Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/510 E. 2025/11749 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/510
- Karar No
- 2025/11749
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 39. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1739 Esas, 2024/1839 Karar KARAR : Yeniden esas hakkında verilen karar İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 16. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/111 Esas, 2023/316 Karar
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı idare vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine yargılama yapan İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı idare vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ve kamu düzeni gereğince yapılan inceleme sonucunda İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurularak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda,
Miktar veya her paydaş için değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın her paydaş için değeri kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Davacılardan ... ve ... yönünden hüküm altına alınan ve temyize konu edilen miktarlar Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 378.290 TL’nin altında kalmaktadır.
Bu nedenle; davalı idare vekilinin davacılardan ... ve ... yönünden temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
Diğer davacılar yönünden gerekli şartları taşıdığı anlaşılan davalı idare vekilinin temyiz dilekçesi ile tüm davacılar yönünden davacılar vekilinin temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; .... ili, .... ilçesi, ... Mahallesi 1562 ada 35 parsel (yeni .... Mahallesi 15846 ada 35 parsel) sayılı taşınmaza kamulaştırma yapılmaksızın fiilen elatıldığından taşınmaz bedelinin davalı idareden tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini talep etmişdir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; taşınmaza 1983 yılından önce elatıldığını, sorumlu olmadıklarını, vekâlet ücretinin maktu olması gerektiğini, m² birim değerinin yüksek hesaplandığını, emsalleri kabul etmediklerini, emsal taşınmazların daha değerli olduklarını, geçit hakkı değer düşüklüğünün az belirlendiğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yol olarak kamulaştırmasız el atılan arsa niteliğindeki taşınmaza, mahallinde yapılan keşif sonucu emsal karşılaştırması yapılarak değer biçen, usul ve kanuna uygun olarak düzenlenen bilirkişi raporuna göre el atma bedelinin davalı idareden tahsiline karar verilmesi doğru olduğu gibi, yola terki yapılmayan taşınmazın genel yol olarak kullanılması nedeniyle tapu maliklerinin kamulaştırmasız el atma nedeni ile tazminat talep etme haklarının bulunduğu, dava konusu taşınmazın ara arterde yer aldığı , dolayısıyla davalı idarenin yetki ve sorumluluk alanında kaldığı, taşınmazın bilirkişi raporunda belirlenen niteliği, imar durumu ve konumuna göre belirlenen bedelinin uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin sair istinaf itirazları yerinde görülmediği; ancak taşınmazın tapu kaydında belirtilen 32,33 ve 34 parseller lehine kurulan geçit hakkı şerhinin taşınmazın tamamını kapsadığı nazara alınarak bu geçit hakkı nedeniyle oluşacak değer düşüklüğünün % 50 alınması gerekirken daha az değer düşüklüğü kabul eden bilirkişi raporuna göre karar verilmesi uygun olmadığı gibi, kamu düzeni gereğince yapılan incelemeye göre ise; infazda tereddüt teşkil edecek şekilde hem terkine hem de idare adına tescile hükmedilmesi ve 04.11.1983 tarihinden sonra fiilen el atılan taşınmazlar için açılan davalarda uygulanma imkanı bulunmadığından dava konusu olayda el atma tarihine göre nispi harca hükmedilmesi gerekirken maktu harca karar verilmesi, Anayasa Mahkemesinin 18 Ocak 2024 tarihli Resmî Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 30.11.2023 tarihli ve 2023/101 Esas, 2023/207 Karar sayılı kararı nedeniyle davacı taraf aleyhine yargılama gideri ile vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerektiğinden, başvurunun kabulü ve kamu düzeni gereğince yapılan inceleme sonucunda İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurularak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri 1. Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; değer düşüklüğünün % 50 oranında kabulünün doğru olmadığını ileri sürmüştür.
2.Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak değer biçilmesinde ve alınan rapor uyarınca bedelinin sorumlu davalı idareden tahsiline karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
3. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukukî nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre taraf vekillerinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; A. Davacı İdare Vekilinin, Davacılar ... ve ...’e İlişkin Temyizi Yönünden; Davacı idare vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,
B. Davacılar vekilinin Tüm Davacılara İlişkin, Davalı idare Vekilinin İse ... ve ... Haricindeki Davacılara İlişkin Temyizleri Yönünden; Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Davacılardan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, davalı idareden aşağıda yazılı kalan harcın alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
23.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.