Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/1732 E. 2025/12231 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/1732
- Karar No
- 2025/12231
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ: Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI: 2024/2027 Esas, 2024/2150 Karar KARAR: Esastan ret SAYISI: 2022/795 Esas, 2024/285 Karar Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı idare vekili ile bir kısım davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı idare vekili ile bir kısım davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; Samsun ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 11736 ada 3 parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescilini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalılar ... vd. vekilleri cevap dilekçesinde özetle; acele el koyma talepli açılmış olan ilk davada belirlenen bedelin taşınmazın gerçek bedelini ortaya koymadığını, dava konusu taşınmazın sosyal ve ekonomik açıdan mükemmel bir mevkiye sahip olduğunu, taşınmazın üstün vasıfları görmezden gelinerek ikinci-üçüncü sınıf mevkilerde bulunan taşınmazlarla bir tutulmak suretiyle davacı idare lehine fahiş bir işlem yaratıldığını belirterek, taşınmazın tüm üstün nitelikleri göz önüne alınarak günün gerçek rayiç değerlerine uygun kamulaştırma bedelinin tespitine karar verilmesini talep etmişlerdir. 2.Davalılar ... vd. vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaza belirlenen bedellerin çok düşük olduğunu ileri sürerek haksız ve hukuka aykırı davanın reddini talep etmiştir. 3.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; acele kamulaştırma dava dosyasında belirlenen değerin taşınmazın gerçek değerinin çok altında olup müvekkillerin mağduriyetine yol açtığı gibi mülkiyet hakkını da ihlal ettiğini belirterek keşif ve bilirkişi incelemesi yapılarak taşınmazın güncel ve gerçek satış değerinin belirlenmesine karar verilmesini talep etmiştir. 4.Davalılar ... vd. vekili cevap dilekçesinde özetle; acele el koyma dava dosyasında dava konusu taşınmaz için takdir edilen taşınmaz metrekare birim fiyatının, taşınmazın bulunduğu mevkideki gerçek rayiç alım ve satımlara göre çok çok düşük bulunması sebebi ile acele el koyma dava doyasındaki ve kararındaki takdir edilen bedeli kabul etmediklerini, davacı idarenin pazarlık için davalılara teklif ettiği bedelin de günün emsal rayiç satışlarının çok çok altında bulunması sebebi ile iş bu dava konusu taşınmazın kamulaştırma bedel tespitinin gerek dava konusu taşınmazın zemindeki fiili durumu gerekse sunmuş oldukları emsal satış kayıtları ile resen dikkate alınacak emsal satışlar uyarınca 2021 yılındaki gerçek rayiç alım satım fiyatlarına göre hakkaniyetli ve uygun olarak belirlenmesine karar verilmesini talep etmiştir. 5.Davalılar ... vd. vekili cevap dilekçesinde özetle; acele el koyma davasında tespit edilen bedelin hatalı olduğunu, dava konusu taşınmaz hakkında yeni bir bilirkişi raporu tanzim edilerek, bilirkişi değerlendirmesinde esas hususlar içerisinde taşınmazın mevki ve ticari, sosyal faaliyetler açısından kazanmış olduğu değerlerin de hesaba katılması gerektiğini beyan ederek müvekkilleri mağdur edilmeden, mülkiyet hakkı zorla düşük bedeli ile elinden alınmaksızın, gerçek rayiç satış bedelleri dikkate alınarak takdir edilecek kamulaştırma bedelinin karar altına alınmasını talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve kamulaştırma bedelinin tespiti ile davalılara payları oranında ödenmesine, dava konusu taşınmazın davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile davacı idare adına tesciline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili ile bir kısım davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1. Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; davaya konu taşınmazın bedelinin yüksek belirlendiğini, hükme esas rapordaki verilerin hatalı olduğunu beyanla istinaf yoluna başvurmuştur 2. Davalılar ... vd. vekili istinaf dilekçesinde özetle; davaya konu taşınmazın bedelinin düşük belirlendiğini, hükme esas rapordaki verilerin hatalı olduğunu beyanla istinaf yoluna başvurmuştur. 3. Davalılar ... vd. vekili istinaf dilekçesinde özetle; davaya konu taşınmazın bedelinin düşük belirlendiğini, hükme esas rapordaki verilerin hatalı olduğunu beyanla istinaf yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla arsa niteliğindeki taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak değer belirlenmesinde, 31.05.2023 tarihli raporda emsal olarak alınan taşınmaz (... 11688 ada 7 parsel) ile yapılan usulüne uygun karşılaştırmada, emsal taşınmazın arsa metrekare rayiç değeri (57,17 TL) ile dava konusu taşınmazın arsa metrekare rayiç değeri (32,84TL) dikkate alınarak yapılan kıyaslama sonrasında belirlenen kamulaştırma bedelinde isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle tarafların istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili ile davalılar ... vd. vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalılar ... vd. vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiş; kamulaştırma bedelinin yüksek enflasyon karşısında değer kaybettiğini, taşınmazın metrekare birim fiyatının güncellenmesi gerektiğini, 2942 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrasındaki faize ilişkin düzenlemenin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiğini, bu nedenle faiz başlangıç tarihinin dava tarihi ve uygulanacak faizin ise Türk Lirasına fiilen mevduata uygulanan en yüksek faiz oranında olması gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti istemine ilişkindir. 2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. 3. 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiştir. Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır. Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan; “İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile; “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında, fark kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere yasal faiz uygulanması yerindedir. 4. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukukî ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı idare vekili ile davalılar ... vd. vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Davacı idare ile davalılar ... vd.'dan peşin alınan temyiz harçlarının Hazineye irat kaydedilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.10.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 Esas, 2004/19 Karar sayılı kararı ve müstakar kararlarında da açıkça ifade edildiği üzere Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının kesin hüküm halini almamış derdest davalar yönünden uygulanmaları gerekir. Zira Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulî kazanılmış hakkın ve aleyhe bozma yasağının istisnasını teşkil ederler. Bu nedenle somut olayda; davalı tarafın Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek faizin uygulanmasına yönelik Hukuk Muhakemeleri Kanununun 26 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında değerlendirilecek bir talebinin (Davalılar ... vd. vekilinin 31.12.2024 tarihli; “faize” ilişkin talebi) de dosya münderecatında bulunması karşısında, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası hükmünün iptali yönünde Anayasa Mahkemesi tarafından verilen ve 01.08.2023 tarihli, 32266 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas - 2023/69 Karar sayılı iptal kararı doğrultusunda karar verilmeli ve “dava tarihinden itibaren mahkeme karar tarihine kadar geçen süre için kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faiz oranının uygulanması”, diğer bir ifadeyle Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası hükmü nazara alınarak “dava tarihinden itibaren karar tarihine kadar faize hükmedilmesi (aynen temyiz incelememize konu Samsun 3 üncü Asliye Hukuk Mahkemesinin; “dava tarihinden Mahkemelerinin karar tarihlerine kadar faiz uygulanmasına ilişkin” kararında olduğu gibi)” gerekmektedir. Hâl böyle iken, eldeki derdest davada Anayasa Mahkemesi iptal kararının uygulanmadığı, Sayın çoğunluğun diğer yönleriyle katıldığım “Onanma Kararı”na(faize ilişkin olarak) ve faizle ilgili 3 No’lu “Değerlendirme” görüşüne(hususen de bu bentte yazılı olan; “davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere yasal faiz uygulanmasının gerektiği” gerekçesine) “faizin başlangıç tarihi” ve “faizin türü” yönünden, açıkladığım nedenlerle katılmıyorum. 02.10.2025