Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/1252 E. 2025/13583 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/1252
- Karar No
- 2025/13583
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI: 2024/255 Esas, 2024/12 Karar KARAR: Kabul
Taraflar arasında 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı idare vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde; Afyonkarahisar ili, ..., .../... Mahallesi 1 99... parsel (ifrazen 6 parsel) sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesi sunmamıştır. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 16.12.2015 tarihli ve 2014/754 Esas, 2015/899 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne ve kamulaştırma bedelinin tespiti ile bu bedelin davalı tarafa ödenmesine, dava konusu taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı idare adına tesciline karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin 16.12.2015 tarihli ve 2014/754 Esas, 2015/899 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce yapılan inceleme sonucu; hükme esas bilirkişi raporunda somut emsal olarak değerlendirmeye esas alınan ... köyü 1 07... parsel sayılı taşınmazın satış tarihi, ... Tapu Müdürlüğünün 23.01.2019 havale tarihli yazısı ile 11.11.2014 olarak bildirildiği hâlde, bilirkişi raporunda emsal satış tarihi 11.12.2012 kabul edilerek endeksleme yapıldığından bu rapora göre hüküm kurulması mümkün olmadığından dava konusu taşınmazın değerlendirmeye esas alınacak emsallere göre ayrı ayrı üstün ve eksik yönleri ve oranları açıklanmak suretiyle yapılacak karşılaştırma sonucu değerinin belirlenmesi bakımından, yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu marifetiyle mahallinde keşif yapılarak alınacak rapor sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesi, dava konusu taşınmazda kamulaştırmadan arta kalan kısmın yüzölçümü, geometrik şekli dikkate alındığında bu bölümde değer kaybı olmayacağı gözetilmeden, %10 oranında değer azalışı uygulanmak suretiyle fazla bedel tespit edilmesi, dava konusu taşınmazın tapu kaydında bulunan haciz ve ipotek şerhlerinin bedele yansıtılması gerektiğinin düşünülmemesi nedenleriyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar Mahkemenin 14.04.2022 tarihli ve 2019/667 Esas, 2022/296 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir. C. İkinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin 14.04.2022 tarihli ve 2019/667 Esas, 2022/296 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili ile davalı ... temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce yapılan temyiz incelemesi sonucunda; arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak değer biçilmesinde yöntem itibarıyla bir isabetsizlik görülmemiş ise de, hükme esas raporda bilirkişi kurulunca somut emsal alınarak incelenen ... Mahallesi 1 32... parsel sayılı ev, ahır ve samanlık vasıflı taşınmaz ile .../... Mahallesi 1 50... parsel sayılı ahır,samanlık ve arsası vasıflı taşınmaz, üzerinde bulunan yapılar ile birlikte satıldığı halde yapı bedeli satış bedelinden mahsup edilmediğinden ve dava konusu taşınmazın emsal taşınmazlardan 6 kat daha değerli kabul edilmesi nedeniyle aralarında bu denli fark olan taşınmazın emsal olarak alınması nedeniyle rapor inandırıcı görülmediğinden, dava konusu taşınmazın dava tarihi itibarıyla ve emsal olarak alınan taşınmazların ise satış tarihi itibarıyla kadastro parseli oldukları belirtildiği hâlde, hükme esas alınan bilirkişi raporunda gerekçesi açıklanmadan, dava konusu taşınmaz kadastral parsel, emsal taşınmaz imar parseli kabul edilmek suretiyle dava konusu taşınmazın tespit edilen metrekare birim bedelinden %40 oranında düzenleme ortaklık payı düşülerek ve dava konusu taşınmazın ve içinde bulunduğu bölgenin ileride imar uygulamasına tabi tutulması hâlinde kesilmesi gereken düzenleme ortaklık payı oranının ve dava konusu taşınmazın çevresinde düzenleme görmüş parseller var ise bunlardan kesilen düzenleme ortaklık payı oranları ile bunlara ilişkin bilgi ve belgelerin ilgili Belediye İmar Müdürlüğü ile Tapu Müdürlüğünden ayrı