Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/10197 E. 2025/17436 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/10197
Karar No
2025/17436
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1901 Esas, 2025/806 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/189 Esas, 2023/260 Karar

Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın ... Bölgesi Tüzel Kişiliği adına tescili davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davacı idare ve Davalılar vekillerince istinaf edilmesi üzerine edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı idare ve Davalılar vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; .. ili, ... ilçesi, .. orman köyü, .. .. mevki, 21 55... parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın ... Bölgesi adına tescilini talep etmiştir.

II. CEVAP 1.Davalılar ... vd. vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı idarece teklif edilen bedelin düşük olması sebebiyle kabulünün mümkün olmadığını, taşınmazın vasfının tapuda tarla gözükmesine rağmen arsa vasıflı olduğunu, taşınmazın ... Bölgesine 250 m, D-100 Karayoluna 500 m uzaklıkta olduğunu, taşınmazın tamamının kamulaştırılması gerektiğini beyan ederek taşınmazın arsa vasfıyla gerçek değerinin tespitini, yargılama gideri ile ücreti vekâletin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

2.Davalılar ... vd. vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı idarece teklif edilen bedelin düşük olması sebebiyle kabulünün mümkün olmadığını, günümüz şartlarında taşınmaza daha yüksek bedellerin teklif edildiğini beyan ederek taşınmazın gerçek değerinin tespitini, yargılama gideri ile ücreti vekâletin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

3.Davalılar ... vd. vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının, müvekkillinin maliki olduğu dava konusu taşınmazın pazarlıkla satın almak istediğini ancak çok düşük bedel önerildiği için taraflar arasında anlaşma sağlanamadığını, davacı tarafından pazarlık aşamasında yapılan teklif rayiç değerlere ve emsallerine oranla çok düşük olduğundan davacının davaya konu taşınmaz ile ilgili olarak dosyaya sunduğu kıymet takdir raporuna konu emsal taşınmazlar emsal değerlendirmesine alınamayacak nitelikte olduğunu, davaya konu taşınmaz belediyenin tüm altyapı hizmetlerinden yararlanmakta yolu, suyu ve elektriği olduğunu, taşınmazın konum olarak çok iyi bir yerde olduğu bu nedenle değerinin çok yüksek olduğunu beyan ederek dava konusu taşınmazın, üzerindeki ağaç, bitki ve yapıların değeri hesaplanırken gayrimenkul alanında konusunda uzman bilirkişi heyeti oluşturularak fiyat değerlendirmesi yapılmasını talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve kamulaştırma bedelinin tespiti ile bu bedelin davalı tarafa ödenmesine, dava konusu taşınmazın davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile ... Bölgesi adına tesciline karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare ve Davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkil idarenin oluşturduğu kıymet takdir komisyonunun tespit ettiği bedel ile bilirkişilerce tespit edilen bedel arasında ciddi fark bulunduğunu, bilirkişilerce değerinden fazla bedel tespit edildiğini, taşınmaz tarla vasfında iken arsa vasfında kabul edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, konu ile ilgili ... belediyesinin yazısı dikkate alınmışsa da belediyenin bölgedeki her taşınmaz için aynı cevabı verdiği ve verdiği cevabın gerçeklikten uzak olduğunu, keşif esnasında dahi içerisine zor girilen taşınmazın tarla vasfı tartışmasız iken belediye yazı cevabına dayanılarak arsa olarak kabul edilemeyeceğini, taşınmazın meskun mahalde yer almadığı ve belediye hizmetlerinden faydalanmadığını ve malikler tarafından da zirai faaliyetler için kullanıldığını, kendilerini farklı vekiller ile temsil eden davalılar lehine tek vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken her vekil için ayrı ayrı vekâlet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi neticesinde talepleri doğrultusunda kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

2.Davalılar ... vd. vekili asıl ve ek istinaf dilekçesinde özetle; emsal taşınmazlara ilişkin hiçbir araştırma yapılmaksızın bilirkişi ek raporu içerisinde incelenmemesinin kanun ve usule aykırı olduğunu, dava konusu taşınmaz Yerel Mahkeme tarafından arsa vasfında kabul edilmişse de, tek esas alınan 12 nolu emsal gayrimenkulün ''tarla vasfında'' olduğunu, ek rapor içindeki karşılaştırma tablosu içerisinde dikkate alınan kriterlerin toplamı olarak emsal alınan 12 nolu taşınmaza ilişkin belirlenen katsayı, dava konusu taşınmaza komşu ve kamulaştırma konusu olan başkaca taşınmazlar için farklı bir rakam olarak girilmiş olup; bu durumun dosyalar arası hakkaniyetsizliklere sebep olduğunu, emsal alınan taşınmazın uygun olmadığını, taşınmazın nitelikleri ve konum özellikleri dikkate alındığında belirlenen m² bedelinin çok düşük kaldığını, taşınmaz üzerindeki ağaçlara bedel takdir edilmemesini kabul etmediklerini, müvekkillere ilişkin verilen faiz kararlarının enflasyona oranla çok düşük kaldığını 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı 05/04/2023 tarihli ve 01/08/2023 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesi kararı ile '' 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 24/4/2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5. maddesiyle değiştirilen 10. maddesine 11/4/2013 tarihli ve 6459 sayılı Kanun’un 6. maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkranın Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiğini, yapılan yeni düzenleme ile müvekkiller açısından devlet kamu gücü ile mülkiyet hakkının ortadan kaldırıldığı, kamulaştırma işlemi dolayısı ile içinde bulunduğumuz enflasyonist dönem itibariyle kamulaştırma bedeline yasal faiz işletilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, ödenmesine karar verilen kamulaştırma bedeline yasal faiz yerine; mevduata uygulanan en yüksek faiz üzerinden faiz işletilmesine karar verilmesini, İlk Derece Mahkemesince verilen kararın müvekkilleri lehine kaldırılmasına, bedel tespitinin hakkaniyete uygun bir şekilde belirlenip taleplerinin kabulüne, yargılama giderleri ve ücreti vekâletin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

