Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2024/9208 E. 2025/8546 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/9208
- Karar No
- 2025/8546
- Karar Tarihi
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/183 Esas, 2024/933 Karar DAVA TARİHİ : 23.01.2023 KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Trabzon 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/54 Esas, 2023/329 Karar
Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın yol olarak tapudan terkini davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı idare vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; Trabzon ili, .... ilçesi, ... Mahallesi 27 29... parsel sayılı taşınmazın tamamının kamulaştırma bedelinin tespiti ile kamulaştırılan taşınmazın yol olarak tapudan terkinini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı taraf cevap dilekçesinde özetle, dava konusu taşınmazın gerçek değerinin tespitini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne, tespit edilen bedelin davalı tarafa ödenmesine, dava konusu taşınmazın tapudan yol olarak terkinine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri 1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; hükmedilen faiz oranının hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, dava konusu ve emsal taşınmazın tüm olumlu ve olumsuz özellikleri tek tek incelenmeden eksik ve üstün yanları açıklanmadan, karşılaştırma yapmadan genel nitelikteki değerlendirmelerle yetinilerek rapor hazırlandığını, raporun denetime kapalı olduğunu, raporda imar ve yol durumu, yapılaşma şartları, şehir merkezine yakınlığı gibi tüm özellikleri açısından karşılaştırma yapılmadığını, mevcut özelliklerin her birinin değerlendirmede ne derece etkili olduğunun ifade edilmediğini, lehe vekâlet ücretine hükmedilmemesinin doğru olmadığını belirtilerek kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunda takdir edilen bedelin taşınmazın gerçek değerini yansıtmadığını, taşınmazın son derece değerli bir taşınmaz olduğunu, şehrin ticari, ekonomik ve kültürel bakımdan üstün merkezlerine çok yakın bir konumda olduğunu, inşaat alanı olarak kullanılmaya son derece elverişli kıymetli bir taşınmaz olduğunu, bilirkişi raporunda taşınmaza 17.183,98 TL/m² takdirinin hukuka uygun olmadığını, Yapı Yaklaşık Birim Maliyet cetvelinin güncellenerek dava tarihine endekslenen hali ile bedel takdir edilmesi gerektiğini, dava konusu taşınmaza takdir edilen bedelin yeknesaklığı sağlamadığını, dava tarihinden sonra müvekkillere ödenecek faiz dikkate alındığında taşınmazın gerçek değerine ulaşılamayacağından Anayasa'nın 46 ncı maddesinde yer alan taşınmazın gerçek değer üzerinden kamulaştırma yapılması yönündeki güvencenin ihlal edileceğini, kamulaştırma bedelinin karar tarihine göre belirlenmesi gerektiğini beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile uygulama imar planı içindeki arsa niteliğindeki dava konusu taşınmazın, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 15... ncı maddesi kapsamında işlem görmekle birlikte bedelsiz terki bulunmadığından ( trampa yoluyla oluştuğundan) kadastro parseli olarak kabulü ile zeminine 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi gereğince ... Mahallesinde bulunan 1 65... parsel sayılı taşınmazın 22.05.2017 tarihli satışının kıyasi emsal alınarak üstün ve eksik yanları gösterilerek, taşınmazın üzerindeki yapıya ise resmi birim fiyatları esas alınıp, yıpranma payı düşülerek değer biçilmesinde, davanın niteliği nazara alınarak davacı idare lehine vekâlet ücreti takdir edilmemesinde, 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı iptal kararı ve iptal kararının kesinleşmeyen işlemlere de uygulanacağı nazara alınarak kamulaştırma bedeline dava tarihinden karar tarihine kadar geçen süre için Anayasa'nın kamulaştırma işlemlerini düzenleyen 46 ncı maddesinde belirtildiği şekilde, kamu alacakları için öngörülen en yüksek oranda faiz uygulamasında ve değerlendirmenin dava tarihindeki verilere göre yapılması gerektiğinden, davalı vekilinin yapı yaklaşık birim maliyet cetvelinin güncellenerek dava tarihine endekslenen hali ile bedel takdir edilmesi ve taşınmazın karar tarihindeki değerinin belirlenmesi gerektiği yönündeki istinaf itirazları yerinde görülmediğinden taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf başvuru dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiş, dava tarihinden itibaren kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek faiz işletilmesine ilişkin hükmün müvekkili idare lehine kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak davacı idare ile davalı tapu maliki arasındaki kamulaştırma bedelinin tespiti istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihaî kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak; üzerindeki yapıya aynı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi uyarınca resmi birim fiyatı esas alınıp yıpranma payı düşülerek değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı idare vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
4. 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiştir. Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır. Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan; “İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile; “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında fark kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere yasal faiz uygulanması gerekirken dava tarihinden karar tarihine kadar kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faizin uygulanması doğru görülmemiştir.
Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davacı idare vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,
2. Davacı idare vekilinin temyiz itirazının kısmen kabulü ile temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
3. İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (3) numaralı bendinde yer alan '' 23/01/2023 dava tarihinden'' ibaresinin çıkarılması, yerine "dava tarihinden dört ay sonrası olan 24.05.2023 tarihinden" ibaresinin yazılması, yine aynı bentte yer alan " faizin (kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz) " ibaresinin çıkarılarak yerine "yasal faizin" ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
28.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.