Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2024/4147 E. 2024/10029 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/4147
Karar No
2024/10029
Karar Tarihi

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/19 Esas, 2023/439 Karar DAVA TARİHİ : 10.02.2014 KARAR : Kısmen kabul Taraflar arasındaki tapu sicilinin hatalı tutulması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu Sakarya ili, Kaynarca ilçesi, Birlik köyü 1687 parsel sayılı taşınmazın kıyı kenar çizgisi içerisinde kalması nedeniyle mahkemenin 2012/152 Esas, 2012/184 Karar sayılı kararıyla tapusunun iptaline karar verildiğini, bu durumun müvekkilinin mülkiyet hakkını ihlâl ettiğini belirterek müvekkilinin uğradığı zararın tazminini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Hazine cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki kıyı kenar çizgisi içinde tarım yapılamayacak kumluk yerlerden olduğunu, bu niteliği itibarıyla kamu malı olduğunun kuşkusuz olduğunu belirterek açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 12.03.2015 tarihli ve 2014/37 Esas, 2015/135 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1.Mahkemenin 12.03.2015 tarihli ve 2014/37 Esas, 2015/135 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince yapılan temyiz incelemesi sonucunda; davaya konu taşınmazın niteliğinin ve değerinin yönetimine uygun şekilde tespit edilmediğini, taşınmazın vasfının yeniden araştırılması, arsa niteliğinde olduğunun belirlenmesi halinde emsal incelemesi ve kıyaslaması yöntemiyle, arazi niteliğinde olduğunun saptanması halinde ise tarımsal gelir metoduna göre gerçek değeri tespit edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğinden kararın bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 23.11.2017 tarihli ve 2017/18 Esas, 2017/308 Karar sayılı kararı ile konusu kalmayan davada karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. C. İkinci Bozma Kararı 1.Mahkemenin 23.11.2017 tarihli ve 2017/18 Esas, 2017/308 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairece yapılan temyiz incelemesi sonucunda; bozma sonrası duruşmaya Kaynarca Mal Müdürlüğünde görevli Veri Hazırlama Kontrol İşletmeni olan Ahmet Yazar katıldığı ve dava konusu taşınmaza ilişkin ödeme yapıldığını beyan ettiği, Maliye Bakanlığının 13.01.2012 tarihli ve 56 sayılı onayına göre davada Hazine adına sulh, kabul ve feragat işlemleri yapabilme yetkisinin Muhakemat Müdürlüğüne, müdürlük olmayan yerlerde yetkilendirilen Hazine avukatlığının hukuki görüşü ile ilçelerde mal müdürünün teklifi üzerine kaymakama ait olduğunu, Mahkemece usulüne uygun olmayan sulh uyarınca hüküm kurulması, doğru görülmediğinden kararın bozulmasına karar verilmiştir. D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Son Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile uyulan bozma kararı gereğince inceleme ve işlem yapılarak davanın kısmen kabulü ile belirlenen bedelin davalı Hazineden tahsiline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; hatalı ve eksik bilirkişi incelemesi ile bedelin yüksek belirlendiğini, yapılan ödemeler dikkate alınmadan ve belirlenen tazminat miktarından düşünülmeden hüküm kurulduğunu, tazminat bedeli veya iade bedeli ile faiz başlangıç tarihlerinin tespit edilmesi gerektiğini, ödemeler dikkate alınmayarak hiç ödeme yapılmamış gibi sıfırdan tazminata hükmedilmesinin doğru olmadığını, davacıların Hazineye iade borcu doğması gerekirken haksız şekilde Hazinenin borçlu olarak gösterilmesinin doğru olmadığını, yerel Mahkemece verilen temyize konu edilen son kararda yargılama giderleri ile vekâlet ücretine ödemeler dikkate alınmadan yeniden hükmedilerek Hazine aleyhine mükkerrer ödemeye neden olacak şekilde karar verildiğini ileri sürerek temyiz yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 427 ile 439 uncu maddeleri. 2. 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesinin birinci fıkrası. 3. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2009 tarihli ve 2009/4-383 Esas, 2009/517 Karar sayılı ilâmında tapu işlemlerinin kadastro tespit işlemlerinden başlayarak birbirini takip eden işlemler olduğu, tapu kütüğünün oluşumu aşamasındaki kadastro işlemleri ile tapu işlemleri bir bütün oluşturduğundan bu kayıtlarda yapılan hatalardan 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi anlamında Devletin sorumlu olduğunun kabulünün gerektiği, Devletin sorumluluğunun kusursuz sorumluluk olduğu, bu işlemler nedeniyle zarar görenlerin 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince zararlarının tazmini için Hazine aleyhine adlî yargıda dava açabilecekleri belirtilmiştir. 4. 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca kabul edilen Devletin sorumluluğu, tapu sicilinin önemi ve kişilerin bu sicile olan ... duygularını sağlamak bakımından aynî hakkının saptanması, herkese açık tutulmasında tekel hakkı sağlayan bir sicil olması esasına dayanmaktadır. Bu sorumluluk, asıl ve nesnel (objektif) bir sorumluluk olduğundan zarara uğrayan zararının ödetilmesini doğrudan Devletten isteyebilir. 5. 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince açılan davalarda, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu sahibinin oluşan gerçek zararı neyse tazminatın miktarı da o kadar olmalıdır. Gerçek zarar, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu malikinin mal varlığında meydana gelen azalmadır. Tazminat miktarı zarar verici eylem gerçekleşmemiş olsaydı zarar görenin mal varlığı ne durumda olacak idiyse aynı durumun tesis edilebileceği miktarda olmalıdır. Zarara uğrayan kişinin gerçek zararı ise tazminat miktarının belirlenmesinde esas alınacak değerlendirme tarihine göre belirlenecek olup bu tarihe göre tapusu iptal edilen taşınmazın niteliği ve değeri belirlenmelidir. Taşınmazın niteliği arazi ise net gelir metodu yöntemi ile arsa vasfında ise değerlendirme gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre hesaplanması suretiyle gerçek değer belirlenmelidir. 3. Değerlendirme 1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Kanun’un 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Arazi niteliğindeki dava konusu taşınmaza net geliri esas alınarak değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. 3. Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı Hazine vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,Davalı Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,17.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2024/4147, K. 2024/10029, T. 17.12.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2024-4147-e-2024-10029-k-65fbfdad2bdf