3.Davalılar vekili ... vd. vekili istinaf dilekçesinde özetle; davaya konu taşınmazın arsa niteliğinde olduğunu, bölge itibari ile de ticari nitelikli olduğunu, hal böyle iken emsal gösterilen satışların taşınmazların gerçek değerini yansıtmadığını, taşınmaza ilişkin objektif değer artış oranı tespit edilip bu orana göre değer tespiti hesaplanması gerekirken objektif değer artış oranına ilişkin değerlendirme bile yapılmadan tanzim edilen bilirkişi raporunun hukuka aykırı olduğunu, kamulaştırma bedelinin tespiti davalarında kamulaştırılan taşınmaz ile emsal alınan taşınmazların üstün ve eksik yönleri belirlenip açıklanarak kıyaslama yapılması gerektiğini, kamulaştırma bedeline işletilen yasal faiz Anayasa Mahkemesi kararlarına aykırı olup kamulaştırma bedeline en yüksek mevduat faiz işletilmesi gerektiğini, dava tarihinden sonra yaşanan enflasyon ve fiyat artışları nedeniyle müvekkillerimin gayrimenkulunün bedeli yönünde ki tespitin yetersiz kalmış olup güncel değerleri konusunda bilirkişilerce ek raporlarda bu durumun değerlendirilmediğini, kamulaştırılan taşınmaz üzerindeki ağaçlar ile ilgili kendiliğinden yetişmiş orman nitelendirmesi yapıldığı için mütemmim cüzlerle ilgili fiyatlandırma yapılmamış ve taşınmaz üzerindeki ağaçların bedele yansıtılmamış olduğunu, kamulaştırma yapılan parseller arasında yan yana olan parsellerde bile m² birim fiyatlarında aralarında çok büyük farklar olduğunu belirterek yerel mahkeme kararın istinaf incelemesi sonucu bozularak kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

4.Davalılar ... vd. vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava sürecinde alınan bedel tespitine ilişkin bilirkişi raporunun, eksik inceleme ve değerlendirmeye dayandığını, taşınmazın gerçek değerinin tespiti konusunda yanıltıcı olduğunu, taşınmazın reel durumunu ve reel değerini yansıtmadığını, arsa olarak belirlenmesi doğru olsa da m² birim değerinin düşük belirlendiğini, yeterli emsal araştırması yapılmadığını, yapılan kamulaştırma işlemi ile müvekkilin taşınmazının bütünlüğünün bozulduğu, parselin yola cephesinin daraldığı, daralan cepheden müvekkilin ileride yapacağı yapı veya başka bir durumda kamulaştırmanın yapıldığı köşede daralma sebebiyle yapı yapması yola yeterli mesafe yada geniş cephe olamaması sebebiyle sıkıntıya düşeceği dikkate alındığında taşınmazda değer azalışı hesaplanmamasının hatalı olduğunu belirterek yerel mahkeme kararın kaldırılmasına, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın 1/5000 ölçekli ... Planında, organize sanayi bölgesi alanında kaldığı, Dairelerince Kadastro Genel Müdürlüğünün parsel sorgulama sistemi üzerinden yapılan incelemedeki konumu da dikkate alındığında, arsa vasfında kabul edilerek emsal karşılaştırma yöntemiyle kamulaştırma bedelinin tespit edilmesinde isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare ve Davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.

2.Davalılar ... vd. vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.

3.Davalılar ... vd. vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.

4.Davalılar ... vd. vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespitine ilişkindir.

2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmazın zeminine 2942 sayılı Kanun’un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak; değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

3. 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiştir. Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır. Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan;“İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile; “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında fark kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere yasal faiz uygulanması yerindedir.

4. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı idare ve bir kısım davalılar vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Taraflardan peşin alınan temyiz harçlarının Hazineye irat kaydedilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

16.12.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 Esas, 2004/19 Karar sayılı kararı ve müstakar kararlarında da açıkça ifade edildiği üzere Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının kesin hüküm halini almamış derdest davalar yönünden uygulanmaları gerekir. Zira Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulî kazanılmış hakkın ve aleyhe bozma yasağının istisnasını teşkil ederler.

Bu nedenle somut olayda; bir kısım davalı tarafın, Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek faizin uygulanmasına yönelik Hukuk Muhakemeleri Kanununun 26 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında değerlendirilecek bir temyiz talebinin (davalılardan ... vd. vekilinin “faize” ilişkin talebi) de dosya münderecatında bulunması karşısında, adı geçen davalılar yönünden; 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası hükmünün iptali yönünde Anayasa Mahkemesi tarafından verilen ve 01.08.2023 tarihli, 32266 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas - 2023/69 Karar sayılı iptal kararı doğrultusunda karar verilmeli ve “dava tarihinden itibaren mahkeme karar tarihine kadar” Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası hükmü nazara alınarak faize hükmedilmelidir.

Hâl böyle iken, eldeki derdest davada Anayasa Mahkemesi iptal kararının uygulanmadığı, Sayın çoğunluğun diğer yönleriyle katıldığım “Onanma Kararı”na (faize ilişkin yönüyle) ve faizle ilgili 3 No’lu “Gerekçe/Değerlendirme”sine, adı geçen davalılar yönüyle açıkladığım nedenlerle katılmıyorum. 16.12.2025

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2025/10197, K. 2025/17436, T. 16.12.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2025-10197-e-2025-17436-k-2cea69978493