tarihli, 29.09.2017 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan Yaşar Çoban kararı ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2009 tarihli ve 2009/4383 Esas, 2009/517 Karar sayılı kararı nazara alındığında; Hukuk Genel Kurulu kararı ile 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi ile düzenlenen tazminat için hukuk yolu etkili hale gelmiştir.
4. Buna göre, yukarıda sözü edilen Anayasa Mahkemesinin 2014/6673 Başvuru No.lu, 25.07.2017 tarihli kararı nazara alındığında, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesini etkili hâle getiren Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2009 tarihli kararından sonra davanın makul süre içinde açılması gerekmektedir. Eldeki asıl ve birleştirilen davalar tapu kaydının iptaline ilişkin kararın kesinleşme tarihi olan 25.11.1997 tarihinden çok sonra 15.11.20 19... .11.2019 tarihlerinde açılmış olup makul süre içinde açıldığının kabulü mümkün olmadığından ve davalı Hazine vekilinin süresinde zamanaşımı def'inde bulunduğu anlaşıldığından tazminat istemli davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmamıştır.
5. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Bir kısım davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Davacılardan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, Aleyhine temyiz olunan davalı Hazine yararına 04.11.2025 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir olunan 40.000,00 TL vekâlet ücretinin temyiz edenlerden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.