Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/3748 E. 2025/15477 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/3748
Karar No
2025/15477
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1430 Esas, 2024/1983 Karar KARAR : Düzeltilerek yeniden esas hakkında verilen karar /Ret/ Kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : Eskişehir 4. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/748 Esas, 2023/393 Karar

Taraflar arasındaki tapu sicilinin hatalı tutulması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı ... Tapu Müdürlüğü vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine yeniden yargılama yapan İlk Derece Mahkemesince davalı ... Tapu Müdürlüğü yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine, diğer davalılar ile davalı Hazine yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı ... Tapu Müdürlüğü ile davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davalı ... Tapu Müdürlüğü yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine, diğer davalılar ile davalı Hazine yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin dava konusu Eskişehir ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 427 parsel (yenileme ile 115 57... parsel) sayılı 7.125,00 m² yüzölçümündeki taşınmazı 13.10.1995 tarihli 9131 yevmiye numaralı işlemle davalılar murisi ...'den satın aldığını, müvekkiline yapılan satış işleminin davalı ... Tapu Müdürlüğünde resmî senet düzenlenmek suretiyle yapıldığını ve kendisine tapu senedi örneği verildiğini, müvekkilinin bu tarihten 2016 yılına kadar taşınmazın emlak vergilerini düzenli şekilde ödediğini, 2016 yılına ait emlak vergisinin ikinci taksitini ödemek için ... Belediye Başkanlığına gittiğinde dava konusu taşınmazın adına kayıtlı olmadığını öğrendiğini, bunun üzerine 29.11.2016 tarihinde davalı ... Tapu Müdürlüğüne başvurduğunu, yapılan incelemede müvekkiline satışın yapıldığı tarihte satış işleminin tapu kütüğüne işlenmesi gerekirken müvekkili adına herhangi bir tescil işleminin yapılmadığını öğrendiğini, müvekkiline satışı yapan davalılar murisi ...'nin tapu kütüğündeki bu hatadan yararlanarak 20.04.2005 tarihinde taşınmazı ... ’na sattığını, bu kişinin de 10.06.2005 tarihinde taşınmazı ..., ... ve ... ’a sattığını, müvekkiline satış yapan davalılar murisinin oluşan hatayı bilerek ikinci defa taşınmazı tekrar satmak suretiyle sorumlu olduğu gibi müvekkilinin tapu kütüğünün hatalı tutulması nedeniyle uğradığı zararının 4721 sayılı Kanun 1007 nci maddesi uyarınca davalı ... Tapu Müdürlüğü tarafından müştereken ve müteselsilen tazminini talep etmiştir.

II. CEVAP 1. Davalı ... Tapu Müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde özetle; yasal süre geçtikten sonra dava açıldığından zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesini, husumetin ... Tapu Müdürlüğüne yöneltilmesi hatalı olduğundan husumet yokluğu nedeniyle davanın reddi gerektiğini, davanın idari yargı görev alanına girmesi nedeniyle davanın reddine karar verilmesini, dava açılmadan önce ... Müdürlüğü ile ... Tapu Müdürlüğüne başvurulması ve reddedilmesi halinde işgalci mirasçılarına karşı dava açılması gerektiğini, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi şartlarının oluşmadığını, dava konusu taşınmaz için istenen tazminatın yüksek olduğunu ileri sürmüştür.

2. Davalılar ... vd. vekili Avukat ... cevap dilekçesinde özetle; süresinde açılmayan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesini, husumetin Tapu Müdürlüğünde olduğunu müvekkileri yönünden davanın reddi gerektiğini, müvekkillerinin murisleri ...'nin satış işlemlerinden haberdar olmadıkları gibi murisleri vekil aracılığıyla satış yaptığından işlemlerden kendisinin de bilgi sahibi olmadığını, bu nedenle bütün hukuki sorumluluğun Tapu Müdürlüğüne ait olduğunu ileri sürmüştür.

3. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; süresinde açılmayan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesini, dava açılmadan önce ... Müdürlüğü ile ... Tapu Müdürlüğüne başvurulması ve reddedilmesi halinde işgalci mirasçılarına karşı dava açılması gerektiğini, davacı asıl malikin sicilin düzeltilmesi davası açmak suretiyle 20.04.2005 tarihli ve 3999 yevmiye numaralı satış ile 10.06.2005 tarihli ve 6234 yevmiye numaralı satışı iptal ettirerek taşınmazın kendi adına tescilini sağlayabileceğini, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi şartlarının oluşmadığını, dava konusu taşınmaz için belirlenen bedelin yüksek olduğunu ileri sürmüştür.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ... Tapu Müdürlüğü yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine, diğer davalılar ile davalı Hazine yönünden davanın kabulü ile taşınmazın gerçek bedelinin 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca davalı Hazineden ve diğer davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... Tapu Müdürlüğü ile davalı Hazine vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri 1. Davalı ... Tapu Müdürlüğü vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili idare yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verildiği hâlde müvekkili lehine vekâlet ücretine hükmedilmediğini ileri sürmüştür.

2. Davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde özetle; süresinde açılmayan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesini, dava açılmadan önce .... Müdürlüğü ile ... Tapu Müdürlüğüne başvurulması ve reddedilmesi halinde işgalci mirasçılarına karşı dava açılması gerektiğini, davacı asıl malikin sicilin düzeltilmesi davası açmak suretiyle 20.04.2005 tarihli ve 3999 yevmiye numaralı satış ile 10.06.2005 tarihli ve 6234 yevmiye numaralı satışı iptal ettirerek taşınmazın kendi adına tescilini sağlayabileceğini, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi şartlarının oluşmadığını, dava konusu taşınmaz için belirlenen bedelin yüksek olduğunu ileri sürmüştür.

C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ... Belediye Başkanlığının 16.02.2018 tarihli yazı ekindeki emlak vergilerini gösterir tahsilat makbuzları incelendiğinde davacının satın aldığı 1995 yılından itibaren 24.05.2016 tarihine kadar tazminat istemine konu taşınmaza ilişkin emlak vergilerini ödediği, en son ödeme tarihinin 24.05.2016 tarihi olduğunun tespit edildiği, davalı Hazine vekili zamanaşımı süresi içinde davanın açılmadığını ileri sürmüş ise de tazminat istemine konu taşınmaz davalıların miras bırakanı tarafından 13.10.1995 tarihinde tapuda düzenlenen geçerli resmî satış akit tablosuyla davacıya satıldığı, davacının da anılan geçerli sözleşme uyarınca satın aldığı tarihten itibaren 2016 yılına kadar tazminat istemine konu taşınmazın vergilerini düzenli olarak ödediği, 2016 yılına ilişkin vergi borcunun ikinci taksitini ödemek istediğinde taşınmazın adına kayıtlı olmadığını öğrendiğinin dosya kapsamıyla sabit olduğu, davacının çekişmeli taşınmaza ilişkin 13.10.1995 tarihli geçerli resmî satış senedinin tapu kütüğüne tescil edilmediğini, üçüncü kişilere kayden satıldığını bildiğine, bu durumdan daha önceden haberdar olduğuna ilişkin dosyada iddia, bilgi ve belge bulunmadığı, hukuka aykırı bir eylem işlenilmesine karşın, zarar gören hukuka aykırı işlemden haberdar değil ise bu durumda zarar görenin uğradığı zararın varlığını, zarar verenin kim olduğunu, kapsam ve miktarının neden ibaret bulunduğunu öğrendiği andan itibaren zarar verenden bunun tazminini isteme hakkının doğacağı ve bu hakkına ilişkin yasal zamanaşımı süresinin de o tarihte başlayacağının açık olduğu, bu durumda dava tarihi itibarıyla zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşılmakla davalı Hazinenin zamanaşımına yönelik istinafının yerinde bulunmadığı, 4721 sayılı Kanun'un 1023 üncü maddesi uyarınca tapu kütüğündeki tescile iyiniyetle dayanarak mülkiyet veya bir başka ayni hak kazanan kişinin bu kazanımının korunduğu, dayanağını 4721 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinden alan iyiniyetin aynı zamanda bu iddiada bulunana bir özen ve itina borcu yüklediğinin de kuşkusuz olduğu, ancak bu özenin ve dikkatin sicile yönelik olması gerektiği, sicile güvenen kişinin sicilin dayanağını oluşturan kayıt ve belgeleri inceleme yükümlülüğünün bulunmadığı, bu sebeple çekişmeli taşınmazın tapu malikleri olan ..., ... ve ... ’a 13.10.1995 tarihli resmî akit tablosunu (davacıya satışa ilişkin) inceleme mükellefiyeti yüklenemediği, çekişmeli taşınmazın son tapu maliklerinin kötüniyetli olduğuna, taşınmazın davacıya ait olduğunu bilerek satın aldıklarına dair dosyada bilgi, belge ve bu yönde iddianın da mevcut olmadığı, bu sebeple de davacının, tapu malikleri olan ..., ... ve ... hakkında tapu iptali ve tescil davası açmak suretiyle çekişmeli taşınmazın mülkiyetini geri alma imkânının bulunmadığı, tazminat istemine konu taşınmaz davalı gerçek kişilerin mirasbırakanı olan ... tarafından 13.10.1995 tarihli ve 9131 yevmiye numaralı resmî senetle davacıya satıldığı hâlde ... Tapu Müdürlüğü memurları tarafından resmî satış senedinin tapu kütüğüne tescil edilmediği, bu kez ...’ye vekâleten vekili sıfatıyla ... (...’nin oğlu) tarafından 20.04.2005 tarihli ve 3998 yevmiye numaralı satış akit tablosuyla 10.000 YTL bedelle ... ’na satıldığı, onun da 10.06.2005 tarihli ve ... yevmiye numaralı satış