Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/4134 E. 2025/12736 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/4134
Karar No
2025/12736
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI: 2023/3405 Esas, 2025/142 Karar ASIL VE BİRLEŞTİRİLEN ASIL VE BİRLEŞTİRİLEN KARAR: Esastan ret/Yeniden esas hakkında verilen karar İLK DERECE MAHKEMESİ: Ankara 12. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI: 2022/488 Esas, 2023/659 Karar

Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkin asıl ve birleştirilen davalarda yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleştirilen davaların kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı idare vekilinin başvurusunun esastan reddine, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle asıl ve birleştirilen davaların taleple bağlı kalınarak kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı idare vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Asıl ve birleştirilen davada davacılar vekili dava dilekçelerinde özetle; Ankara ili, ..., Mahallesi 253 04... parsel sayılı taşınmazın imar planında okul alanı olarak ayrıldığını ve fiilen el atıldığını belirterek kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin davalı idareden tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaz üzerinde herhangi bir kamulaştırmasız el atma mevcut olmadığını, belediyelerce okul alanı olarak belirlenen alanlarda, imar planının hayata geçirilmemesi ve herhangi bir kamulaştırma işleminin yapılamamasından ilgili belediyelerin sorumlu olduğunu, okul alanı olarak ayrılan gayrimenkullerin mülkiyeti Maliye Hazinesi adına tescil edileceğinden husumetin ilgili Belediye ve Maliye Bakanlığına yöneltilmesi gerektiğini belirterek açılan davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl ve birleştirilen davaların kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri 1. Asıl ve birleştirilen davada davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; bedelin az olduğunu, başka mahkemelerde bedelin daha fazla verildiğini, yakın parsellere ve paydaşlara ait dosyalarda biçilen değerlerin dikkate alınmadığını, asıl ve birleştirilen davada lehe ayrı ayrı vekâlet ücreti takdiri gerektiğini ileri sürmüştür.

2. Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; kendilerine husumet düşmediğini, dava konusu taşınmazın imar planlarından belediyenin sorumlu olduğunu, parselasyon planının ve imar planının iptali için dava açılmadığını, bu nedenle tazminat istenemeyeceğini, idari yargı kararlarının dikkate alınmadığını, fiilen el atmanın olmadığını, mülkiyet hakkının kısıtlanmadığını ileri sürmüştür.

C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın öncesinde 1988 onay tarihli imar planı kapsamında "Okul Yeri" olarak ayrıldığı, idarenin hukuki el atması bulunduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verildiği, her ne kadar taşınmaza fiili olarak el atılmamış ise de davalı idare tarafından imar planının kesinleşmesinden itibaren 5 yıllık süre içinde dava konusu taşınmazın kamulaştırılması yönünde herhangi bir işlem yapılmadığı, davalı idarece, pasif ve suskun kalınmak ve işlem tesis edilmemek suretiyle taşınmaza müdahale edildiği, bu haliyle idarenin mülkiyet hakkının özüne dokunan ve onu ortadan kaldıran bu eylemi ile kamulaştırmasız el koyma olgusunun gerçekleştiğinin kabulü gerektiğinden arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesinde yöntem olarak bir isabetsizlik bulunmadığı, ancak dava konusu taşınmazın paydaşlarınca açılan dava sonucu Dairelerine intikal eden Ankara 10. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/189 Esas, 2023/105 Karar sayılı dava dosyasında dava konusu taşınmaza Nisan 2022 değerlendirme tarihi itibarıyla belirlenen 16.000,00 TL/m² birim bedelin Dairelerinin 2023/1691 Esas sayılı kararı ile uygun bulunduğu dikkate alındığında, güçlü delil niteliğindeki bu bedel eldeki dava dosyasına eskale edildiğinde bulunan bedel ve bedeli uygun bulunan paydaş dosya da dikkate alındığında, dava konusu taşınmaza Kasım 2022 tarihi itibarıyla sözü edilen paydaş dosyadaki bedelden daha az değer biçilmesinin nedenlerinin yeterli, inandırıcı ve somut gerekçelere dayanılarak ve paydaş dosya değerleri ile yeknesaklık sağlanması gerektiği de gözetilerek açıklanması gerektiğinden Dairelerince bu hususlar gözetilerek taşınmazın bedelinin yeniden tespiti için raporu hükme esas alınan bilirkişi kurulundan ek rapor alınması yoluna gidilmiş, alınan ek bilirkişi kurulu raporunda; paydaş dosyadaki yargı denetiminden geçerek kesinleşen bedelle yeknesaklık oluşturacak şekilde değerlendirme yapılarak asıl davada davacı payına isabet eden miktarın 2.280.000,00 TL, birleştirilen davada davacı payına isabet eden miktarın 1.288.200,00 TL olarak belirlendiği ve bu bedellere hükmedilmesi gerektiği anlaşılmış ise de davacı tarafın talebi de dikkate alınarak hüküm kurulması ve fazlasının saklı tutulmasına karar verilmesi gerektiğinden, davacılar vekilinin istinaf itirazlarının bu yönden kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin üçüncü alt bendi gereğince davalı idare vekilinin başvurusunun esastan reddine, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle asıl ve birleştirilen davaların taleple bağlı kalınarak kabulüne, fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmasına karar verilmiştir.

V. Temyiz A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar etmiş, ayrıca davada uzlaşma yoluna gidilmesi gerektiğini bu hususun dava şartı olduğunu ve maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak davacı tapu maliki ile davalı idare arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ve bedelinin tahsili hususundadır.

2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak değer biçilmesinde ve alınan rapor uyarınca bedelinin davalı idareden tahsiline karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

3. Bölge Adliye Mahkemesince 6100 sayılı Kanun'un 355 inci maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak inceleme yapıldığından ve istinaf sebebi olarak ileri sürülmeyen bir konunun temyiz yolunda ileri sürülmesi hâlinde incelenmesi mümkün olmadığından davalı idare vekilinin vekâlet ücretine ilişkin talebi konusunda inceleme yapılmamıştır.

4. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukukî nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, temyiz edenin sıfatına göre davalı idare vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı idare vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Davalı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2025/4134, K. 2025/12736, T. 13.10.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2025-4134-e-2025-12736-k-ab3448c8f1c3