Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/13588 E. 2026/9561 K. – Arsa Paylarının

Konu: Arsa Paylarının Düzeltilmesi

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/13588
Karar No
2026/9561
Karar Tarihi
Konu
Arsa Paylarının Düzeltilmesi

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1707 Esas, 2025/1005 Karar KARAR : Esastan ret

Taraflar arasındaki arsa paylarının düzeltilmesi davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçelerinde özetle; davacının maliki olduğu bağımsız bölümün arsa payının yanlış olarak hesaplanıp tapuya tescil edildiğini, söz konusu yanlışlık nedeniyle davacıya ait dükkanın arsa payının 7/545 olarak tescil edildiğini, davacının bitişiğinde bulunan ve davalıya ait 22 numaralı dükkan vasıflı taşınmazın arsa payının 8/545 olarak tapuya tescil edildiğini, davacıya ait dükkanın davalıya ait dükkandan daha büyük olmasına rağmen arsa paylarının yanlış hesaplanması nedeniyle davalının dükkanından daha küçükmüş gibi göründüğünü beyan ederek arsa paylarının düzeltilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; öncelikle zamanaşımı nedeniyle davanın reddini talep ettiğini, davacı tarafın ... Mahallesinde bulunan arsa üzerine 263 adet konut ve cadde üzeri dükkan yapmak üzere kurulmuş olan ...Kooperatifliğinin kurucu üyesi olduğunu ve aynı zamanda 15 yıl kadar bu kooperatifin başkanlığını da yaptığını, dava konusu taşınmaz dükkanın da bu ... tarafından üstelik davacının başkanlığı döneminde yaptırıldığını, dükkan bittikten sonra da davacı tarafın başkanlığını yaptığı yönetim tarafından satım kararı alınarak dükkanın tarafına satıldığını ve tapusunun da bu şekilde tarafına verildiğini, kendisinden kaynaklanan bir kusurun söz konusu olmadığını, hata varsa da bu hatanın sebebinin davacı olduğunu, aradan uzun zaman geçtikten sonra kendi hata ya da kusurundan kaynaklı olarak talepte bulunmasının iyiniyet kurallarıyla bağdaşmadığını, hukuken bunun mümkün olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 21 nolu taşınmazın arsa payının davalıların murisine ait aynı yerde bulunan 22 nolu bağımsız bölüme hatalı şeklide tescil edildiğini, bu hususun bilirkişi raporuyla da sabit olduğunu, davacının taşınmazının davalıların murisine ait taşınmazdan daha büyük olmasına rağmen gelinen noktada davalı tarafın taşınmazının arsa payının davacının taşınmazdan daha büyükmüş gibi göründüğünü, iddia ettikleri uyuşmazlıklar hakkında bilirkişi ve keşif ile de ortaya çıkmasına rağmen mahkemece davacının isteminde iyi niyetli olmadığını ve hukuki yararının bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verildiğini, davacıya ait bağımsız bölümün bilirkişi raporu ile sabit olduğu üzere 83 m² olduğunu, davalının taşınmazının 72 m² olduğunu, buna rağmen müvekkilinin arsa payının ise 7/545, davalıların murisinin arsa payının ise 8/545 olarak tescil edildiğini, müvekkilinin yapılan maddi hata ile hukuki menfaatinin zarar gördüğünü, bu duruma kendisinin sebebiyet vermediğini, mahkeme kararının kabul edilemez olduğunu, yine davacının ilgili kooperatiften istifa ettiğini, mahkemenin atıfta bulunduğu 2011 yılına ilişkin kat irtifakında davacının imzasının mevcut olmayıp, muhtemelen kendisinin yerine imza atıldığını, bunun yanında davalıların murisinin yapılan yanlışlıktan haberinin bulunduğunu ve daha büyük bağımsız bölümün davacıya ait olduğunu kabul ettiğinin görüldüğünü, davacının zarar gördüğünü, maddi hataya ilişkin sorumluluğunun ve kötü niyetinin bulunmadığını belirterek mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu ana gayrimenkulde 09.06.2011 tarihinde kat irtifakı tesis edildiği, davalı adına taşınmazın satın alma yolu ile 30.06.2011 tarihinde tescil edildiği, tescil isteminde bulunan ...Yapı Kooperatifi adına davacı ...'ın yetkili temsilci olarak imzasının bulunduğu, davacı ...'ın taşınmazda kat irtifakının kurulduğu tarihte ...Yapı Kooperatifi yönetim kurulu başkan yardımcısı olduğu ve kooperatifi temsile yetkisinin bulunduğu, ana taşınmazda kat irtifakının düzenlenmesi sırasında bu düzenlemeye katılan kat malikinin sonradan arsa payının düzeltilmesini istemekte iyi niyetli olmadığı, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine göre mahkemece davanın reddine karar verilmesinde usul ve kanuna aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, arsa paylarının düzeltilmesi istemine ilişkindir. 2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usûl ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Davacıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2025/13588, K. 2026/9561, T. 20.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2025-13588-e-2026-9561-k-78ec41b5e75b