senediyle ..., ... ve ... ’a sattığı, taşınmazın 1/3 paylarla ..., ... ve ... adına tescil edildiğinin sabit olduğu, tapu memurlarının 13.10.1995 tarihli resmî senedi tapuya tescil etmeyerek ve anılan resmî senet tapu müdürlüğünde bulunduğu hâlde aynı taşınmaza ilişkin 20.04.2005 tarihli ve 9131 yevmiye numaralı ikinci resmî senedi düzenleyip bu kez tapuya tescil etmek suretiyle Tapu Sicil Tüzüğü’ne aykırı işlem yaptıkları, davacının zararıyla tapu memurlarının hukuka aykırı işlem ve eylemleri arasında uygun illiyet bağının bulunduğu, tapu sicilinin hatalı tutulduğunun kuşkusuz olduğu, nitekim 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 61 inci maddesinde "Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır" hükmüne yer verildiği, anılan yasal düzenleme karşısında davacının zararından davalı Hazinenin de 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca sorumlu olduğunun açık olduğu, hükme dayanak yapılan raporda tazminat istemine konu taşınmazın belediye sınırları içinde, 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı dışında olduğu, yakın çevresinin ayrık nizamda yapılmış sitelerle dolu olduğu, ilk önce imara açılacak alanlar içinde bulunduğu, ... Mahallesinin en değerli ve önemli mevkiinde yer aldığı, yakın çevresinde yeni yapım sitelerin olduğu belirtilerek ... Mahallesi 115 22... ve 91, 115 41... , 103 97... parseller emsal olarak incelenip karşılaştırılarak tazminat istemine konu taşınmazın özelliklerine göre dava tarihi itibarıyla metrekare birim fiyatının 400,00 TL/m² olduğu, buna göre tazminat miktarının 2.815.564,00 TL olarak belirtildiği, yapılan incelemede tazminat istemine konu taşınmazın kuzeyinde yer alan 115 41... ve 65 parsellerin (115 41... parsel ifrazla 115 41... ve 574 parsellere ayrılmış) 30.06.2015 tarihi itibarıyla kadastral arsa niteliği ile metrekaresi 310 TL/m²den tazminata hükmedildiği, temyiz üzerine Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 2017/7128 Esas, 2018/17273 Karar sayılı kararıyla onandığı, yine davalı yerin kuzeyinde yer alan davalı parselle benzer konumda gözüken 115 41... parselin 14.10.2014 tarihi itibarıyla kadastral arsa niteliği ile metrekaresi 335 TL/m²den tazminata hükmedildiği, bu durumda anılan emsal kararlar karşısında eldeki davada hükme dayanak yapılan bilirkişi kurul raporunda tespit edilen 400 TL/m² birim fiyatının yerinde bulunduğu, hal böyle olunca dosya kapsamı, kamu düzeni, istinaf sebepleri ve istinaf edenin sıfatı itibariyle yapılan istinaf incelemesi sonucunda emsal incelemesi ve karşılaştırması yoluyla tespit edilen tazminata hükmedilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, ancak davalı Hazinenin 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 13 üncü maddesinin birinci fıkrasının (j) bendi uyarınca yargı harçlarından muaf olduğu ve davacının davasının kabulüne karar verildiğinden davacı tarafından ödenen tüm harçların davacıya iadesine karar verilmesi gerekirken İlk Derece Mahkemesince davacı tarafından ödenen 29,20 TL başvuru harcı, 3.415,50 TL peşin harç ve 44.408,00 TL ıslah harcının Hazineden tahsiline karar verilmesinin doğru olmadığı, yine davalı Tapu Müdürlüğü hakkındaki davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verildiği hâlde, Tapu Müdürlüğü lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesinin de isabetsiz olduğu gerekçesiyle davalı ... Tapu Müdürlüğü ile dahili davalı Hazine vekillerinin istinaf başvurularının kısmen kabulü ile düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davalı ... Tapu Müdürlüğü yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine, diğer davalılar ile dahili davalı Hazine yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.

2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı Hazine vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Davalı Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 27.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2025/3748, K. 2025/15477, T. 27.11.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2025-3748-e-2025-15477-k-23d885e8d594