Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/10689 E. 2026/3311 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/10689
- Karar No
- 2026/3311
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1251 Esas, 2025/1925 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 10. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/323 Esas, 2024/28 Karar
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı idare vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı idare vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu Ankara ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, 431 37... (eski 1) parsel sayılı taşınmazın imar planında "Kentsel Rekreasyon Alanı" alanı olarak planlanmış olduğunu, kamulaştırma yapılmadığını ileri sürerek tazminat alacağının davalı idareden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; kamulaştırmasız el atmanın söz konusu olmadığını, idare tarafından taşınmaza el atılmadığını, kendilerine husumetin yönetilemeyeceğini, davanın reddinin gerektiğini, taşınmazın plansız alanda kaldığını, metrekare fiyatının yüksek belirlendiğini, vekâlet ücretinin maktu belirlenmesi gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın öncesinde 1996 onay tarihli 1/1000 ölçekli ... köyü ve çevresine ait uygulama imar planı kapsamında "Kentsel Rekreasyon Alanı" olarak ayrıldığı, daha sonra Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin 11.05.2016 tarihli ve 886 sayılı kararı ile onaylanan 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı kapsamında taşınmazın kullanım amacının "Özel Sosyo Kültürel Tesis Alanı" olarak belirlendiği ve bu plana bağlı olarak yapılan parselasyon planı ile 2, 3 ve 4 parsel olarak revizyon gördüğü, daha sonra Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin 11.08.2016 tarihli ve 1944/433 sayılı kararı ile onaylanan 1/1000 ölçekli revizyon imar planı kapsamında 4 parsel sayılı taşınmazın ... nolu parselasyon planı ile 5 ve 6 parsel olarak şuyulandırıldığı, 6 parsel sayılı taşınmazın kullanım amacının "Özel Sosyo Kültürel Tesis Alanı" olarak belirlendiği, daha sonra yapılan iş bu her iki parselasyon planının Ankara 12. İdare Mahkemesininn 2017/2582 Esas, 2018/672 Karar sayılı kararı ile iptallerine karar verildiği, ancak yargılama devam ederken davacı tarafın davasından feragat etmesi nedeniyle Bölge İdare Mahkemesi 5. İdare Dava Dairesinin 2021/939 Esas, 2021/700 Karar sayılı kararı ile davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair karar verildiği, davacılar paylarının en son yapılan imar uygulaması sonucu 32.980 m² ... 431 37... parsel sayılı taşınmaza şuyulandırılarak tapuda tescilin sağlandığı, yapılan keşif sonucu alınan bilirkişi raporuna göre dava konusu taşınmaz üzerinde herhangi bir yapı ve tesis bulunmadığı, boş arsa görünümünde olduğu bildirildiği, bu itibarla fiilen el atma olgusunun gerçekleşmediği anlaşılmış ise de uzun yıllar programa alınmayan imar planının hayata geçirilmemesi nedeniyle kamulaştırma ya da takas cihetine gitmeyen davalı idarece, pasif ve suskun kalınmak ve işlem tesis edilmemek suretiyle taşınmaza müdahale edildiği; bu haliyle idarenin eyleminin, mülkiyet hakkının özüne dokunan ve onu ortadan kaldıran bir niteliğe sahip olduğu, davalı idare tarafından dava konusu taşınmazın imar plan tadilatıyla kamu ortaklık payı parseli olmaktan çıkartıldığı ve maliklerin kullanımına bırakıldığı belirtilmiş ise de öncesinde kamuya tahsisli olduğu gibi yapılan imar plan revizyonu sonucunda oluşan taşınmazda hissedarların hisse oranı dikkate alındığında müstakil yapılaşmaya gidemeyecekleri anlaşılmış bu şekilde mülkiyet hakkının süresi belirsiz şekilde kısıtlanması nedeniyle kamulaştırmasız el atma olgusu gerçekleşmiş olduğunun kabulü ile arsa niteliğindeki taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak değerinin tespit edilip davalı idareden tahsiline, dava konusu taşınmazdaki davacılar adına kayıtlı hisselerin iptali ile davalı adına tapuya tesciline dair kararda, mahkemenin hukuki değerlendirmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından istinaf başvurusunun esastan karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiş, ıslah tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
3.Dosya kapsamında yer alan fen bilirkişi raporunda, keşif tarihi itibarıyla dava konusu taşınmaza fiilen el atılmadığı anlaşılmakla birlikte 1996 onay tarihli 1/1000 ölçekli imar planı kapsamında kentsel rekreasyon alanı olarak belirlendiği, 2016 yılında özel kentsel rekreasyon alanı olarak kullanımın değiştirildiği ve öncesinde dava konusu taşınmazın uzun yıllardan beri kamu hizmetine tahsis edilmiş olduğu gibi yapılan imar plan revizyonu sonucunda oluşan taşınmazda hissedarların hisse oranı dikkate alındığında müstakil yapılaşmaya gidemeyecekleri de gözetildiğinde fiilen el atılmamış olsa dahi mülkiyet hakkının süresi belirsiz şekilde kısıtlanması nedeniyle kamulaştırmasız el atma olgusunun gerçekleştiğinin kabulü ile alınan rapora göre taşınmaz bedelinin davalı idareden tahsiline karar verilmesi doğrudur.
4. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı idare vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
5. 2942 sayılı Kanun'un Ek Madde 1 inci maddesinde düzenlenen hukuki el atmaya ilişkin uyuşmazlıkta davacı payına düşen tazminat bedeli yönünden 7421 sayılı Kanun ile 2942 sayılı Kanun’a eklenen Ek Madde 4'ün üçüncü fıkrası uyarınca ve Dairemizin yerleşik uygulamaları gereği harca esas değer üzerinden belirlenen vekâlet ücretinin de maktu harca tabi davalarda maktu alınması gerektiği hâlde, vekâlet ücretinin nispi olarak belirlenmesi kararın bozulmasını gerektirmiştir. Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalı idare vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,
2. Davalı idare vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
3. İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının vekâlet ücretine ilişkin (6) numaralı bendinin hükümden tümüyle çıkartılması, yerine “Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 17.900,00 TL maktu vekâlet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,” cümlesinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Davalı idareden peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.