Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/6182 E. 2026/1989 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/6182
- Karar No
- 2026/1989
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/746 Esas, 2025/1180 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/276 Esas, 2024/428 Karar
Taraflar arasındaki, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 23 üncü maddesine dayanan geri alım hakkını kullandırılmaması nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verilmiştir. Davacı vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının istenilmesi üzerine, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 10.02.2026 günü tayin edilerek taraflara tebligat gönderilmiştir. Duruşma günü davalı vekili Avukat ... gelmiş, davacı vekili duruşmaya katılmamıştır. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; kök muris ... adına kayıtlı iken İzmir ili, ... ilçesi (...), ... köyü 391 parselde kayıtlı bulunan taşınmazın 12.542 m²lik kısmının davalı idare tarafından 15.11.1976 tarihli ve 1233 sayılı kararları ile “yüksek vasıflı çelik fabrikası kurulması" kamulaştırma amacına matuf olarak kamulaştırıldığını, müvekkilinin kök murisleri ile birlikte o bölgede istimlak edilen diğer taşınmazlar ifraz edilmek sureti ile İzmir ili, ... ilçesi, ... köyü 11... parselde 1.336.747 m² olarak davalı idare adına tescilinin bulunduğunu, kamulaştırma sonucu kamulaştırılan kısım ile ilgili olarak davalı idare tarafından mülga 6830 sayılı Kanun'un 17 nci maddesi gereğince cebri tescil davası ikame edildiğini ve ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/5021 Esas, 2003/2357 Karar sayılı kararları ile cebri tescil kararı verildiğini, 50 yıla yakın bir süredir kamulaştırma amacı olan “yüksek vasıflı çelik fabrikası “ kurulmasına ilişkin herhangi bir işlem tesis edilmediği gibi halen 1/1000 ölçekli uygulama imar planında “sanayi alanı” olarak onaylanmış olan taşınmaz ... ilçesinin sanayi bölgesinde en değerli yerlerden bir yerde konumlanmış olmasına rağmen söz konusu taşınmaz hurdalık olarak kullanıldığından, 50 yıla rağmen kamulaştırma amacına yönelik herhangi bir faaliyette bulunulmaması bir yana davalı kurumun halen fabrikanın kurulması amacı ile altyapı çalışmalarının devam ettiği beyan ve ikrarları karşısında, kamulaştırmanın artık meşruiyetini kaybettiği ve dolayısı ile mülkiyet hukuku anlamında, kamu yararı ile mülkiyet hakkı arasında müvekkillerin mülkiyet hakkının zedelenmesi bakımından adil dengenin açıkça ihlal edildiğini belirterek belirlenecek tazminatın davalı idareden tahsilini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taşınmazın yüksek vasıflı çelik fabrikası kamu yararı gerekçesi ile kamulaştırıldığını, taşınmazın kamulaştırma amacına uygun kullanılmadığını, mülkiyet hakkının ihlal edildiğini, davanın, artı değer tazmininden kaynaklanan tazminat davası olduğunu, davanın 2942 sayılı Kanu'nun 22 nci ve 23 üncü maddelerine dayalı bir talep olmadığını, bu şekilde kabulü halinde dahi kamulaştırma tarihine göre hakdüşürücü sürenin sözkonusu olamayacağını, mülkiyet hakkının ihlal edildiğini, kamulaştırılan taşınmazların bir 3/4 ünün boş durumda olduğunu, kalan kısmının kamulaştırma amacına uygun kullanılmadığını, Anayasa Mahkemesi kararlarının yok sayıldığını ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı murisi ... adına kayıtlı iken İzmir ili, ... ilçesi, (...) ... köyü 391 parsel sayılı taşınmazın 12.542,00 m²lik kısmı davalı idare tarafından 15.11.1976 tarih ve 1233 sayılı kararları ile yüksek vasıflı çelik fabrikası kamulaştırma amacına matuf olarak kamulaştırıldığı, bölgede istimlak edilen diğer taşınmazlar ifraz edilmek sureti ile İzmir ili, ... ilçesi, ... köyü 11... parselde 1.336.747,00 m² olarak davalı idare adına tescil edildiği, davacıya ait taşınmazın davalı idare tarafından 1966 yılında kamulaştırıldığı, mahallinde yapılan keşifte taşınmaz üzerinde ... Geri Dönüşüm adı ile faaliyette bulunan Hurda Ayıklama ve İşletme tesisinin bulunduğu, dava tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan ve yukarıda açıklanan maddeler uyarınca 1 yıllık ve 5 yıllık hak düşürücü sürelerin geçtiği açık olup, taşınmazın bir kısmının kamu yararı kararı uyarınca kullanılması halinde tamamı yönünden bu koşulun gerçekleştiği kabul edildiğinden davacıların geri alım hakkının da bulunmadığı sonucuna varıldığından istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, davacı ile davalı idare arasındaki 2942 sayılı Kanun'un 23 üncü maddesine dayanan geri alım hakkını kullandırılmaması nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukukî ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Davacıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, davalı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 10.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.