Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/11140 E. 2026/2171 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/11140
- Karar No
- 2026/2171
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/2932 Esas, 2025/2563 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2025/49 Esas, 2025/145 Karar
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı idare vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı idare vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usûl eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin İzmir ili, ... ilçesi, ... köyü 1 62... parsel sayılı taşınmazda malik olduğunu, taşınmaza davalı idare tarafından enerji nakil hattı geçirmek ve direk dikmek suretiyle kamulaştırmasız olarak el atıldığını, davalı idare tarafından taşınmaz bakımından herhangi bir bedel ödenmediğini ve müvekkilinin mülkiyet hakkının ihlal edildiği sebebiyle daimi irtifak bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle davanın usulden, akabinde esastan reddine karar verilmesini, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde irtifak ve pilon yerinin tüm takyidatlardan ari olarak davalı idare adına tescilini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; hükmedilen tazminat bedelinin taşınmazın gerçek değeri ile uyuşmadığını, ıslah tarihinden itibaren tazminat bedeline faize hükmedilmesi gerekirken dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu, Mahkemece harçların nispi olarak değil maktu hesaplanması gerektiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporuna itirazlarının değerlendirilmediğini ve raporun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, değer düşüklüğü oranında alınan kıstasların raporda belirtilmediğini, dava konusu taşınmaza belirlenen bedelin yüksek olduğunu, dava konusu taşınmazda değer kaybı olduğunun kabulünün mümkün olmadığını, Mahkemece seri dava olması sebebiyle seri davalara ilişkin vekâlet ücretine hükmedilmemesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazların sulu arazi niteliğine göre kapitalizasyon faizinin %4 olarak alınması yerinde olup ayrıca kapitalizasyon faizi ile ile aynı kriterlere dayanmayan objektif değer artışı uygulaması ile taşınmazlardan geçen enerji nakil hattının geçtiği güzergah ve alanı dikkate alınarak uygulanan irtifak oranının uygun olduğu, değerlendirme tarihi olan 2025 yılı olduğu hâlde, 2024 yılı dekar başına üretim masraflarıyla hasat dönemindeki ortalama toptan kg. satış fiyatının ... İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğünden sorularak çözüme gidilmiş ise de davacının istinafı olmadığından bu hususun aleyhe değerlendirilmediğini, 04.11.1983 tarihinden sonra kamulaştırma yapılmaksızın el konulan taşınmazlar hakkında açılan davalara ilişkin 2942 sayılı Kanun’da yasal düzenleme bulunmadığını, bu davaların yasal kaynağını Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 16.05.1956 tarihli ve 1956/1 Esas, 1956/6 Karar ile 16.05.1956 tarihli ve 1954/1 Esas, 1956/7 Karar sayılı kararlarından aldığı nazara alındığında, 26.11.2022 tarihli ve 32025 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 16.11.2022 tarihli ve 7421 Sayılı Vergi Usul Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 5 inci maddesi ile 2942 sayılı Kanun'a ek 4 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının 04.11.1983 tarihinden sonra fiilen el atılan taşınmazlar için açılan davalarda uygulanma imkanı bulunmadığı, Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 2023/7134 Esas, 8039 Karar bu nedenle Mahkemece, 1983 sonrası el atıldığı belirlendiğinden harcın nispi olarak alınmasının yerinde olduğu, davanın seri dava olarak açıldığı ve yürütüldüğüne ilişkin bir delil sunulmadığından bu konudaki istinaf talebine de itibar edilmediği, kamulaştırmasız el atma davalarında ıslah dahi olsa faizin dava tarihinden itibaren işletildiği gerekçeleri ile davalı idare vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ve bedelinin idareden tahsili istemine ilişkindir.
2.Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Arazi niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun’un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca net geliri esas alınarak değer biçilmesi ve aynı Kanun'un 11 inci maddesinin son fıkrası uyarınca taşınmazın niteliği, tamamının yüzölçümü, geometrik durumu ve enerji nakil hattı güzergahı dikkate alınarak değer düşüklüğü oranı belirtilmek suretiyle irtifak hakkı karşılığının ve pilon yeri bedelinin tespit edilmesi yerindedir.
3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı idare vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Davalı idareden aşağıda yazılı kalan harcın alınarak Hazineye irat kaydedilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.