Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2024/4868 E. 2025/3536 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/4868
- Karar No
- 2025/3536
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1869 E., 2024/1849 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Karaman 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/744 E., 2024/328 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 4728 ada 3 parsel sayılı taşınmazın arsa vasfı ile ... Belediyesi adına tescilli bulunduğunu, geldisinin mera vasfındaki 449 ada 1 parsel sayılı taşınmaz olduğunu, kadastro tutanağı ile ... Belediyesi adına tescil edilen taşınmazda davalı Belediyece yapılan ifraz işlemi ve sonrasındaki imar uygulaması ile farklı parseller oluştuğunu, bu işlemlerin müvekkili İdare tarafından öğrenilmesi üzerine inceleme başlatıldığını, davalının 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 18. maddesi uyarınca imar uygulaması yapmak suretiyle taşınmazı mera vasfından çıkartarak arsa vasfına dönüştürdüğünü, ancak belediyelerin meraları özel mülkiyete dönüştürme ve satma yetkilerinin bulunmadığını, belediye adına tescilin kanunen mümkün olmadığının Yargıtay kararlarında da açıkça gösterildiğini, dava konusu taşınmazın 4342 sayılı Mera Kanunu'nun Geçici 3. maddesi kapsamında kalmadığını belirterek geldisi mera olmakla birlikte ... Belediyesince imar uygulaması yapılmak suretiyle res'en ifraz edilerek 4728 ada 3 parsel numarası ile ... adına arsa vasfı ile tescil edilen taşınmazın tapusunun iptali ile tapuda kayıtlı olduğu vasfı ile Hazine adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın evveliyatında mera olarak tapuda müvekkili Belediye adına tescil olduğunu, 1986 yılında arsa vasfını kazandığını, o tarihte yürürlükte olan 3194 sayılı Kanun'un 11/4 hükmünün eski hâli uyarınca dava konusu edilen gayrimenkulün arsa vasfını kazandığı tarihte geçerli olan imar planı uyarınca mera vasfını kaybettiğini, davacının dava açmakta hukuki yararı bulunmadığını, ayrıca davanın 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3 hükmünde belirtilen hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, bu nedenlerle davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “Mera Kanunun Geçici 3. maddesi kapsamında yapılan değerlendirmede; dava konusu taşınmazın evveliyatında kadastro tespiti ile "mera" vasıflı olarak davalı ... Belediyesi adına tescil edildiği, Belediye tarafından 1580 sayılı Belediye Kanunu'nun 159. maddesine göre imar planı uygulaması ile vasfının değiştirilerek "arsa" vasfına dönüştürüldüğü, taşınmazın 03.05.2005 tarihi itibariyle belediye sınırları içerisinde, 01.01.2003 tarihinden önce kesinleşen imar planı dışında kaldığı, taşınmazın mera olarak kullanımının teknik açıdan mümkün olmadığı, yerleşim yeri olarak işgal edilmediği, 4342 sayılı Mera Kanunu'nun Geçici 3. maddesinde yazılı koşulların davalı yararına gerçekleşmediği, davalı tarafından 4342 sayılı Mera Kanunun yürürlük tarihinden önce taşınmazın vasfının değiştirilmesi işleminin uygun olduğu ve davacı Hazinenin taşınmazın tapudaki arsa vasfıyla kayıt ve tescilini talep edebileceği” gerekçesiyle davanın kabulü ile ... Mahallesi 4728 ada 3 parsel sayılı taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “449 ada 1 parsel sayılı 825.346,00 metrekare yüzölçümlü taşınmazın 1978 yılında yapılan tapulama sırasında ... Belediyesinin mera olarak tasarrufunda bulunduğu gerekçesiyle 1580 sayılı Kanun'un 159. maddesine istinaden mera olarak tespit ve tescil edildiğini, 18.02.1986 tarihli ve yevmiye numaralı işlemle hâli arazi vasfına dönüştürüldüğünü, 14.03.1986 tarihli uygulama ile arsa vasıflı parsellere ifraz edildiğini, dava konusu 4728 ada 3 parselin arsa vasfıyla ... Belediyesi adına kayıtlı olduğunu, kamu malı iddiasıyla açılacak davalarda 3402 sayılı Kanun'un 12/3. maddesinde düzenlenen hak düşürücü sürenin uygulanmayacağını, imar planında genel hizmetler dışında özel mülkiyete konu olabilecek konut, sanayi ve ticaret alanı olarak belirlenmiş alanlarda kalan meraların bu vasıflarını yitirmeleri hâlinde Hazine adına tescilinin gerekeceğini, 3402 sayılı Kanun'un 36/A maddesi uyarınca yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasında hukuka aykırı yön bulunmadığını” belirterek davacı Hazine vekili ile davalı ... vekilinin istinaf istemlerinin esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde: 1.Davanın 10 yıllık hak düşürücü süre geçirildikten sonra açıldığını, davalının kadastro veya tapu görevlilerine karşı hiçbir yanıltıcı beyanı ya da hukuka aykırı müdahalesi olmadığını, ayrıca taşınmaza dair son tapu işleminin üzerinden bile 10 yılın geçtiğini, bu işlemlerden davacının haberdar olduğunu, kamu malı iddiasıyla açılacak davalarda hak düşürücü sürenin uygulanmayacağına dair gerekçesinin dayanaksız olduğunu, mera vasfı bulunmayan taşınmaza ilişkin Hazine talebinin hak düşürücü süreyi tükettiğini, 2.Kök parsele ilişkin durumun her iki Mahkemece değerlendirilmediğini, oysa ki kök parselin 2003 yılından çok önce muhtelif imar uygulamaları ve tapu işlemlerine tâbi tutulduğunu, üzerinde yerleşme gerçekleştiğini, ancak kök parselin bu durumunun dava konusu taşınmaz yönünden değerlendirilmediğini, geçici 3. maddenin ve Yargıtay kararlarının amacına aykırılık taşıdığını, istinaf itirazları incelenmeden karar verildiğini ileri sürerek hükmü temyiz etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, öncesi mera olan taşınmaza ilişkin yolsuz tescil nedeniyle tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 10.09.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.