Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/3597 E. 2025/18245 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/3597
- Karar No
- 2025/18245
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/75 Esas, 2023/289 Karar KARAR : Kabul
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız elatılan taşınmaz bedelinin tahsiline ilişkin asıl ve birleştirilen davalarda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl ve birleştirilen davaların kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verilerek, Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA 1.Davacı vekili asıl davada dava dilekçesinde özetle; .. ili, .. ilçesi, .. .. Mahallesi 32 88... parselde ve aynı yerdeki 32 88... parselde kayıtlı taşınmazlarının imar planına göre yolda ve park alanında kaldığını, taşınmazların birkısmına yol yapılmak suretiyle fiilen alıtldığını, kamuya özgülenen yerlerin de bedelinin verilmesi gerektiğinden kamulaştırmasız el atıldığından taşınmaz bedelinin davalı idareden tahsilini talep etmiştir.
2. Davacı vekili birleştirilen davada dava dilekçesinde özetle; .. ili, .. ilçesi, ... ... Mahallesi 32 88... parsel ve aynı yerdeki 32 88... parseldeki taşınmazların imar planlarında yol ve ortaokul alanı olarak taşınmaza fiilen ve hukuken el atıldığından tazminat bedelinin davalı idareden tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP Asıl ve birleştirilen davalarda davalı idareler vekilleri cevap dilekçelerinde özetle; davanın reddini talep etmişlerdir.
III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 26.05.2011 tarihli ve 2011/207 Esas, 2011/325 Karar sayılı kararıyla davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; Kanunda, uzlaşmanın önerilmesinin amacı kişinin mahkemeye müracaat hakkını ortadan kaldırmak değil, malikin idareye başvurması halinde uzlaşma yolunun denenmesidir. İdare uzlaşma talebinde bulunan malik ile uzlaşma görüşmelerine başlamakla yükümlüdür. Malikin idareye başvurmadan doğrudan doğruya dava açması, hukukun temel prensiplerinden biri olan hak arama özgürlüğüne ilişkindir. Diğer bir deyişle; 5999 sayılı Kanun'la getirilen Geçici 6 ncı maddenin 1. fıkrasındaki uzlaşma için idareye başvurma; dava şartı olmadığı gibi, taşınmaz maliki dava açmakla uzlaşmak istemediği yönündeki iradesini ortaya koymuştur.Bu itibarla işin esasına girilerek yapılacak inceleme sonucuna göre hüküm kurulması gerektiği düşünülmeden, yazılı şekilde red kararı verildiğinden hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar Mahkemenin 16.04.2013 tarihli ve 2012/200 Esas, 2013/158 Karar sayılı kararıyla asıl ve birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idareler vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Yargıtay (Kapatılan) 18. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonucunda; dosyadaki bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporlarının incelenmesinden; fen bilirkişisinin 20.06.2012 tarihli krokili raporunda, dava konusu 32 88... nolu parsel yönünden; taşınmazın yalnızca D harfiyle gösterilen 3,54 m², F harfiyle gösterilen 149,56 m², E harfi ile gösterilen 1,21 m², G harfi ile gösterilen 1,27 m²lik kısımlarına, davaya konu 32 88... parsel sayılı taşınmaz yönünden ise G harfi ile gösterilen 36,84 m², E harfi ile gösterilen 27,44 m², A harfi ile gösterilen 449,41 m², C harfi ile gösterilen 327,89 m², D harfi ile gösterilen 129,28 m², B harfi ile gösterilen 598,80 m² ve F harfi ile gösterilen 19,87 m²lik kısımlarına yol yaparak ve asfalt dökerek fiilen el atıldığı, taşınmazın diğer kısımlarına ise fiili el atma bulunmayıp, idare tarafından 1/1000 ölçekli imar uygulama planına göre konut, park, otopark alanı olarak ayrılması nedeniyle, davalıların