Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2024/9596 E. 2025/5706 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/9596
Karar No
2025/5706
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2478 Esas, 2024/1960 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara Batı 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/717 Esas, 2023/395 Karar Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı idare vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı idare vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda,gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu Ankara ili,..., ... Mahallesi 45948 ada 1 parsel sayılı taşınmaza davalı idarece fiili el atma olgusu gerçekleşecek şekilde kamulaştırmasız el atıldığından bahisle taşınmazın bedelinin davalı idareden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın usulden ve esastan reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 18 inci maddesi uyarınca yapılan düzenlemelerin onay merciinin Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı olduğunu ve husumetin bu idareye yöneltilmesi gerektiğini, kamuya tahsis edilen alanlar için dava açılamayacağını, fiilen el atmanın olmadığını, bu nedenle idari yargının görevli olduğunu, İmar Kanunu'ndan doğan yükümlülüklerin yerine getirilmemesinin tazminata konu edilemeyeceğini, Danıştay kararlarının dikkate alınmadığını, alınan raporun yapılan incelemenin yetersiz bedelin yüksek olduğunu, ıslah edilen bölüme ıslah tarihinden faiz işletilmesi gerektiğini, harç ve vekâlet ücretinin maktu olarak hüküm altına alınması gerektiği ileri sürülmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazı 1995 onay tarihli 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planında “spor alanı” olarak ayrıldığı, daha sonra Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin 14.05.2013 gün ve 837 sayılı kararla onaylanan revizyon 1/1000 ölçekli uygulama imar planında “özel sosyo kültürel tesis alanı” olarak düzenlendiğini, davalı idare tarafından taşınmaza fiilen el atılmadığı, bu yönüyle idarî yargının görevli olduğu ileri sürülmüş ise de Anayasa Mahkemesinin 05.04.2019 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlanan 20.12.2018 tarihli ve 2016/181 Esas, 2018/111 Karar sayılı ilâmı ile Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 16.05.1956 tarihli ve 1/6 sayılı kararı ile Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15.12.2010 tarihli ve 2010/5-662 Esas, 2010/651 Karar sayılı kararı da gözetildiğinde, uzun yıllar programa alınmayan imar planının hayata geçirilmemesi nedeniyle kamulaştırma ya da takas cihetine gitmeyen davalı idarece, pasif ve suskun kalınmak ve işlem tesis edilmemek suretiyle taşınmaza müdahale edildiği; bu hâliyle idarenin, mülkiyet hakkının özüne dokunan ve onu ortadan kaldıran bu eylemi ile kamulaştırmasız el koyma olgusunun gerçekleştiği gibi özel sosyo kültürel tesis alanı olarak plan değişikliğine gidilmesinin taşınmazın maliklerin tasarrufuna bırakıldığı anlamına gelmeyeceği, plan notları gereği minimum ifraz koşulunun dikkate alındığında taşınmazın maliklerin tasarrufuna bırakıldığı anlamına gelmeyeceği, plan notları gereği minimum ifraz koşulunun dikkate alınacağı ve el atma olgusunun gerçekleştiğinin kabulü ile arsa niteliğindeki taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak ve Yargıtay denetiminden geçen aynı bölgeye ilişkin belirlenen metrekare birim değerleride gözetildiğinde değerinin tespit edilip davalı idareden tahsiline, taşınmazdaki davacılar paylarının iptali ile davalı idare adına tapuya tesciline, 26.11.2022 tarihli ve 32025 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 16.11.2022 tarihli ve 7421 Sayılı Vergi Usul Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 5 inci maddesi ile 2942 sayılı Kanun'a ek 4 üncü maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca maktu harç tahsiline, Anayasa Mahkemesinin 13.11.2014 tarihli ve 2013/95 Esas, 2014/176 Karar sayılı 04.11.1983 tarihinden sonraki döneme ilişkin el atmalarda nispi vekâlet ücretine hükmedilmesine dair kararı ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13 üncü maddesi birinci bendine göre, "Bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için bu Tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (7 nci maddenin ikinci fıkrası, 10 uncu maddenin üçüncü fıkrası ile 12 nci maddenin birinci fıkrası, 16 ncı maddenin ikinci fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla) bu Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir." şeklindeki düzenleme de dikkate alınarak hükmedilen bedel üzerinden nispi vekâlet ücreti takdirine dair kararda, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde bir isabetsizlik görülmediğinden davalı idare vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek temyiz yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ve bedelinin idareden tahsili istemine ilişkindir. 2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. 3. Dosya kapsamında yer alan fen bilirkişi raporunda, keşif tarihi itibarıyla dava konusu taşınmaza fiilen el atılmadığı anlaşılmakla birlikte, 1995 onay tarihli 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planında “spor alanı” olarak, daha sonra Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin 14.05.2013 tarihli ve 837 sayılı kararla onaylanan revizyon 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planında “özel sosyo kültürel tesis alanı” olarak ayrıldığı ve 2942 sayılı Kanun'un Ek Madde 1 inci maddesi uyarınca alınan rapora göre taşınmaz bedelinin davalı idareden tahsiline karar verilmesi doğrudur. 4. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılama hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı idare vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 5. 26.11.2022 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 7421 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi ile 2942 sayılı Kanun'a eklenen Ek Madde 4 ile "Bu Kanun kapsamında açılan davalarda verilen bedel ve tazminat kararlarına ilişkin mahkeme ve icra harçları, davalı idare tarafından ödenmek üzere maktu olarak belirlenir." hükmü getirildiği gözetildiğinde harca esas değer üzerinden belirlenen vekâlet ücretinin de maktu harca tâbi davalarda maktu alınması gerekir. Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden İlk Derece Mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davalı idare vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2.Davalı idare vekilinin temyiz itirazının kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 3. İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (5) nolu bendinde yer alan "188.962,05" sayısının çıkarılarak yerine "9200,00" sayısının yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,22.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2024/9596, K. 2025/5706, T. 22.04.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2024-9596-e-2025-5706-k-d66a9b55b1a8