Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2024/5027 E. 2025/5136 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/5027
Karar No
2025/5136
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/896 Esas, 2024/49 Karar KARAR : Kısmen kabul Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkin asıl ve birleştirilen davalarda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın davalılar İl Özel İdaresi, İçişleri Bakanlığı, ... ve ... yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı ... Belediye Başkanlığı yönünden kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davalılar ... ve Büyükçekmece Belediye Başkanlığı vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verilmiştir. Davalılar ... ve Büyükçekmece Belediye Başkanlığı vekillerince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının istenilmesi üzerine, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 15.04.2025 günü tayin edilerek taraflara tebligat gönderilmiştir. Duruşma günü davalı ... vekili Avukat ... gelmiş, davacı ve diğer davalılar vekilleri duruşmaya katılmamıştır. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin murisinin İstanbul ili, ... ilçesi, ... mevkiinde bulunan 1290 parsel sayılı taşınmazına usulüne uygun kamulaştırma işlemi yapılmadan el atıldığından, tespit edilecek tazminat bedelinin davalı idarelerden tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 3. Davalı ... Belediye Başkanlığı vekili cevap dilekçesinde özetle; kök 1290 parsel sayılı taşınmazın mahkeme kararı ile Büyükçekmece Belediye Başkanlığı adına tescil edildiğini, bu itibarla davacıların dava açmaya hak ve yetkilerinin bulunmadığını, davanın ehliyet yokluğundan reddinin gerektiğini, süre yönünden de davanın reddine karar verilmesini, aksi takdirde esastan davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 24.06.2013 tarihli ve 2012/868 Esas, 2013/688 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin 24.06.2013 tarihli ve 2012/868 Esas, 2013/688 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; kamulaştırma işleminin davacıya ve murisi ...'a usulüne uygun şekilde tebliğ edilmediği ve tamamlanmış bir kamulaştırma işlemi olmaksızın idarece taşınmaza fiilen el konulduğu, bu nedenle adı geçen davacının kamulaştırmasız el koymadan kaynaklanan tazminat talebinde bulunma imkânının olduğu nazara alınarak işin esasına girilip talebin kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verildiği gerekçesi ile kararın bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar Mahkemenin 02.02.2022 tarihli ve 2017/532 Esas, 2022/16 Karar sayılı kararı ile asıl ve birleştirilen davaların davalı ... ve davalı ... yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine, davalı ... Belediye Başkanlığı yönünden davaların kabulü ile adı geçen davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine karar verilmiştir. C. İkinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... Belediye Başkanlığı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; davalılar İl Özel İdaresi ve İçişleri Bakanlığı yönünden olumlu veya olumsuz bir hüküm kurulmamasının hatalı olduğundan; 2942 sayılı Kanun'un geçici 15 ve geçici 17 nci maddeleri de gözetilerek Ek Madde 3’te belirlenen yönteme göre bedel belirlenmesi gerektiğinden Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Üçüncü Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Anayasa Mahkemesinin 2019/93 Esas, 2023/87 Karar sayılı kararı da gözetilerek, dava konusu taşınmazın dava tarihi itibarıyla belirlenen bedelinin davalı ... Belediye Başkanlığından alınarak davacılara ödenmesine, davalılar İl Özel İdaresi, İçişleri Bakanlığı, ... ve ... yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar ... ve Büyükçekmece Belediye Başkanlığı vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; pasif husumet ehliyeti yokluğundan ret nedeniyle her idare lehine ayrı ayrı vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. 