fiilen el attığı kısımla bu kısımların proje bütünlüğünden de söz edilemeyeceğinden, davacının mülkiyet hakkına getirilen kısıtlamanın dava konusu taşınmazın genel ve düzenleyici bir işlem olan imar planıyla kamu hizmetine özgülenmesinden ve bu planda öngörülen kamulaştırma işlemlerinin zamanında yapılmamasından kaynaklandığının kabulü ile idari işlem ve eylemden doğan zarara ilişkin davanın Uyuşmazlık Mahkemesi kararı ve 11.06.2013 tarihinde yürürlüğe giren 6487 sayılı Kanun ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun değiştirilen Geçici 6 ncı maddesinin 10. fıkrasında "Uygulama imar planlarında umumi hizmetlere ve resmi kurumlara ayrılmak suretiyle veya ilgili kanunların uygulamasıyla tasarrufu kısıtlanan taşınmazlar hakkında, 03.05.1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanunu'nda öngörülen idari başvuru ve işlemler tamamlandıktan sonra idari yargıda dava açılabilir. Bu madde hükümleri karara bağlanmamış veya kararı kesinleşmemiş tüm davalara uygulanır." hükmü uyarınca idari yargıda açılması gerektiğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-b ve 115/2. maddeleri uyarınca krokide fiilen el atılmadığı tespit edilen kısımlara yönelik davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi, 11.06.2013 tarihinde yürürlüğe giren 6487 sayılı Kanun ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun değiştirilen Geçici 6 ncı maddesinin 7 ve 13. fıkralarında “Bu madde kapsamında açılan davalarda mahkeme ve icra harçları ile her türlü vekâlet ücretleri bedel tespiti davalarında öngörülen şekilde maktu olarak belirlenir” ve “Bu fıkra hükmü, bu fıkra kapsamında kalan taşınmazlar hakkında açılan ve kesinleşmeyen davalarda da uygulanır.” hükmü getirildiğinden davacı lehine nisbi vekâlet ücreti takdir edilmesi ve nisbi harca hükmedilmesi, doğru görülmedği gibi, bundan ayrı, 6360 sayılı Kanun hükümleri uyarınca birleştirilen davada davalı ... İdaresinin davalı sıfatı sona erdiğinden bu kanun gereğince İl Özel İdaresi yerine geçen idare tespit edilip dava ihbar edilerek davaya dahil edilmesi gerektiğinden hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
3. Yargıtay (Kapatılan) 18. Hukuk Dairesinin bozma ilamına karşı süresi içerisinde davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
4. Yargıtay (Kapatılan) 18. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonucunda; fiilen el atılmayan fen bilirkişi raporunda (Mı) ve (S) harfleri ile gösterilen 1725 m²lik ve 3366,76 m²lik taşınmaz bölümleri yönünden davacının mülkiyet hakkına getirilen kısıtlamanın, dava konusu taşınmazların, genel ve düzenleyici bir işlem olan imar planıyla kamu hizmetine özgülenmesinden ve bu planda öngörülen kamulaştırma işlemlerinin zamanında yapılmamasından kaynaklandığının kabulü ile idari işlem ve eylemden doğan zarara ilişkin davanın 2577 sayılı Îdari Yargılama Usulü Kanunu hükümleri uyarınca idari yargı yerinde çözümlenmesi gerektiğinden, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-b ve 115/2. maddeleri uyarınca bu kısımlara yönelik davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması," şeklinde bozma bendi yazılmasına, yine bozma ilamının (2) numaralı bendindeki bozmanın kaldırılarak yerine "2-Dava konusu 32 88... parsel sayılı taşınmazda P1, P2 ve P3 ile gösterilen yerlerden A, C ve D alanlarının yol olarak terkininden sonra kalan kısımlarının tapu kayıtlarının davacının hissesi oranında iptali ile davalı ... Belediyesi adına tapuya tesciline karar verilmesi gerekirken, bu kısımlardaki payların tamamının iptali ile ... adına tesciline hükmedilmesi," şeklinde bozma bendi yazılmasına, bozmanın (3) numaralı bendi ile diğer kısımlarının aynen muhafazasına karar verilmiştir.
