Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/3657 E. 2025/14846 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/3657
Karar No
2025/14846
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/491 Esas, 2024/1712 Karar KARAR : Yeniden esas hakkında verilen karar İLK DERECE MAHKEMESİ : Elazığ 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/87 Esas, 2023/64 Karar

Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı idare vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı kurum tarafından müvekkil tarafından müvekkil davacılara ait tapunun Elazığ ili, ..., Sürsürü Mahallesi 42 41... , 2, 3, 4, 5 ve 7 parsel sayılı taşınmazların kentsel dönüşüm çerçevesinde riskli alan olarak ilan edildiğini ve müvekkil maliklerin taşınmaz üzerindeki tasarrufuna engel olunduğunu, bununla birlikte davalı kurum tarafından taşınmaz üzerine fiilen el atılarak TOKİ uygulaması olarak binalar yapıldığını buna karşılık olarak da tapu maliki müvekkillere herhangi bir ücret ödenmediğini, yapılan işlemin kamulaştırmaksızın fiilen el atma eylemi olduğunu, bugüne kadar müvekkil davacı tapu maliklerine herhangi bir bedelin teklif edilmediği ve ödenmediğini, dava konusu taşınmazların imarlı arsa vasfında olduğunu ve son derece kıymetli taşınmazlar olduğundan bahisle haklı davanın kabulünü, daha fazlasına ilişkin talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydıyla şimdilik 24.000,00 TL tazminat el atma tarihinden itibaren işleyecek en yüksek faizi ile birlikte davalı kurumdan tahsilini, yargılama harç ve giderlerin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı idare vekili cevap dilekçelerinde özetle; dava konusu ... Mahallesi 42 41... , 2, 3, 4, 5 ve 7 parsel nolu taşınmazların da içinde bulunduğu alanın gerek yapısal gerekse mekansal olarak dönüşümün sağlanmasını teminin alan bazında uygulama yapılmak suretiyle sağlıklı ve güvenli yaşam alanlarının oluşturulabilmesi amacıyla yaklaşık 17,72 hektar büyüklüğündeki alanın üzerindeki yapılaşma açısından can ve mal kaybına yol açma riski taşıtığı gerekçesiyle 01.12.2013 tarih ve 28838 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 18.11.2013 tarihli ve 5600 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile 6306 sayılı Kanun kapsamında ''Riskli Alan'' olarak ilan edildiğini, davacılar ... ... , ... , ..., ..., ..., ..., ... ve ...'ya ait 4241 ada, 1, 2, 3, 4, 5 ve 7 parselde bulunan hisseli taşınmazlarına karşılık olarak, aynı alan içerisinde üretilen A6 Blok 1. kat 8 nolu 140,30 m² büyüklüğündeki 3+1 konut ve A5 Blok 1. kat 6 no.lu 140,30 m² büyüklüğündeki 3+1 konut hisseleri oranında davacılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... ... 'ya; aynı alan içerisinde üretilen A7 Blok 2. kat 12 no.lu 140,30 m² büyüklüğündeki 3+1 konut ve A2 Blok 1. kat 1 no.lu 158,42 m² büyüklüğündeki 3+1 konut hisseleri oranında davacılar ... ve ...'ya; aynı alan içerisinde üretilen A5 Blok 2. kat 12 no.lu 140,30 m² büyüklüğündeki 3+1 konut ve B7 Blok 2. kat 6 no.lu 158,42 m² büyüklüğündeki 3+1 konut davacı ...'ya; aynı alan içerisinde üretilen A4 Blok 2. Kat 4 no.lu 158,42 m² büyüklüğündeki 3+1 konut ve D1 Blok 1. kat 3 no.lu 163,86 m² büyüklüğündeki 3+1 konut davacı ...'ya ... Noteri tarafından 21.01.2022 gerçekleştirilen kura işlemi sonrasında tahsis edildiğini, dava konusu Sürsürü Mahallesi 42 41... , 2, 3, 4, 5 ve 7 parsel numaralı taşınmazların da içinde bulunduğu alanda kamulaştırmasız el atma uygulamasının gerçekleşmediğini, somut olayda dava konusu taşınmazlara yönelik herhangi bir kamulaştırmasız el atma durumunun söz konusu olmadığını, taşınmazların bedellerinin hesaplanarak yeni konutların bedellerinin belirlenirken mahsuplaşma işleminin yapılacağını, davacıların riskli alan içerisinde kalan dava konusu taşınmazların bedellerinin kendilerine ödenmediği iddiasının kabulünün mümkün olmadığından bahisle davacı tarafından haksız ve hukuka aykırı olarak açılan işbu davanın öncelikle görev yönünden usulden reddini, mahkeme aksi kanaatte ise işbu davanın esastan reddini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafça uğranıldığı iddia olunan zarar idari işlemden kaynaklandığından, tazminat talebi ile açılan işbu davanın idari yargının görevine girdiğinden, öncelikle davanın görev yönünden reddi gerektiğini, dava konusu alanın, "riskli alan" olarak ilanı yönündeki iş ve işlemler, ilgili idarelerce kamu kudreti kullanılmak suretiyle tek taraflı iradeye dayanılarak tesis edildiğini, söz konusu riskli alanda 6306 sayılı Kanun kapsamında yürütülen uygulamada, davacıların tasarrufuna engel olmak suretiyle kamulaştırmasız el atma uygulamaması gerçekleştirilmediğini, aksine anılan "Riskli Alan"da yürütülen kentsel dönüşüm uygulamaları kapsamında gerek "Riskli Yapı" olarak tespit edilen yapıların gerekse "Riskli Alan" içerisinde kalan yapı maliklerinin, sahibi oldukları taşınmazların mevcut değeri karşılığında konut veya işyeri sahibi olmalarına olanak sağlandığını, bu çerçevede, söz konusu riskli alanda inşaatların tamamlandığını, müvekkili kurum (Altyapı ve Kentsel Dönüşüm Hizmetleri Genel Müdürlüğü) kayıtlarında yapılan inceleme neticesinde; davacılara davaya konu parsellerde yapılan konutların ... Noteri tarafından 21.01.2022 gerçekleştirilen kura işlemi sonrasında tahsis edildiğini, davaya konu taşınmazlara kamulaştırmasız el atma durumunun söz konusu olmadığını, taşınmazların da içinde bulunduğu alan Bakanlar Kurulu kararı ile 6306 sayılı Kanun kapsamında Riskli Alan ilan edilen sınırlar içerisinde kaldığını, buna istinaden 6306 sayılı Kanun kapsamında yürütülen uygulama işlemleri neticesinde üretilen konutlardan davacıların da hak sahibi olarak yararlandığını ve konutların kendilerine teslim edildiğini, konutlar teslim edildikten sonra yine 6306 sayılı Kanun ve Uygulama Yönetmeliği hükümlerine göre Riskli Alan içerisinde kalan taşınmazların bedelleri hesaplanarak yeni konutların bedelleri belirlenirken mahsuplaşma işleminin yapılacağını, dolayısıyla davacıların Riskli Alan içerisinde kalan dava konusu taşınmazlarının bedellerinin kendisine ödenmediği iddiasının doğru olmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunun usul ve kanuna aykırı olduğunu, emsal araştırmasının yetersiz olduğunu, belirlenen bedelin fahiş olduğunu ileri sürmüştür.