2. Davalı ... Belediye Başkanlığı vekili temyiz dilekçesinde özetle; usulüne uygun kamulaştırma işlemi yapıldığını, idarelerine husumet yöneltilemeyeceğini, uygun emsal incelenmediğini, belirlenen bedelin uygun olmadığını, maktu harç ve vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. C. Değerlendirme 1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Davacı ve murisi ...'ın hissedar olduğu 1290 parsel sayılı taşınmazın, okul ve açık pazar alanı olarak 1985 yılında davalılardan Büyükçekmece Belediye Başkanlığı tarafından kamulaştırıldığı, davacıya ve murisine usulüne uygun tebligat yapılmadığı gibi bedel de ödenmediği, söz konusu taşınmazın Çatalca 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 27.04.1988 tarihli ve 1987/95 Esas, 1988/323 Karar sayılı kararı ile 6830 sayılı İstimlak Kanunu'nun 16 ncı maddesi uyarınca Büyükçekmece Belediye Başkanlığı adına tapuya tesciline karar verildiği ve 02.05.1989 tarihinde de taşınmazın hükmen belediye adına tescil edildiği anlaşılmıştır. 3. Her ne kadar dairemizin son bozma kararında Ek Madde 3 ün uygulanması suretiyle dava konusu taşınmazın bedelinin belirlenmesi gerektiğinden bahisle mahkeme kararı bozulmuşsa da dava 24.12.2019 tarihinden önce açılmıştır. 21.12.2019 tarihinde kabul edilerek 24.12.2019 tarihli ve 30988 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 7201 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesi ile 2942 sayılı Kanun’a eklenen Ek madde 3’ün birinci fıkrasının ikinci cümlesindeki; “…dava tarihi itibarıyla…” ibaresi ve 7201 sayılı Kanun’un 7 nci maddesi ile eklenen Geçici 15 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan; “…ek 3 üncü madde hükmü uygulanarak…” ibaresi 28.07.2023 tarihli ve 32262 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 04.05.2023 tarihli ve 2019/93 Esas, 2023/87 Karar sayılı kararı ile iptal edilmiş olduğundan anılan maddenin eldeki davaya uygulanabilmesi mümkün değildir. 4. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Davalılar ... ve Büyükçekmece Belediye Başkanlığı vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Davalı ... harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, davalı ... Belediye Başkanlığından aşağıda yazılı kalan harcın alınmasına, 15.04.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. (Karşı Oy) (Karşı Oy) KARŞI OY 2019 yılında 7201 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesi ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’na (2942 sayılı Kanun) eklenen Ek Madde 3’ün birinci fıkrasının 1 inci ve 2 nci cümleleri mülga 6830 sayılı Kanun ve 2942 sayılı Kanun’un mülga 16 ncı ve 17 nci maddelerine göre usulüne uygun kamulaştırılıp, idareler adına tescil edilen ancak bedelleri eski malikleri adına bankaya yatırıldığı halde hak sahiplerine ödenmeyen taşınmazların kamulaştırma bedellerinin belirlenmesi yöntemini düzenlemektedir. 