D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Üçüncü Karar Mahkemenin 10.05.2016 tarihli ve 2016/134 Esas, 2016/375 Karar sayılı kararıyla asıl ve birleştirilen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
E. Üçüncü Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı ... vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; davalılardan ... tarafından fiilen asfalt yapılmak ve mıcır dökülmek suretiyle el atılan dava konusu taşınmazların yargılama sırasında imar uygulamasına tabi tutularak yeni imar ada ve parsellerin oluştuğu anlaşılmış olup durumda, mahkemece dava konusu taşınmazlardaki davacıya ait hissenin imar uygulaması ile hangi parsellere şuyulandırıldığı belirlenip, yeni oluşan imar parsellerinin tapu kayıtları, ölçekli krokileri ve imar durumları da getirtildikten sonra yeniden keşif yapılarak, imar uygulaması sonucu oluşan parsellere fiilen el atılıp atılmadığı belirlenip, el atmanın varlığının tespiti halinde veya yeni parsellerin fiilen el atılmamakla birlikte davalı ... Belediyesi sorumluluğunda kamu hizmetine tahsis edilen parseller olduğu belirlenirse işin esasına girilerek karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, asıl ve birleştirilen davanın kabulüne dair verilen 16.04.2013 tarihli karar Yargıtay (Kapatılan) 18. Hukuk Dairesinin 25.01.2016 tarihli 2015/5656 Esas, 2016/991 Karar sayılı ilamı ile; dava konusu .. ili, .. ilçesi, .. ... Mahallesi 64... parsel sayılı taşınmazların fiilen el atılmayıp imar planında ortaokul alanında kalan ve 20.06.2012 tarihli fen bilirkişi rapor ve krokisinde (M) ve (S) harfleri ile gösterilen 1.725 m² ve 3.366,76 m²lik bölümleri yönünden davanın idari yargı yerinde çözümlenmesi gerektiğinden bahisle bozulduğu, davalılardan ... tarafından taşınmazlara asfalt yapılmak ve mıcır dökülmek suretiyle fiilen el atılan ve imar planında yol ve park alanında kalmasına rağmen fiilen el atılmayan kısımlar proje bütünlüğü kapsamında .. Belediye Başkanlığının sorumluğunda olup, yol ve parkta kalan kısımların bedeline hükmedilmesi için bozma yapıldığı ve mahkemece bozma ilamına uyulduğu halde, bozma sonrası yapılan yargılama neticesinde dava konusu taşınmazların sadece ... tarafından fiilen el atılan kısımların bedeline hükmedilerek kamuya özgülenen diğer tüm alanlar yönünden idari yargı görevli olduğundan davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçeleriyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
F. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Son Karar Mahkemenin karar başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl ve birleştirilen davaların kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava tarihinden uzunca zaman geçtiğini ekonomik durum gözetilerek güncelleme yapılması gerektiğini, mülkiyet hakkının ihlal edildiğini, karar tarihine en yakın tarihe güncelleme yapılması gerektiğini faizin enflasyonun altında kaldığını, maktu vekâlet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, asıl davada dava tarihinin hatalı yazıldığını, yargılama giderinin eksik hesaplandığını, ıslah harcının iade edilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; kısmen kabul ile lehe vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğinden kararın bozulmasını talep etmiştir.
3. Davalı .. .. Bakanlığı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 64 parsel için 1.705,47 m² nini bedeline hükmedildiği hâlde hüküm fıkrasında 512,12 m² yazıldığını, hazine adına tesçil kararı verilmesi gerektiğini, kamulaştırmadan sorumlu idare ile imar planından sorumlu belediyenin iştişare halinde olup olmadığının değerlendirilmediğini, yüksek bedele hükmedildiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, tapu maliki davacı ile davalı idareler arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili hususundadır.
2. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesi gereği yürürlükte bulunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Dava konusu taşınmazların, dava açılmasından sonra imar uygulamasına tabii tutulmaları nedeniyle asıl davanın kabulü ile davalı ... lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
3.Birleştirilen dava da imar planında okul alanında kalan kısımların proje bütünlüğü gözetilerek, bedellerinin davalı .. .. Bakanlığından tahsiline karar verilmesi yerindedir.
4. Temyizen incelenen Mahkeme kararında ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı ve bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı ... Başkanlığının tüm, davacı ve davalı .. Bakanlığı vekillerinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
5. Dava konusu 64 parsel sayılı taşınmazda 1.705,91 m²lik kısımdaki davacı payının bedeline hükmedildiği halde, bu kısmın hüküm fıkrasında 512,12 m² olarak gösterilmesi,
6. Dava konusu taşınmaza 1983 yılında sonra fiilen elatılmış olduğundan ve proje bütünlüğü de gözetilerek davacı yararına asıl ve birleştirilen dosyalarda nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde maktu vekâlet ücretinin hüküm altına alınması ve kamu düzenine ilişkin yapılan incelemede de; aynı nedenlerle asıl davada nispi harcın hüküm altına alınması gerektiğinin düşünülmemesi,
7. Birleştirilen davada .. adına tescil kararı verilmesi gerekirken, davalı idare adına tescil hükmü kurulması,
8. Asıl davada sadece ... davalı olduğu halde karar başlığında, .. İdaresinin de davalı gösterilmesi ve asıl davada dava tarihi 30.03.2011 olduğu halde karar başlığında 07.03.2016 olarak yazılması hususları bozmayı gerektirir.
Ne var ki bu hataların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 438 inci maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca Mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalı ... Başkanlığının tüm, davacı ve davalı .. Bakanlığı vekillerinin diğer temyiz itirazlarının reddine,
2. Davacı ve davalı .. .. Bakanlığı vekillerinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ve kamu düzeni gereğince yapılan inceleme sonucunda; Mahkeme kararının hüküm fıkrasının (2) numaralı bendinin ikinci parargrafında yeralan “512,12” sayısının çıkartılmasına, yerine “1.705,91” sayısının, devamla (6) numaralı bendin, (a) harfli alt bendinde yeralan “ 9.200,00” sayısının çıkartılmasına, yerine “ 55.135,47” sayısının, (b) harfli alt bendinde yeralan “9.200,00” sayısının çıkartılmasına, yerine “23.029,37” sayısının, devamla mükerrer (2) numaralı bendin (a) harfli alt bendinin çıkartılmasına, yerine “Karar tarihi itibarıyla asıl dava yönünden alınması gerekli 25.438,31 TL harçtan peşin alınan 222,75 TL harcın mahsubu ile 25.215,56 TL bakiye karar ve ilam harcının davalı ...'ndan alınarak hazineye irat kaydına” cümlesinin, devamla (2) numaralı bendin birinci ve ikinci paragrafında tescile ilişkin bölümde yeralan “.. Bakanlığı” ibarelerinin çıkartılmasına, yerlerine ayrı ayrı olmak üzere “Hazine” kelimesinin yazılması, devamla karar başlığının davalı bölümünde (2) numara ile yeralan davalı ve vekillerinin karar başlığından çıkartılması ile karar başlığının asıl dava bölümünde yeralan “07.03.2016” tarihinin çıkartılması ile yerine “30.03.2011” tarihinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Davalı ... Başkanlığından aşağıda yazılı kalan harcın alınmasına, davacıdan fazla alınan 2.660,40 TL temyize başvuru harcından 1.330,20 TL temyize başvuru harcının mahsubu ile bakiye 1.330,20 TL'nin istenildiğinde iadesine, davacıdan peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine,
23.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.