Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2024/4234 E. 2025/981 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/4234
Karar No
2025/981
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/4602 Esas, 2024/497 Karar DAVALILAR : ... vd. vekili Avukat ... DAVA TARİHİ : 20.10.2022 KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ:...1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/287 Esas, 2023/246 Karar Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; Manisa ili,...ilçesi, ... Mahallesi 120 parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaz üzerinde 5 adet armut ağacı, 3 adet ceviz ağacı, 10 adet badem ağacı, 1 adet erik ağacı ve 1 adet ayva ağacının bulunduğunu, dava konusu taşınmazın...gördes anayoluna cepheli bir taşınmaz olduğunu, yerleşim yerlerine de yakınlığının bulunduğunu, dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede sulu salatalık tarımı yapıldığını, davalının dava konusu taşınmazda son üç yılda salatalık, buğday salatalık tarımı yaptığını, dava konusu taşınmazın Akhisar-Gördek anayoluna cepheli ve yerleşim yerlerine yakınlığı dikkate alındığında %40'ın üzerinde objektif değer artış oranı uygulanmasını, kamulaştırma sonrası dava konusu taşınmazın sağında 3.341,41 m² solunda ise 1.367,37 m² alanın kalacağını, bu haliyle değer düşüklüğü olacağını, tüm bu talepleri doğrultusunda kamulaştırma bedelinin hesaplanmasını talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne, kamulaştırma bedelinin tespiti ile derhal davalıya ödenmesine ve dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı idare adına tesciline, yol olarak tapudan terkinine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1. Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; kıymet takdirindeki bedelin doğru olduğunu, buna göre karar verilmesini talep ettiği görülmüştür. 2. Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazda ortalama verim miktarlarının üzerinde ürün verimi elde edildiğini, bölgede kornişon (salatalık) ürününün yetiştirildiği yönündeki beyanlarının kolluk marifetiyle araştırılması gerekirken tamamiyle farazi şekilde dava konusu taşınmazın kamulaştırma bedelinin buğday – kavun – mısır(dane) üçlü münavebe planı esas alınarak hesaplanmasının davalıların hak kaybının oluşmasına sebebiyet verdiğini, kesinlikle mısır ziraati yapılmadığını daha çok bahçe ürünü olan salatalık (kornişon), kapya biber, domates vs. ürünleri yetiştirildiğini, bu konuda kolluk kuvvetlerince araştırma yapılması gerektiğini, % 10 objektif değer artış oranının çok düşük kaldığını, dava konusu taşınmazın çok büyük bir kısmının davacı kurumun hüküm ve tasarrufu altına geçeceğini ve yol kamulaştırması sebebiyle taşınmazın bütünlüğü bozulacağını bilirkişi heyetince geriye kalan kısmının için takdir edilen % 10 değer azalışının olması gerekenin çok altında olduğunu, dava konusu taşınmazın kamulaştırma sonrası kalan alanı için daha yüksek oranda değer azalışı hesaplanması gerektiğini ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile sulu tarım arazisi olduğu kabul edilerek ve 2022 yılı...İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğünün buğday, dane mısır, kavun münavebe planına göre ve bu ürünlere ilişkin maliyet cetveli kullanılarak değerlendirme yapılması, yerleşik Yargıtay uygulamalarına göre sulu tarım arazisi niteliğindeki taşınmaz yönünden %4 kapitalizasyon faiz oranı uygulanması, taşınmazın belirlenen nitelikleri itibarıyla objektif değer artışı uygulanması, kamulaştırmadan arta kalan kısımda oluşan değer düşüklüğünün hesaplanması yerinde olup Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 12055/17 numaralı başvuru sonucu verilen 23.10.2018 tarihli kararı ve Anayasa Mahkemesinin 2016/9364 başvuru numaralı, 01.06.2019 tarihli ve 30791 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan kararı da göz önüne alınarak davacı idare lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi de doğru olduğundan taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesine ek olarak Anayasa Mahkemesi kararı da dikkate alınarak mahkemece belirlenen kamulaştırma bedeline dava tarihinden başlamak üzere olağanüstü enflasyonist ortam da dikkate alınarak hakkaniyete uygun ve davalıların zararını giderir oranda faiz işletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespitine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 2942 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesinin sekizinci fıkrası ile 11 inci ve 12 nci maddeleri. 3. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Sulu arazi niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun’un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca net geliri esas alınarak değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. 3. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukukî nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre taraf vekillerinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 4. Dava konusu taşınmazın kamulaştırmadan arta kalan ve fen bilirkişi rapor ve krokisinde (A) ve (D) harfleri ile gösterilen 1.367,37 m² ve 1.178,34 m²lik kısımlarının yüzölçümü ve geometrik durumu dikkate alındığında bu bölümde değer kaybının daha fazla olacağı gözetilmeden yazılı şekilde değer azalışı hesaplayan bilirkişi raporu hükme esas alınmak suretiyle eksik bedele hükmedilmesi doğru görülmemiştir. 5. Davacı idarenin bilirkişi rapor ve krokisinde (D) harfi ile gösterilen kısmın tamamının kamulaştırılmasına ilişkin talebi olduğu ve davalı tarafın yargılama sırasında bu beyana karşı bir diyeceği olmadığını belirttiği gözetildiğinde, bu kısımla ilgili dava açılıp açılmadığı araştırılarak, açılan bir davanın olmaması halinde tarafların beyanı alınarak, tamamının bedelinin ödenip ödenmeyeceği yönünde bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ile hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. Taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 3. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Davalıdan peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.01.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. (Karşı Oy) (Karşı Oy) KARŞI OY Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 Esas, 2004/19 Karar sayılı kararı ve müstakar kararlarında da açıkça ifade edildiği üzere Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının kesin hüküm halini almamış derdest davalar yönünden uygulanmaları gerekir. Zira Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulî kazanılmış hakkın ve aleyhe bozma yasağının istisnasını teşkil ederler. Bu nedenle somut olayda; davalı tarafın Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek faizin uygulanmasını gerektirecek şekilde Hukuk Muhakemeleri Kanununun 26 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında değerlendirilecek bir temyiz talebinin (Davalılar vekilinin 08.01.2024 tarihli temyiz dilekçesindeki; “Anayasa Mahkemesinin iptal kararı dikkate alınarak faizle ilgili karar verilmesi gerektiğine” ilişkin talebi) de dosya münderecatında bulunması karşısında, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası hükmünün iptali yönünde Anayasa Mahkemesi tarafından verilen ve 01.08.2023 tarihli, 32266 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas - 2023/69 Karar sayılı iptal kararı doğrultusunda karar verilmeli ve “dava tarihinden itibaren mahkeme karar tarihine kadar” Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası hükmü nazara alınarak faize hükmedilmelidir. Hâl böyle iken, eldeki derdest davada Anayasa Mahkemesi iptal kararının uygulanmadığı, Sayın çoğunluğun diğer yönleriyle katıldığımız “Bozma kararına (faize ilişkin yönüyle) açıkladığımız nedenlerle katılmıyoruz. 22.01.2025

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2024/4234, K. 2025/981, T. 22.01.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2024-4234-e-2025-981-k-8ce1f10d1132