Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2024/4258 E. 2024/9585 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/4258
- Karar No
- 2024/9585
- Karar Tarihi
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/341 Esas, 2024/55 Karar DAVA TARİHİ : 03.03.2015 KARAR : Kabul Taraflar arasında 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın yol olarak tapudan terkini davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı idare ve bir kısım davalılar vekillerine temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde; Osmaniye ili, Kadirli ilçesi, Halitağalar köyü 109 ada 92 parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın yol olarak tapudan terkinini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar ... vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın değerinin çok yüksek olduğunu, kamulaştırma sonrası kalan kısımlarındaki değer azalışının dikkate alınması gerektiğini ileri sürmüştür. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 24.05.2016 tarihli ve 2015/120 Esas 2016/560 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin 24.05.2016 tarihli ve 2015/120 Esas, 2016/560 karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı idare ve davalı ... vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; Kadirli Belediye Başkanlığının 12.03.2015 tarihli yazısına ve bilirkişi raporunda yazılı özelliklerine göre Kadirli ilçesi, Halitağalar köyü, 109 ada 92 parsel sayılı taşınmaz arsa niteliğinde olduğundan, dava konusu taşınmazın değerlendirmeye esas alınacak emsallere göre ayrı ayrı üstün ve eksik yönleri ve oranları açıklanmak suretiyle yapılacak karşılaştırma sonucu değerinin belirlenmesi bakımından, yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu marifetiyle mahallinde keşif yapılarak alınacak rapor sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken arazi kabulü ile taşınmazın net geliri gözönünde tutularak bilimsel yolla değer biçilmesi ve dava konusu taşınmazın ifraz görerek 109 ada 92 parsel olduğu halde 109 ada 56 parsel olarak hüküm kurulması doğru görülmediğinden kararın bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar Mahkemesinin 01.04.2022 tarihli ve 2019/30 Esas ve 2022/242 Karar sayılı kararı ile uyulan bozma kararı gereğince inceleme ve işlem yapılarak davanın kabulüne karar verilmiştir. C. İkinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin 01.04.2022 tarihli ve 2019/30 Esas, 2022/242 Karar sayılı kararı ile kararına karşı süresi içinde davacı idare ve davalılardan ... vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizce yapılan inceleme sonucu; arsa niteliğindeki Osmaniye ili, Kadirli ilçesi, Halitağalar köyü 109 ada 92 parsel sayılı taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesinde bir isabesizlik görülmemiş; ancak Mahkemece verilen ilk karar davalılardan ... vekili tarafından temyiz edildiğinden, ilk kararı temyiz etmeyen davalıların hisseleri bakımından ilk kararda tespit edilen bedelin davacı idare lehine usuli kazanılmış hak oluşturduğu gözetilmeksizin, adı geçen davalı dışında kalan davalılar için bozma sonrası belirlenen metrekare birim bedeli esas alınarak hesaplama yapılmak suretiyle fazlaya hükmedilmesi doğru görülmediğinden kararın bozulmasına karar verilmiştir. D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Üçüncü Karar Mahkemenin yukarıdaki tarih ve esas sayılı kararı ile uyulan bozma kararı gereğince inceleme ve işlem yapılarak davanın kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A.Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare ve bir kısım davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B.Temyiz Sebepleri 1. Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; idarece fazla yatırılan bedelin iadesine karar verilmemesi hatalı olduğunu ileri sürmüştür. 2. Davalılar ... vd. vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacı idare lehine usuli kazanılmış hak oluştuğunun kabul edilmesinin, kamu yararına, kamu düzenine, işlem güvenliği ilkesine aykırılık teşkil ettiğini ve tek vekâlet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür. 3. Davalılar ... vd. vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararı temyiz etmeyen davalılar yönünden de yargılama devam ettiğinden kazanılmış hak oluştuğunun hukuka aykırı olduğunu ve tek vekâlet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür. 4. Davalılar ... vd. vekili temyiz dilekçesinde özetle; kamulaştırma bedelinin çok düşük tespit edildiğini ileri sürmüştür. C. Gerekçe 1.Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, kamulaştırma bedellerinin tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 439 uncu maddeleri. 2.2942 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesinin sekizinci fıkrası ve 11 inci maddesinin birinci ve ikinci fıkralarının ilgili bölümleri. 3. Değerlendirme 1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Kanun'un 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiştir. Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır. Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan; “İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile; “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında, kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere karar tarihine kadar yasal faiz uygulanması gerekmekte ise de faize ilişkin olarak davacı idare vekilinin açık temyizi bulunmadığından bu husus eleştirilmekle yetinilmiştir. 3.Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalılar vekillerinin tüm, davacı idare vekilinin aşağıdaki bendin dışında kalan temyiz sebepleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.4. İdarece fazla depo edilen bedelin iadesine karar verilmemesi bozmayı gerektirir.Ne var ki bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalılar vekillerinin tüm, davacı idare vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. Davacı idare vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile Mahkeme kararının hüküm fıkrasına ayrı bent olarak '' Davacı idarece bankaya fazla bloke edilen 194.589,62 TL'nin davalı ... dışındaki davalılardan hisseleri oranında, bankadan çekilmişse çekilmesine kadar işlemiş nemaları ile alınarak davacıya iadesine, çekilmemişse işlemiş nemaları ile iadesine" cümlesinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,Temyiz eden davalılardan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,04.12.2024 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. K A R Ş I O Y Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 Esas, 2004/19 Karar sayılı kararı ve müstakar kararlarında da açıkça ifade edildiği üzere Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının kesin hüküm halini almamış derdest davalar yönünden uygulanmaları gerekir. Zira Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulî kazanılmış hakkın ve aleyhe bozma yasağının istisnasını teşkil ederler. Somut olayda; İlk Derece Mahkemesince bozma sonrası davalı tarafın bir talebi olmaksızın dava konusu taşınmazın tespit edilen bedelinin dava tarihinden karar tarihine kadar geçen süre için kamu alacaklarına uygulanan en yüksek oranda faizle birlikte davacı idareden tahsiline resen karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı idare vekili temyiz kanun yoluna başvurmamıştır. Her ne kadar 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası hükmünün Anayasa Mahkemesi tarafından verilen ve 01.08.2023 tarihli, 32266 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı iptal kararı doğrultusunda karar verilmesi ve “dava tarihinden itibaren mahkeme karar tarihine kadar geçen süre için kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faiz oranının uygulanması”, diğer bir ifadeyle üst norm olan Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası hükmü nazara alınarak dava tarihinden itibaren karar tarihine kadar faize hükmedilmesi gerekmekte ise de; Davalı tarafın Anayasa Mahkemesinin iptal kararı doğrultusunda Hukuk Muhakemeleri Kanununun 26 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında değerlendirilecek bir talebi bulunmadığından “taleple bağlılık ilkesi” kapsamında sonucu itibarıyla katıldığımız sayın çoğunluğun kararının “Değerlendirme” bölümünün 2 No.lu bendinde yazılı olan ve derdest haldeki somut olayda Anayasa Mahkemesi iptal kararının “geriye yürümezlik” ilkesinden bahsedilerek uygulanamayacağı kabulünü içeren eleştiri gerekçesine hatalı olduğunu düşündüğümüzden katılmıyoruz. 04.12.2024