7201 sayılı Kanun’un 7 nci maddesi ile getirilen 2942 sayılı Kanun’un Geçici 15 inci maddesinin 2 nci fıkrası ise Ek Madde 3 ün birinci fıkrasının 1 inci ve 2 nci cümle hükümlerinin derdest davalarda da uygulanmasını öngörmektedir. Bu düzenleme Dairemizin de kabulünde olduğu üzere; hukuka uygun geçerli bir kamulaştırma bulunmadan ve mülga 16 ncı ve 17 nci maddelerde belirtilen şartlar yerine getirilmeden tescil kararı verilmiş taşınmazlara ilişkin olarak açılan kamulaştırmasız el atma nedenine dayalı davaları kapsamamaktadır (Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, 16.01.2020 tarihli ve 2019/7050 Esas, 2020/577 Karar sayılı kararı) . Yukarıda anılan Dairemiz kararından sonra bu tür kamulaştırmasız el atma sayılabilecek halleri de kapsamak üzere TBMM tarafından 2942 sayılı Kanun’un Ek 3 üncü maddesinin birinci fıkrasına 2021 yılında 7327 sayılı Kanun’un 20 nci maddesi ile eklenen, 3 üncü cümle ile usulsüz kamulaştırma işlemlerine rağmen idare adına tescil edilen taşınmazların değerinin tespitinde de 1 inci ve 2 nci cümlelerde belirtilen usulün uygulanacağı hüküm altına alınmıştır. Bununla birlikte 2942 sayılı Kanun’un Geçici Madde 17 hükmü de 7327 sayılı Kanun’un 22 nci maddesiyle ihdas edilmiş olup 2942 sayılı Kanun’un Ek Madde 3 hükmünün usulsüz kamulaştırmalarda bedel tespiti yöntemini düzenleyen birinci fıkrasının 3 üncü cümlesinin derdest davalarda da uygulanmasını hüküm altına almaktadır. Bir şeyin bütünü ifade edildiğinde, bütünü ile birlikte onun parçalarının da tek tek sayılması gerekmez. Eğer 2942 sayılı Kanun’un Ek 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının 1 inci ve 2 nci cümleleri mülga 16 ncı ve 17 nci maddelere göre yapılan bütün tescil hallerini kapsıyor olsaydı, aynı maddeye 3 üncü cümle eklenmez ve 2942 sayılı Kanun’un geçici 17 nci maddesi ihdas edilmezdi. 2942 sayılı Kanun’un geçici 15 inci ve geçici 17 nci maddelerinin her ikisinin de özel hüküm olduğu; Geçici Madde 17 nin sonraki hüküm olduğu da nazardan uzak tutulmamalıdır. Somut olayımızda nazara alınacak hükümlerden; 2942 sayılı Kanun’un geçici 15 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “…ek 3 üncü madde hükmü uygulanarak…” ibaresi Anayasa Mahkemesi’nin 04.05.2023 tarihli ve 2019/93 Esas, 2023/87 Karar sayılı kararıyla iptal edilmek suretiyle, 2942 sayılı Kanun’un ek 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının 1 inci ve 2 nci cümle hükümlerinin derdest davalarda uygulanamayacağı öngörülmüş ise de; bahse konu iptal kararından etkilenebilecek derdest davalar, mülga 16 ve 17 nci maddelere göre usulünce kamulaştırılıp da bedeli malikleri adına bankaya yatırılmış olduğu halde hak sahiplerine ödenmeyen bedellere ilişkin olanlardır. Bu yöntemin usulsüz kamulaştırmada bedel tespitine ilişkin derdest davalarda uygulanmasını engelleyecek bir iptal kararı ise söz konusu değildir. Zira “… dava tarihi itibariyle…” ibaresi hariç 2942 sayılı Kanun’un Ek Madde 3 hükmünün kalan kısmı yönünden bir iptal durumu söz konusu olmayıp Ek 3 üncü madde hükmü değer tespiti yöntemi yönünden halen yürürlüktedir. 2942 sayılı Kanun’un Geçici Madde 17 hükmü yönünden de herhangi bir iptal durumu söz konusu olmayıp bu madde hükmü de halen yürürlüktedir. Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde somut olaya baktığımızda davanın konusunun usulsüz kamulaştırmada bedel tespitine ilişkin olduğu ve bu davada da 2942 sayılı Kanun’un geçici 17 nci maddesi, aynı Kanun’un ek 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının 3 üncü cümlesi ile bu cümlenin atfıyla aynı fıkranın 1 inci ve 2 nci cümle hükümlerinin uygulanması gerektiği düşünülmektedir. Hâl böyle iken eldeki davada uygulanmasına yer olmayan, 2942 sayılı Kanunun geçici 15 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “...ek 3 üncü madde hükmü uygulanarak…” ibaresinin, Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi gerekçe gösterilerek onama cihetine gidilmesi hukuka uygun görülmediğinden sayın çoğunluğun görüşüne iştirak edilmemiştir. 15.04.2025

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2024/5027, K. 2025/5136, T. 15.04.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2024-5027-e-2025-5136-k-bee3c335e72b