Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/1667 E. 2025/11601 K. – Kamulaştırmasız
Konu: Kamulaştırmasız El Atılan Taşınmaz Bedelinin Tahsili
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/1667
- Karar No
- 2025/11601
- Karar Tarihi
- Konu
- Kamulaştırmasız El Atılan Taşınmaz Bedelinin Tahsili
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/3489 Esas, 2024/1528 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Kocaeli 8. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/210 Esas, 2024/231 Karar Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin .... ili, ..., .... Mahallesi ... ada 25 parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu, dava konusu taşınmazın .... Büyükşehir Belediyesinin 13.03.2014 tarihli ve 199 sayı ile onaylanan, ... 1/1000 ölçekli İmar Planı revizyonunda “Rekreasyon Alanı” (Bölge Parkı) olarak planlandığını, taşınmazın yapılaşmaya ilişkin imarının bulunmadığını, mülkiyet hakkının kısıtlandığını, müvekkilinin dava konusu taşınmazdan tam ve bağımsız yararlanma, emsal taşınmazlar gibi kullanma olanağı kalmadığını, fiilen ve hukuki olarak el atılan taşınmazın bedelinin davalı taraftan faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; husumetin hukuken el atan idareye yönlendirilmesi gerektiğini, açılan davada hukuken el atma mevcut ise bunun hangi idare tarafından yapıldığı ve dava konusu taşınmazın sorumluluklarında bulunup bulunmadığının kesin olarak belirlenmesi gerektiğini, el atılan yerin idarenin yetki ve sorumluluğunda bulunan yerlerden olmaması veya el atan idarenin müvekkili idare olmaması halinde açılan davanın husumetten reddine karar verilmesi gerektiğini, daha önce benzer talepler ile açılan davalarda verilen kararlarda, hukuki el atmadan söz edebilmek için taşınmazın imar planıyla kamusal kullanıma ayrılmış olması, taşınmaz üzerinde özel kullanımın ve yapılaşmanın imar planı gereği hiçbir şekilde mümkün olmaması, imar planının onayından itibaren en az beş yıllık süre geçmiş olması ve taşınmazın bu sürede kamulaştırılmamış olması şartlarının bulunması gerektiğinin vurgulandığını, iş bu davada ise hukuki el atma şartlarının gerçekleşmediğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; hükme esas alınan bilirkişi raporunun yeterli olmadığını, hüküm altına alınan bedelin düşük olduğunu, piyasa ilanlarına bakıldığında 200-300 m²lik arsaların bile bu bedellerin üzerinde olduğunu, dava konusu taşınmazın bitişiğinin site tipi binalarla teşekkül ettiğini, müvekkilinin 10-12 daireli 5 bina arsası büyüklüğünde ve en az 50-60 dairelik yerine biçilen bedelin bir daire parası olduğunu, yapılaşması kısıtlanan panoramik şehir manzaralı yerinden komşu parseleler gibi en azından kat karşılığı inşaat yaptırarak onlarca daire sahibi olabilecekken tek bir daire parasına 2500 m² yeri idareye geçeceğini, piyasa gerçekleri ile bakıldığında rapordaki hesaplama yöntemi ne olursa olsun bedelin düşük olduğunu, ayrıca vekâlet ücretinin nispi hesaplanması gerektiğini, maktu vekâlet ücretine hükmedilmesinin de yerinde olmadığını beyan etmiştir. 2.Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkil lehine vekâlet ücretine hükmedilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu, imar planı hükümlerine göre rekreasyon alanlarında özel mülkiyete konu bir çok tesis yapılabileceği için rekreasyon alanlarında mülkiyet kısıtlılığından söz etmenin mümkün olmadığını, herhangi bir kısıtlılığı bulunmayan ve kamulaştırma zorunluluğu bulunmayan bir alan ile ilgili sorumlu tutulmalarının kabul edilemez olduğunu, parselin zemin yapısının yerleşime uygun olmayan bir alanda bulunduğundan esasen imar planlarıyla getirilen bir kısıtlılık hali söz konusu olmadığı hâlde, mahkemece bu konuda değerlendirme yapılmadığını, mahkemece bilirkişi raporunda tek bir emsal bedelden yola çıkılarak yapılan değerlendirme sonucu belirlenen bedel üzerinden karar verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu, bilirkişilerce emsal ile dava konusu parsel arasındaki benzer/ farklılıkları titizlikle araştırılması, soyut ifadelerden ziyade daha gerçekçi veriler ile bedel belirlenmesi gerektiğini, kök raporda kamulaştırma bedeli olarak belirlenen bedelin ek raporda değiştiğini ve arttığını, iki rapor arasında fahiş fark bulunduğunu, bu hali ile raporun hükme esas almaya elverişli olmadığını beyan ederek mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taşınmazın arsa vasfında olduğunun kabulü ile emsal incelemesi yapmak suretiyle 2942 sayılı Kanun'un 11 inci ve 12 inci maddeleri çerçevesinde taşınmazın değerini belirlemeleri ve buna göre bilirkişilerin dava konusu taşınmazla emsal taşınmazın konum, nitelik ve vergi beyanları itibarıyla karşılaştırma yaparak benzer özellikleriyle üstün ve eksik yanlarını da belirtmek ve 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi çerçevesinde her iki taşınmazı kıyaslamak suretiyle belirlenen bedelin davalı tarafa ödenmesine karar verilmesi yerinde görülerek taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar etmiştir. 2. Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak davacı idare ile davalı tapu maliki arasındaki kamulaştırmasız elatılan taşınmazlar bedelinin tahsili istemine ilişkindir. 2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi gereğince emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. 3.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukukî nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurullarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin yerinde bulunmayan tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Taraflardan peşin alınan temyiz harçlarının Hazineye irat kaydedilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 18.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.