Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2024/8735 E. 2025/6973 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/8735
Karar No
2025/6973
Karar Tarihi

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/58 Esas, 2024/370 Karar KARAR : Esastan ret/ Yeniden esas hakkında verilen karar İLK DERECE MAHKEMESİ : Bursa 11. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/122 Esas, 2021/16 Karar

Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı idareler vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; Bursa ili, ..., Mahallesi 1027 ada 5 parsel ile Bursa ili, ..., Mahallesi 2378 ada 12 parsel sayılı taşınmazlarda davacıların hissesinin bulunduğunu, dava konusu taşınmazlara davalı idareler tarafından fiilen el atıldığını, taşınmazların fiilen el atılmayan bölümlerinin de yararlanmaya elverişli olmadığını belirterek belirlenecek tazminatın davalı idarelerden tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP Davalı idareler vekilleri cevap dilekçelerinde özetle: davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne, taşınmazlar bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idarelerden tahsiline, bedeline hükmedilen davacılar payının tapusunun iptali ile davalı idareler adına tesciline karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri 1. Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazlar için belirlenen değerin oldukça düşük olduğunu, taşınmazların oldukça değerli bir konumda olduğunu, dava konusu taşınmazların emsal taşınmazdan daha değersiz olarak kabul edilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

2. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle, davanın husumet nedeniyle reddi gerektiğini, taşınmazda fiilen mevcut olan yaya kaldırımının kendi idareleri tarafından yapılmadığını, ... tarafından yapıldığını, taşınmazlar için belirlenen bedelin oldukça yüksek olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

3. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; sorumluluğun Nilüfer Belediye Başkanlığında olduğunu, davanın idareleri yönünden husumet nedeniyle reddi gerektiğini, belirlenen bedelin çok yüksek olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi tarafından dava konusu taşınmaz için belirlenen metrekare birim fiyatının dava dışı paydaşlar tarafından açılan ve denetimden geçen dosyalarda belirlenen metrekare birim fiyatlarına göre düşük olduğu belirtilerek yeniden yapılan bilirkişi incelemesi doğrultusunda belirlenen metrekare birim fiyatı üzerinden hüküm kurularak ve iş bu davanın belirsiz alacak davası mahiyetinde olduğu belirtilerek istinaf aşamasında yapılan talep sonucunun artırılması şeklindeki dilekcenin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 357 nci maddesinde sayılan istinaf aşamasında yapılamayacak iş olarak belirlenen “davanın ıslahı” kapsamına giremediği belirtilerek istinaf yargılaması sırasında yapılan bilirkişi raporunda belirtilen bedel üzerinden yapılan ıslah doğrultusunda İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri 1. Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrarla Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.

2. Davalı ... temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrarla Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.

3. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrarla Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Arsa niteliğindeki taşınmazlara 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsal kıyaslaması yapılarak değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

3. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre taraf vekillerinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.

4. Her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesince eldeki davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı belirtilmiş ise de dava dilekçesinde; dava, açıkça belirsiz alacak davası olarak nitelendirilmediği gibi, 6100 sayılı Kanun’un 107 nci maddesi uyarınca da açıldığı belirtilmediğinden somut uyuşmazlıkta, davanın kısmi dava olarak açıldığının kabulü gerekir.

5. 6100 sayılı Kanun’un 357 nci maddesinde istinaf aşamasında yapılamayacak işlemler belirlenmiş olup, “davanın ıslahının” da bu aşamada istenemeyeceği gözetilerek dava dilekçesinde belirtilen talep doğrultusunda karar verilerek, saklı tutulan kısmın ancak açılabilecek ek dava ile istenebileceği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Taraflardan peşin alınan temyiz harçlarının istenildiğinde iadesine, Dosyanın 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,06.05.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY Dava, kamulaştırmasız el koymadan kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulü yönünden verilen kararın istinaf edilmesi üzerine Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesince karar kaldırılıp duruşma yapılarak düzeltilerek davanın kabulü yönünde yeniden esas hakkında hüküm kurulmuş kararın temyizi üzerine Dairece dava belirsiz alacak davası olmadığından Bölge Adliye Mahkemelerinde davanın ıslahı mümkün bulunmadığı gerekçesiyle verilen bozma kararına açıklayacağım nedenlerle katılmamaktayım.

Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 107 inci maddesinde davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkansız olduğu hallerde alacaklının hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktarı belirtmek suretiyle alacak davası açılabileceği ve belirleyebilmenin mümkün olduğu anda iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın verilen süre içerisinde talebini tam ve kesin olarak belirleyebileceği, aksi takdirde davanın talep sonucunda belirtilen miktar üzerinden görülüp karara bağlanabileceği öngörülmüştür.

Eldeki dava kamulaştırmasız el atma nedeniyle davalı tazminat istemine ilişkin olup davacının taşınmazının kapsam ve mahiyetini yargılama istemi ve araştırması (keşif, emsaller vb.) yapılmadan tam ve kesin olarak belirleyebilmesi mümkün değildir. Günümüzde yüksek enflasyon ve ekonomideki dalgalanmalar dikkate alındığında dava açılmadan önce taşınmazın değerinin belirlenmesi malikten beklenemez. Daire uygulamalarında dava dilekçesinde "belirsiz alacak davası" veya "6100 sayılı Kanunun 107 nci maddesi ibarelerinin bulunduğu durumlarda aynı nitelikteki davalar belirsiz alacak davası olarak kabul edilmekte ise de bu belirtmelerin olmadığı durumlarda kısmi dava olarak değerlendirilmektedir. Bir davanın hangi nitelikte olduğunun davacı tarafından bilinmesinin beklenemeyeceği gibi bir davada olayları belirtmek ve açıklamak taraflara, hukuki nitelendirme ise hakime aittir. Bu nedenle tarafların hukuki nitelendirmeyi doğru yapmak zorunluluğu yoktur. Hakim bildirilen hukuki sebeplerle bağlı olmayıp hukuki sebebi kendiliğinden bulup uygulamakla sorumludur. Davacı tarafın Bölge Adliye Mahkemesindeki yargılama aşamasında verdiği dilekçe Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 107 nci maddesinde yer alan belirleme dilekçesi olup ıslah dilekçesi değildir. Bu durumda Bölge Adliye Mahkemesinin gerekçe ve kararının yerinde olduğu görüşünde olduğumdan mahkeme kararının onanması gerektiği düşüncesindeyim.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2024/8735, K. 2025/6973, T. 06.05.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2024-8735-e-2025-6973-k-53cd414f3f2e