Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/1875 E. 2025/12669 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1875
Karar No
2025/12669
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI: 2024/48 Esas, 2024/2175 Karar KARAR: Kabul

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen tapu sicilinin hatalı tutulması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu Kocaeli ili, ..., ... köyü 646 parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu, dava konusu taşınmazı 15.02.2016 tarihinde satın aldığını, satın alırken taşınmazın alanının tapu senedinde 6.934,00 m² olarak belirtildiğini, Kadastro Müdürlüğü nezdinde yapılan çalışma sonucunda taşınmazın alanının 4.900,21 m² olduğunun anlaşıldığını, tapu miktarının 2.033,79 m² azaldığını, bu nedenle müvekkilinin tapu kütüğünün hatalı tutulması nedeniyle uğradığı zararının 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca davalı Hazine tarafından tazminini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın ..., köyünün idari sınırlarından ayrıldığını, evveliyatında ... köyü 646 parsel sayılı taşınmaz olarak tescil gördüğünü, bu parselin 21.07.1979 tarihli tapulama tutunağında yüzölçümünün 4.934,0 m² yazıldığını, yeni ... köyü askı ilanında da aynı şekilde yazıldığını, ancak tapu kütüğüne aktarılırken 6.934.00 m² olarak tescil edildiğini, yüzölçümü hesap cetveli ve fen klasöründe 646 parsel sayılı taşınmazın alanının 4.934.00 m² olarak yazıldığını, düzeltmeye konu parsele 05.04.2018 tarihli ve ... yevmiye numarası ile genel alan hatası şerhi konulduğunu, bu tarihten sonra düzeltme işleminin yapıldığını ve ... Tapu Müdürlüğüne düzeltme için yazının gönderildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 17.12.2021 tarihli ve 2020/489 Esas, 2021/507 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne taşınmazın gerçek bedelinin 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca davalı Hazineden tahsiline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 26.01.2023 tarihli ve 2023/3695 Esas, 2023/10607 Karar sayılı kararı ile Dairenin kaldırma kararına uygun olarak yapılan yargılama neticesinde alınan yeni bilirkişi raporu ile kaldırma nedenlerinin karşılandığı, emsal karşılaştırma metoduna göre bulunan 125,00 TL/m² birim fiyatının bölge rayiçlerine uygun olduğu, buna göre hesaplanan toplam değerin gerçek zarara uygun ve isabetli olduğu, ancak davalı Hazinenin harçtan muaf olduğu gözetilmeksizin bakiye harçtan sorumlu tutulması ve davacı tarafça yatırılan peşin ve ıslah harcı toplamının yargılama giderlerine dâhil edilerek davalı Hazineden tahsiline karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin 26.01.2023 tarihli ve 2023/3695 Esas, 2023/10607 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; hükme esas alınan bilirkişi raporunda emsal kabul edilen taşınmazın satış akit tablosunun incelenmesinden yakın akrabalar arasında gerçekleşen bir trampa işlemi olduğu anlaşılmakta olup, serbest bir satış işlemine dayanmayan ve taşınmazın gerçek değerini yansıtmadığı izlenimini uyandıran bu işlemin emsal alınması doğru olmadığı gibi dava konusu taşınmaz ile emsal alınan taşınmazın değerlendirme tarihi itibarıyla Arsa Metrekare Rayiç Bedeli Takdir Komisyonu tarafından resen belirlenen emlak vergisine esas olan metrekare değerleri ilgili Belediye Başkanlığı Emlak Vergi Dairesinden getirtilip bilirkişi kurulu raporu denetlenmeden eksik inceleme ile hüküm kurulması ve Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesinin doğru görülmemesi gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında belirtilen kararı ile uyulan bozma kararı doğrultusunda alınan 21.10.2024 tarihli bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazın belediye mücavir alanı içerisinde kaldığı, etrafının meskun olduğu ve belediye hizmetlerinden yararlandığı tespit edilerek arsa vasfında olduğu kabul edildiği, taşınmazın değerinin emsal karşılaştırma yöntemiyle belirlendiği, anılan bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazın metrekare birim fiyatının emsal karşılaştırma yöntemiyle dava tarihi olan 22.06.2018 tarihi itibarıyla 131,00 TL/m² olduğu, yazım hatasından kaynaklanan dava konusu 2.000 m² alanın toplam değerinin 262.000,00 TL olduğu yönünde uzmanlık görüşü bildirildiği, Dairece istinabe yoluyla alınan 21.10.2024 tarihli bilirkişi raporu dosya kapsamına uygun bulunarak benimsenmiş olup, bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazın toplam değeri 262.000,00 TL olarak belirlenmiş ise de davacı vekili ilk derece yargılaması sırasında İlk Derece Mahkemesine verdiği 30.09.2019 tarihli ıslah dilekçesi ile 250.000,00 TL tazminat talep etmiş olduğundan taleple bağlı kalınarak 250.000,00 TL üzerinden davanın kabulüne karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaz için belirlenen bedel düşük olduğu gibi yargılama sürecinin uzamasından kaynaklı olarak tespit edilen bedelin güncel değerin altında kaldığını, karar tarihine en yakın değer üzerinden hüküm tesis edilmesi yönünde içtihat değişikliğine gidilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

2. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; yasal süre geçtikten sonra dava açıldığından zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesini, yüzölçümünün kayden küçülmesine sebep olan olayın adi yazım hatası olduğunu, esasında davacının maliki olduğu taşınmazın zeminde aynı yer olduğunu, fiilen davacının mülkiyetinde bir eksilmenin bulunmadığını, dava konusu taşınmazın arsa vasfında değerlendirilmesinin hatalı olduğunu, taşınmaz için belirlenen bedelin yüksek olduğunu, emsal karşılaştırmasının kanunun aradığı şartlara uygun olarak yapılmadığını ileri sürmüştür.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir. 2. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanunu) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Dava konusu Kocaeli ili, ..., ... köyü 646 parsel sayılı taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesi ve taşınmazın gerçek bedelinin 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince davalı Hazineden tahsiline karar verilmesi yerindedir. 3. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin tüm, davalı Hazine vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

4. İlk Derece Mahkemesinin ilk kararını davacı tarafın istinaf etmediği ve ilk kararda hükmedilen bedelin davalı Hazine lehine usulî kazanılmış hak oluşturduğu dikkate alınmaksızın taleple bağlı kalınarak hüküm kurulması bozmayı gerektirir. Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.

VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davacı vekilinin tüm, davalı Hazine vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. Davalı Hazine vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararına yönelik temyiz itirazının kısmen kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (1) numaralı bendinde yer alan "kabulüne" kelimesinden sonra "250.000,00" sayısından önce gelmek üzere "davalı Hazine lehine ilk karar ile oluşan usuli kazanılmış hak gözetilerek" ibaresinin eklenmesi suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Davacıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2025/1875, K. 2025/12669, T. 09.10.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2025-1875-e-2025-12669-k-24fbfe80a1df