Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2024/2924 E. 2024/8905 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/2924
Karar No
2024/8905
Karar Tarihi

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/470 Esas, 2023/2064 Karar DAVA TARİHİ : 22.12.2016 KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Adana 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2016/764 Esas, 2021/421 Karar Taraflar arasındaki taşınmazın tapu kaydının mahkeme kararı ile iptal edilmesi nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonucunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, Miktar veya her paydaş için değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın her paydaş için değeri kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Davacı ... dışındaki davacılar yönünden hüküm altına alınan ve temyize konu edilen miktar Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 238.730,00 TL’nin altında kalmaktadır. Bu nedenle; davacı ... dışındaki davacılar için temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. Davalı Hazine vekilinin davacı ... yönünden gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; Adana ili, Sarıçam ilçesi, Boynuyoğun Mahallesi 188 ada 1 parsel sayılı taşınmazın kısmen tapu kaydının Orman Genel Müdürlüğü tarafından açılan tapu iptal ve tescil davası sonucunda iptal edilerek taşınmazın orman vasfı ile Hazine adına tesciline karar verildiğini, bu durumun müvekkilinin mülkiyet hakkını ihlal ettiğini belirterek müvekkilinin uğradığı zararın tazminini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; usul ve kanuna aykırı davanın reddini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde özetle; tapu sicilinin tutulmasından kaynaklı bir zararın söz konusu olmaması nedeniyle 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesinin bu davada uygulama olanağının olmadığını, mahkemece dosyada birden fazla bilirkişi raporu olduğu halde gerekçede hangi bilirkişi raporunun hükme esas alındığının belirtilmediğini, bu yönüyle kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu, dosyadaki mevcut bilirkişi raporları arasında fahiş fark bulunduğunu; ancak raporlar arasındaki çelişkiler giderilmeksizin karar verildiğini, bu hususun usul ve kanuna aykırı olduğunu, davacı vekilince bilirkişi ek raporu esas alınarak ıslah dilekçesi sunulmuş ise de bu raporun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, ayrıca yeterince emsal araştırması yapılmadığı gibi emsal olarak belediyeden dosyaya getirtilen taşınmaz metrekare birim fiyatının üzerinde metrekare birim fiyatının belirlendiğini ve bu hususun Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına aykırı olduğunu, ayrıca dosyadaki tüm raporların hüküm kurmaya elverişli olmadığını, davanın reddi gerektiğini ileri sürerek istinaf yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacılar adına kayıtlı olan dava konusu taşınmazın Adana 8. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/411 Esas, 2014/429 Karar sayılı dosyasındanoplam 3020,30 m²lik kısmının orman sınırları içinde içinde kaldığından tapu kaydının iptaline karar verildiği, kararın Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin denetiminden geçerek onandığı, karar düzeltme isteğinin reddine karar verilerek 27.01.2016 tarihinde kararın kesinleştiği, istinaf edenin sıfatına göre tapu sahibinin oluşan gerçek zararının değerlendirme tarihi olarak 2016 yılı esas alınarak zararın belirlenmesine, taşınmazın değerinin belirlenmesinde hükme esas alınan 12.08.2020 tarihi ek bilirkişi raporunda taşınmazın niteliğinin arsa olarak doğru olarak belirlenmiş olması ve değerinin değerlendirme gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre hesaplanması ile doğru bir şekilde belirlenmiş olmasında, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi gereğince tapu sicilinin yanlış tutulması nedeniyle zarara uğrayan kişinin bütün zararlarından Devletin sorumlu tutularak husumetin davalı Hazineye yöneltilmesininde bir isabetsizlik görülmeyerek Mahkemece verilen kararın usul ve kanuna uygun olduğundan istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 4721 sayılı Kanun’un “Sorumluluk” başlıklı 1007 nci maddesinin birinci fıkrası şöyledir: “Tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devlet sorumludur.” 3. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2009 tarihli ve 2009/4 - 383 Esas, 2009/517 Karar sayılı kararında tapu işlemlerinin kadastro tespit işlemlerinden başlayarak birbirini takip eden işlemler olduğu, tapu kütüğünün oluşumu aşamasındaki kadastro işlemleri ile tapu işlemleri bir bütün oluşturduğundan bu kayıtlarda yapılan hatalardan 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi anlamında Devletin sorumlu olduğunun kabulünün gerektiği, Devletin sorumluluğunun kusursuz sorumluluk olduğu, bu işlemler nedeniyle zarar görenlerin 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince zararlarının tazmini için Hazine aleyhine adlî yargıda dava açabilecekleri belirtilmiştir. 4. 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca kabul edilen Devletin sorumluluğu, tapu sicilinin önemi ve kişilerin bu sicile olan ... duygularını sağlamak bakımından aynî hakkının saptanması, herkese açık tutulmasında tekel hakkı sağlayan bir sicil olması esasına dayanmaktadır. Bu sorumluluk, asıl ve nesnel (objektif) bir sorumluluk olduğundan zarara uğrayan zararının ödetilmesini doğrudan Devletten isteyebilir. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Dava konusu Adana ili, Sarıçam ilçesi, Boynuyoğun Mahallesi 188 ada 1 parsel sayılı 4.809 m² yüzölçümlü taşınmazı davacılar murisinin 1994 tarihinde satın alarak malik olduğu ve 2012 yılında Adana 8. Asliye Hukuk Mahkemesince taşınmazın tapu kaydına şerh konulduğu, tapuda davacılar adına kayıtlıyken Orman İdaresi tarafından açılan Adana 8. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/411 Esas, 2014/429 Karar sayılı dosyasında taşınmazın toplamda 3.020,30 m²lik kısmının orman vasfı ile Hazine adına tesciline karar verildiği, kararın temyiz incelemesinden geçerek 27.01.2016 tarihinde kesinleştiği ve eldeki davanın 22.12.2016 yılında 10 yıllık zamanaşımı süresi içinde açıldığı anlaşılmıştır. 3. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, taraf vekillerinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 4. Dava konusu taşınmazın hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda belirtilen özelliklerine ve dosya kapsamına göre arsa niteliğinde kabulü ile taşınmaza emsal kıyaslaması yapılarak değer biçilmesi yöntem itibarıyla doğrudur. Buna karşın, hükme esas alınan bilirkişi raporunda emsal kabul edilen taşınmazın Arsa Metrekare Rayiç Bedeli Takdir Komisyonu tarafından belirlenen emlak vergisine esas metrekare değerlerinin karşılaştırılmasında, emsal taşınmazın dava konusu taşınmazdan daha değerli olduğu anlaşıldığı hâlde, ters orantı kurularak dava konusu taşınmazın emsalden daha değerli olduğu kabul edilmek suretiyle değer biçildiğinden rapor inandırıcı görülmemiştir. 5. Bu durumda; taraflara, dava konusu taşınmaza yakın bölgelerden ve yakın zaman içinde satışı yapılan benzer yüzölçümlü satışları bildirmeleri için imkan tanınması, lüzumu halinde resen emsal celbi yoluna gidilmesi, taşınmazın değerlendirme tarihi itibarıyla, emsal alınacak taşınmazın ise satış tarihi itibarıyla imar ya da kadastro parselleri olup olmadığı ilgili Belediye Başkanlığı ve Tapu Müdürlüğünden sorulması, ayrıca dava konusu taşınmazın; imar planındaki konumu, emsallere ve değerini etkileyen merkezi yerlere olan uzaklığını da gösterir krokisi ve dava konusu taşınmaz ile emsal taşınmazların resen belirlenen vergi değerleri ve emsal taşınmazların satış akit tablosu getirtilerek, dava konusu taşınmazın değerlendirmeye esas alınacak emsallere göre ayrı ayrı üstün ve eksik yönleri ve oranları açıklanmak suretiyle yapılacak karşılaştırma sonucu değerinin belirlenmesi bakımından, yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu marifetiyle mahallinde keşif yapılarak alınacak rapor sonucuna göre hüküm kurulması ve Dairemiz denetiminden geçen dava konusu taşınmaza yakın konumlu taşınmazlara ilişkin kararların da gözetilmesi gerekirken eksik incelemeyle hüküm kurulması bozmayı gerektirir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; A. Davalı Hazine Vekilinin Davacı ... Dışında Kalan Davacılara İlişkin Temyizi Yönünden; Davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE, B. Davalı Hazine Vekilinin Davacılar ...'ya İlişkin Temyizi Yönünden; 1. Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne, temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Davalı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,20.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2024/2924, K. 2024/8905, T. 20.11.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2024-2924-e-2024-8905-k-b83e5be93ec0