C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı idarenin 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun'a aykırı davranışı sebebiyle tazminat talebinden ibaret olduğu, dava konusu taşınmazların üzerindeki yapılaşma açısından can ve mal kaybına yol açma riski taşıtığı gerekçesiyle 01.12.2013 tarihli ve 28838 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 18.11.2013 tarihli ve 5600 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile 6306 sayılı Kanun kapsamında ''Riskli Alan'' olarak ilan edildiği, işbu iş ve işlemler yönünden eldeki davada davacılar tarafından tasarruf haklarının kaldırıldığından bahisle açılan tazminat davasının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2'nci maddesinin 1. fıkrasının (b) alt bendine yer alan idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları hükmü gereğince, uyuşmazlığın çözümünde idari yargı görevli olup (Emsal nitelikte Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü, 29.12.2014 tarihli ve 2014/843 Esas, 2014/1070 Karar sayılı kararı.) idari eylem ve işlemlerden doğan zararlardan dolayı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-b maddesi gereğince idareye karşı, idari yargı yerinde tam yargı davası açılması gerekmekte olup, görev kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemece dava idari yargının görev alanına girdiğinden, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı gerekçe ile işin esasına girilerek karar verilmesi doğru görülmediğinden İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı ... İl Müdürlüğü tarafından, müvekkil davacılara ait taşınmazlara geçerli bir kamulaştırma işlemi olmaksızın, 6036 sayılı Kanun kapsamında riskli alan olarak ilan edilerek, TOKİ Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Projesi kapsamına alınarak, taşınmaza fiilen el atıldığı, bu şekilde davacıların mülkiyet hakkının ihlal edildiğini, davacılara ait parsellerin 6036 sayılı Kanun kapsamına alınarak, tapu kaydının iptal edildiği ve Hazine adına tescil edildiği, üzerinde de TOKİ tarafından konut yapıldığı dikkate alındığında, fiilen el atma olgusunun gerçekleştiğinin kabul edilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat istemine ilişkindir.

2. Değerlendirme 1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukukî ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Davacılardan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 19.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2025/3657, K. 2025/14846, T. 19.11.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2025-3657-e-2025-14846-k-a95e7620b575