Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/15738 E. 2026/10311 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/15738
- Karar No
- 2026/10311
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/14 Esas, 2024/350 Karar KARAR : Kısmen kabul
Taraflar arasındaki ilk davada saklı tutulan bölümün tahsili ve ecrimisil istemine ilişkin davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 18. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın yargı yolu bakımından görevsizlik nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili tarafından idari yargıda açılan dava sonucunda görev yönünden davanın reddine ilişkin verilen karar üzerine çıkan olumsuz görev uyuşmazlığının çözümü için dosya Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmiştir.
Uyuşmazlık Mahkemesinin 31.10.2022 tarihli ve 2022/358 Esas, 2022/597 Karar sayılı kararı uyarınca adli yargının görevli olduğuna kesin olarak karar verilmiştir.
Uyuşmazlık Mahkemesi kararı üzerine işin esasına girilerek Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacılar murisi vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin İzmir ili, Karşıyaka ilçesi, ... Mahallesi 1937 parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu, taşınmaza fiilen yol yapılmak suretiyle ve 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planında yol alanı olarak ayrılmak suretiyle el atıldığını, müvekkili adına Karşıyaka 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/40 Esas, 2012/356 Karar sayılı dosyasında açılan kamulaştırmasız el atma davasında müvekkilinin payına tekabül eden bedelin 138.600,00 TL olarak tespit edildiğini, ancak Mahkemece taleple bağlı kalınarak 10.000,00 TL üzerinden fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak karar verildiğini ileri sürerek saklı tutulan 128.600,00 TL bedelin ilk dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı idareden tahsili ile ilk davada hesaplanmayan 25.01.2011 tarihi ile 26.06.2012 tarihleri arasına ilişkin ecrimisilin davalı idare tarafından ödenmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; talep edilen bedelin fahiş miktarda olduğunu, dava konusu taşınmaza müvekkili idare tarafından el atılmadığını, aleyhine tazminata hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 12.03.2014 tarihli ve 2012/308 Esas, 2014/112 Karar sayılı kararı ile davanın kabulü ile ilk davada saklı tutulan 128.600,00 TL kamulaştırmasız el atmadan kaynaklanan tazminat ile 25.01.2011 tarihi ile 26.06.2012 tarihleri arasına ilişkin 360,00 TL ecrimisil bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 18. Hukuk Dairesince yapılan temyiz incelemesi sonucunda; her ne kadar Mahkemece Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 2013/4862 Karar sayılı ilâmına dayanılarak karar verilmiş ise de, mahkemelerin görevine ilişkin hususlar kamu düzeniyle ilgili olduğundan yargılamanın her aşamasında resen gözetilir ve göreve ait hususlarda kazanılmış hakkın söz konusu olamayacağı; görevin, kazanılmış hak kuralının bir istisnası olduğu İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 04.02.1959 tarihli, 1957/13 Esas, 1959/5 Karar sayılı kararında da belirtildiği, davacı tarafın mülkiyet hakkına getirilen kısıtlamanın, dava konusu taşınmazın, genel ve düzenleyici bir işlem olan imar planıyla kamu hizmetine özgülenmesinden ve bu planda öngörülen kamulaştırma işlemlerinin zamanında yapılmamasından kaynaklandığının kabulü ile idari işlem ve eylemden doğan zarara ilişkin davanın 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu hükümleri uyarınca idari yargı yerinde çözümlenmesi gerektiğinden davanın usulden reddi yerine yazılı şekilde karar verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle bozma kararı verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 19.03.2015 tarihli ve 2015/55 Esas, 2015/139 Karar sayılı kararı ile yargı yolu bakımından görevsizlik nedeniyle dava dilekçisinin reddine karar verilmiş, dosya idare mahkemesine gönderilmiştir.
C. Uyuşmazlık Mahkemesi Kararı İdare mahkemesince görevsizlik kararı verilmiş, Uyuşmazlık Mahkemesinin 31.10.2022 tarihli ve 2022/358 Esas, 2022/597 Karar sayılı kararı uyarınca adli yargının görevli olduğuna kesin olarak karar verilmiştir.
D. Mahkemece Verilen Son Karar Mahkemenin ilâm başlığında belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulü ile ilk davada saklı tutulan 128.600,00 TL kamulaştırmasız el atmadan kaynaklanan tazminat ile 25.01.2011 tarihi ile 26.06.2012 tarihleri arasına ilişkin 360,00 TL ecrimisil bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin ilâm başlığında belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri 1. Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; yargılama sürecinin 12 yıl sürdüğü dikkate alınarak, dosyada alınan bilirkişi raporu doğrultusunda ilk davada saklı tutulan payın ilk dava tarihinden itibaren Üretici Fiyat Endeksi ile güncellenen değerine hükmedilmesi gerekirken, 12 yıl önceki bedelin yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesinin gerçek zararı karşılamaktan uzak olduğunu ileri sürmüştür.
2. Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın dava dışı ... Koleji tarafından parke taşı döşenmek ve öğrencilerine hobi bahçesi yapmak suretiyle kullanıldığını, müvekkili idareye sorumluluk yüklenerek aleyhine tazminata hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, temel olarak taraflar arasında görülüp kesinleşen kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkin olarak açılan ilk davada saklı tutulan bölümün tahsili ve ecrimisil hususundadır.
2. Değerlendirme 1. Temyizen incelenen Mahkeme kararında ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı ve bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla davalı idare vekilinin tüm, davacılar vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Dava konusu taşınmaza ilk dava tarihi esas alınmak suretiyle değer biçildiği ve ek davada saklı tutulan bölümün talep edildiği gözetilerek, kesinleşen önceki davanın açıldığı tarihten itibaren yasal faize hükmedilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile ek dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi bozmayı gerektirir. 3. Dava konusu taşınmaza 1983 yılı sonrası fiilen el atıldığı anlaşılmakla, nispi harca hükmedilmesi gerekirken, maktu harca hükmedilmesi bozmayı gerektirir.
Ne var ki bu hataların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 438 inci maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca Mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalı idare vekilinin tüm, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,
2. Davacı vekilinin mahkeme kararına yönelik temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının hüküm fıkrasının 2 nci paragrafında yer alan "26.06.2012" tarihinin hükümden çıkartılması, yerine "26.01.2011" tarihinin yazılması; hüküm fıkrasının harca ilişkin 5 inci paragrafının hükümden tümüyle çıkartılması, yerine "Alınması gereken 8.809,25 TL harçtan, davacı tarafından yatırılan peşin yatırılan 1.915,06 TL harcın mahsubu ile bakiye 6.894,19 TL harcın davalı idareden alınarak Hazineye irat kaydına," cümlesinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Davalı idareden aşağıda yazılı kalan harçların alınarak Hazineye irat kaydedilmesine, davacıdan peşin alınan temyiz karar harcının istenildiğinde iadesine, aşağıda yazılı kalan temyize başvuru harcının davacıdan alınarak Hazineye irat kaydedilmesine,
04.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.