Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/4281 E. 2025/13911 K. – İş Kazasından

Konu: İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/4281
Karar No
2025/13911
Karar Tarihi
Konu
İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 38. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/181 E., 2024/499 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara Batı 4. İş Mahkemesi SAYISI : 2019/19 E., 2023/291 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkilinin geçirdiği iş kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminatın davalı işverenden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, işverene atfedilecek bir kusur bulunmadığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, hükmedilen maddi tazminat miktarının eksik ve hatalı hesaplandığını, Mahkemece hükme esas alınan hesap raporunda davacının ücretine ilişkin tespitler, iskonto uygulaması ve sair diğer hususların hatalı değerlendirildiğini ve Yargıtay'ın güncel içtihatları dikkate alınmadan rapor tanzim edildiğini, iskontolu devrenin rapor tarihinden itibaren hesaplanması gerekirken, asgari ücretin belli olduğu varsayımına dayanılarak takip eden yıl başından itibaren hesaplanmasının hatalı olduğunu, yargılama sırasında 2023 yılı Temmuz ayı itibariyle asgari ücretin net 11.402,00 TL olarak belirlenmiş olduğunu ve bu hususun mahkemece re'sen dikkate alınarak hüküm kurulması gerekirken, ek rapor taleplerinin mahkemece karşılanmadığını, mahkemece emsal ücret araştırması yapılmadan davacının ücretinin net 3.000,00 TL yerine, 2.799,00 TL olduğu kabulü ile sonuca gidilmesinin yerinde olmadığını, dosyada kusur raporları arasındaki çelişkiler giderilmeden karar verilmesinin hatalı olduğunu, hükmedilen manevi tazminat miktarının yetersiz olduğunu, davacı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle, mahkemece kusura ilişkin itiraz ve taleplerinin değerlendirilmediğini, kazada müvekkili işverenin kusuru bulunmadığını, kazanın davacının kendi kusurlu eylemi ve kaçınılmazlık sonucunda meydana geldiğini, davacı işçinin işyeri kuralları ile amirlerinin emir ve talimatlarına aykırı davranması, kendisine verilen koruyucu ekipmanları kullanmaması, dikkatsiz ve tedbirsiz davranışları ile tamamen kendi kusuruna dayalı eylemleri ile tam ve asli kusurlu olarak kazaya sebep olduğunu, ayrıca hükme esas alınan bilirkişi raporunda 60 yaş sonrası pasif dönem hesabı yapılmış olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, meslekte kazanma gücü kaybı oranının %60'ın altında kaldığı durumlarda 60 yaş sonrası pasif dönem için zarar hesabı yapılmasına olanak bulunmadığını beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, vakıa mahkemesi hakiminin objektif, mantıksal ve hayatın olağan akışına uygun, dosyadaki verilerle çelişmeyen tespitlerine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve re'sen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu, ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı kanaatine varılarak, tarafların istinaf başvurusunun esas yönünden ayrı ayrı reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir..." gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi tazminat ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 371. maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20... . maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesi 3. Değerlendirme A)Davacı vekilinin davacı yararına hükmedilen manevi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden; Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Dosya içeriğine göre dava dilekçesinde davacı için 40.000,00 TL manevi tazminat talebinde bulunduğu, İlk Derece Mahkemesince davacı için 30.000,00 TL manevi tazminata hükmolunduğu, Bölge Adliye Mahkemesi'nin yukarıda anılan kararı ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan karar verildiği gözetildiğinde reddine karar verilen tazminat miktarlarının Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından davacı vekilinin temyiz itirazlarının miktardan reddine karar verilmiştir. B)Taraf vekillerinin davacı yararına hükmedilen maddi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden; 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekilleri tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI.KARAR : Açıklanan sebeple; Davacı vekilinin davacı yararına hükmedilen manevi tazminat alacağına yönelik temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE, Taraf vekillerinin davacı yararına hükmedilen maddi tazminat alacağı yönünden yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,16.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/4281, K. 2025/13911, T. 16.10.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2025-4281-e-2025-13911-k-e1491fcf7792