ayrı sorularak alınacak cevaba göre bilirkişi kurulu raporu denetlenmeden ve Dairemizin 2020/3036 Esas, 2020/10504 Karar sayılı kararı ile denetiminden geçerek onanmak suretiyle kesinleşen Afyonkarahisar 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/404 Esas, 2019/265 Karar sayılı dava dosyasında aynı kamulaştırma kapsamında aynı değerlendirme tarihi itibarıyla yakın konumda bulanan 3 01... parsel (ifrazen 96 parsel) sayılı taşınmaza 61,48 TL/m² değer biçildiği gözetildiğinde, belirtilen dosya getirtilerek, bilirkişi kurulundan bu bedelden ayrılma nedenleri konusunda da ek rapor alınmadan değer biçilmesi de doğru görülmediğinden yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu marifetiyle mahallinde keşif yapılarak alınacak rapor sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesi hatalı olduğundan ve mahkemece bozma öncesi verilen hükme esas alınan bilirkişi raporunda, dava konusu taşınmazın üzerinde yer alan ağaç bedelinin 1.344,00 TL ve yapı değerinin 17.366,00 TL olarak alındığı ve bu husus bozma konusu yapılmadığı hâlde, taraflar lehine oluşan usulî kazanılmış hak gözetilmeksizin bozma sonrası son hükme esas alınan bilirkişi raporunda ağaç bedeli 1.355,00 TL ve yapı değeri 15.966,61 TL olarak kabul edilerek aza hükmedilmesi doğru olmadığından, kabule göre de; davacı idare tarafından fazla depo edilen bedelin miktarının açıkça gösterilmeyerek infazda tereddüt oluşturulması ve tespit edilen bedel bozma öncesi depo edildiğinden, ilk karar tarihine kadar yasal faiz işletilmesi gerekirken, yazılı şekilde son karar tarihine kadar yasal faiz işletilmesi isabetsiz olduğundan kararın bozulmasına karar verilmiştir.
D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Son Karar Mahkemenin karar başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; 14.04.2022 tarihli ikinci kararı davalılardan yalnızca ... temyiz etmiş olup müvekkili idare lehine usuli kazanılmış hak oluştuğunu, emsalin dava konusu taşınmazdan çok daha değerli olduğunu, müvekkili idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, belirlenen bedelin düşük olduğunu ileri sürerek Mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespitine ilişkindir. 2.Değerlendirme 1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesi gereği yürürlükte bulunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukukî nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre; davacı idare vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
3. 14.04.2022 tarihli ikinci karar, davacı idare ile davalı ... tarafından temyiz edilmiş olup, ikinci kararda tespit edilen kamulaştırma bedeli, kararı ikinci kararı temyiz etmeyen davalılar yönünden davacı idare lehine usûli kazanılmış hak oluşturduğundan, bozmadan sonra sadece ikinci kararı temyiz eden davalı ...’in payı hesaplanarak bu miktarın bloke ettirilip adı geçene ödenmesine yönelik hüküm kurulması gerektiği düşünülmeden, bozmadan sonra tespit edilen bedel üzerinden tüm davalıların payını kapsar şekilde karar verilmesi yerinde değildir.
4. Tespit edilen bedele ilk karar tarihine kadar faiz işletilmesi gerekirken faiz bitiş tarihinin hükümde açıkça gösterilmemesi bozmayı gerektirir. Ne var ki bu hataların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi gereği yürürlükte bulunan 1086 sayılı Kanun’un 438 inci maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca Mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davacı idare vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile Mahkeme kararının hüküm fıkrasının; a. (3), (4) ve (5) numaralı bentlerinde yer alan “202.089,74” sayısı hükümden çıkartılarak yerlerine ayrı ayrı “162.985,39” sayısının yazılması, b. (6) numaralı bendindeki “36.100,54” sayısı hükümden çıkartılarak yerine “75.204,89” sayısının yazılması, c. (5) numaralı bendindeki “itibaren” kelimesinden sonra gelmek üzere “ilk karar tarihi olan 06.12.2015 tarihine kadar” ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Davacı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, 23.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.