Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2024/3908 E. 2024/10419 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/3908
Karar No
2024/10419
Karar Tarihi

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/381 Esas, 2023/124 Karar DAVA TARİHİ : 24.09.2012 KARAR : Kabul Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; Hatay ili, Antakya ilçesi, Merkez 2. Mıntıka 133 parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle davaya konu olayla ilgili Hatay 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/412 Esas sayılı kamulaştırma davasının reddedildiğini ve dosyanın kesinleştiğini, davacı tarafın açtığı ilk davada ise 197.900,00 TL bedel tespit edildiğini, 3 yıl sonra açılan bu davada ise 173.457,58 TL tespit edildiğini, açılan davanın reddi ile yargılama gideri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 11.09.2013 tarihli ve 2012/467 Esas, 2013/384 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin 11.09.2013 tarihli ve 2012/467 Esas, 2013/384 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 18. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonucunda; aynı kamulaştırma kapsamında, yakın çevreden kamulaştırmaya konu edilen ve Dairece incelenerek m² değeri uygun bulunan Dairenin 2014/9074 Esas, 2014/10495 Karar (Mahkemenin 2013/320 Esas, 2013/615 Karar) sayılı dosyasında 17.01.2011 tarihi itibarıyla Çekmece Mahallesi 6521 sayılı parsel satışı emsal alınmak suretiyle yapılan değerlendirmede m²sinin 590TL olarak tespit edildiği ve Dairece bu m² değer uygun bulunduğu halde dava konusu taşınmaz için aradaki bu farklılığın nedeni açıklanmadan başka bir emsal alınıp 24.09.2012 tarihi itibarıyla 240 TL/m² değer tespit edildiği, Mahkemece, daha önce incelenen dosyada belirlenen 590 TL/m² değerde dikkate alınarak her iki taşınmazın üstün ve eksik yönleri karşılaştırılıp, bilirkişi kurulundan ek rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi davaya konu taşınmazın askeri güvenlik bölgesi içinde olmasının değerinde kaçınılmaz olarak değer kaybı oluşturacağı, Dairece daha önce incelenen dosyada bu değer kaybı oranının %10 olacağı yönünde bozma yapıldığı da dikkate alınarak hüküm kurulması gerekirken bu hususu dikkate almadan değer belirleyen bilirkişi raporuna göre hüküm kurulması, dava konusu taşınmazın kaydında 02.12.1996 tarihli ve 5654 yevmiye nosu ile “Askeri güvenlik bölgesi içindedir” ve 25.09.2007 tarih ve 9260 yevmiye nosu ile “Yabancı uyruklu gerçek kişiler ile yabancı ülkelerde kendi ülkelerinin kanunlarına göre kurulan tüzel kişiliğe sahip ticaret şirketleri taşınmaz ve sınırlı ayni hak edinemez” şerhi bulunmasına rağmen, taşınmazın kaydındaki şerhlerle birlikte tesciline karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi ve davalılardan karar ve ilam harcı alınmasına karar verilmesi doğru görülmediğinden kararın bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar Mahkemenin 11.07.2017 tarihli ve 2016/9 Esas, 2017/279 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir. C. İkinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin 11.07.2017 tarihli ve 2016/9 Esas, 2017/279 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; Mahkemece bozma ilamına uyulmuş ise de; bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmediği, dava konusu taşınmaza ilişkin bozma sonrası tespit edilen 105.805.05 TL fark bedelin 2942 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesi uyarınca hak sahibi adına bankaya yatırılması için idareye süre verilmesi ve verilen bu süre sonunda kamulaştırma bedeli idarece depo edilmiş ise davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken fark bedel idarece depo ettirilmeden davanın kabulüne karar verilmesi, doğru olmadığı gibi; 7139 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik hükümlerine göre işlem yapılması gerektiğinden kararın bozulmasına karar verilmiştir. D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Üçüncü Karar Mahkemenin 11.02.2021 tarihli ve 2020/52 Esas, 2021/25 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir. E. Üçüncü Bozma Kararı 1. Mahkemenin 11.02.2021 tarihli ve 2020/52 Esas, 2021/25 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; mahkemece bozma ilamına uyulmuş ise de bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmediği, dava konusu taşınmaza ilişkin bozma sonrası tespit edilen fark bedel 150.805,05 TL olduğu hâlde Dairemizin 14.03.2019 tarihli ve 2018/2118 Esas, 2019/4647 Karar sayılı bozma kararında 105.805,05 TL olarak yazılarak maddi hata yapıldığı anlaşılmış olup, maddi hataya dayalı bozma kararının taraflar bakımından usuli kazanılmış hak oluşturmayacağı gözetilerek, 45.000 TL fark bedelin 2942 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesi uyarınca hak sahibi adına bankaya yatırılması için idareye süre verilmesi ve verilen bu süre sonunda kamulaştırma bedeli idarece depo edilir ise davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken eksik fark bedel idarece depo ettirilmeden davanın kabulüne karar verilmesi, doğru görülmediğinden kararın bozulmasına karar verilmiştir. F. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir. V.TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunun eksik incelemeye dayalı olduğunu, bedelin fahiş olduğunu, idare lehine vekâlet ücreti takdir edilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir. 2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle;davalının her türlü harçtan muaf olduğunu, bedelin düşük belirlendiğini, emsal alınan taşınmazın hatalı belirlendiğini, faiz hükmünün hatalı kurulduğunu, yasal faiz yerine kamu alacakları için öngörülen en yüksek faizin uygulanması gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak davacı idare ile davalı tapu maliki arasındaki kamulaştırma bedelinin tespiti ve idare adına tescili istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 439 uncu maddeleri. 2. 2942 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesinin sekizinci fıkrası ve 11 inci maddesinin birinci ve ikinci fıkralarının ilgili bölümleri 3. Değerlendirme 1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Kanun'un 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 428 nci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Arsa niteliğindeki taşınmaza 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesi yerindedir. 3.01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiştir. Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır. Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan; “İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile; “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında fark kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere yasal faiz uygulanması yerindedir. 4. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 12055/17 numaralı başvuru sonucu verilen 23.10.2018 tarihli kararı ile 01.06.2019 tarihli ve 30791 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 2016/9364 başvuru numaralı kararı da göz önüne alınarak davacı idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmemiş olmasında hukuka aykırı bir yön bulunmamaktadır. 5. Temyizen incelenen kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,Davacı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, davalıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, 23.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2024/3908, K. 2024/10419, T. 23.12.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2024-3908-e-2024-10419-k-00afe83f61a4