Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2024/13922 E. 2025/10958 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/13922
- Karar No
- 2025/10958
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/446 E., 2020/104 K. KARAR : Kısmen Kabul Taraflar arasındaki imar uygulaması sırasında bedele dönüştürülen davacı payına takdir edilen karşılığın artırılması davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; İstanbul ili, Bayrampaşa ilçesi, ... Mahallesi 420 ada 29 parsel sayılı taşınmazda davalı idare tarafından yapılan imar uygulaması nedeniyle bedele dönüştürülen müvekkilinin payına takdir edilen bedelin artırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu işlemin kamulaştırma değil imar uygulaması olduğunu, parsel malikine tebligat yapılmasına ilişkin bir yasal düzenlemenin bulunmadığını, davacı vekilinin usulüne uygun bir tebligatın yapılmadığına dayanarak 27 yıl önceki bir idari işlemi gerekçe göstermek suretiyle bu davayı açamayacağını, zamanaşımı nedeniyl davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, dava konusu imar uygulamasının yapıldığı 1986 yılında henüz müvekkili idarenin ihdas edilmediğini, bu nedenle husumetin müvekkili idareye yöneltilemeyeceğini, ayrıca davanın idare mahkemelerinde görülmesi gerektiğini belirterek ret kararı verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 15.09.2015 tarihli ve 2013/293 Esas, 2015/398 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne ve artırılan bedelin davalı idareden tahsiline karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin 15.09.2015 tarihli ve 2013/293 Esas, 2015/398 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizce yapılan temyiz incelemesi sonucunda; 20.08.2016 tarihinde kabul edilerek 07.09.2016 tarihli, 29824 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6745 sayılı Kanun'un 35 inci maddesi ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'na (2942 sayılı Kanun) eklenen geçici 12 nci madde ile; "24/02/1984 tarihli ve 2981 sayılı İmar ve Gecekondu Mevzuatına Aykırı Yapılara Uygulanacak Bazı İşlemler ve 6785 sayılı İmar Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun hükümlerine göre yapılan imar uygulamalarından doğan idarelerin taraf olduğu her türlü alacak ve bedel artırım davalarında taşınmazın değeri; uygulamanın tapuda tescil edildiği tarih değerlendirme tarihi olarak esas alınmak ve o tarihteki nitelikleri gözetilmek suretiyle tespit edilir. Tespit edilen bu bedel, Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi tablosu esas alınmak suretiyle dava tarihi itibariyle güncellenir ve ortaya çıkan gerçek bedel hak sahibine ödenir. Bu Kanunun geçici 6. maddesinin üçüncü, yedinci, sekizinci ve onbirinci fıkra hükümleri, bu madde kapsamındaki davalar ve icra takipleri için de uygulanır. Devam eden dava ve icra takipleri ise, bu madde hükümlerine göre sonuçlandırılır." hükmü getirildiği, bu durumda yukarıda açıklanan hususta ek rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin ilâm başlığında belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulü ile artırılan bedelin davalı idareden tahsiline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın açıldığı tarihteki yasal düzenlemelere göre karar verilerek müvekkilinin kazanılmış haklarının korunması gerektiğini, dava konusu taşınmazın dava tarihi itibarıyla değerinin tespit edilmesi suretiyle verilen ilk karardaki bedel üzerinden hüküm kurulması gerektiğini ileri sürmüştür. 2. Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazla ilgili imar uygulamasına ilişkin belgelerin Bakırköy Belediye Başkanlığında bulunduğunu, bu nedenle husumetin adı geçen belediyeye yöneltilmesi gerektiğini, salt imar planı ve buna dayalı imar uygulaması sonucunda uğranılan zarara ilişkin açılan işbu davanın idari yargı yerince çözümlenmesi gerektiğini, süresinde açılmayan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, imar uygulaması sırasında bedele dönüştürülen davacı payına idarece takdir edilen karşılığın artırılması istemine ilişkindir. 2. Değerlendirme 1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. 2942 sayılı Kanun'un değer biçmeye ilişkin hükümleri 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 17 nci maddesinin son fıkrası uyarınca kıyasen imar uygulaması sırasında bedele dönüştürülen davacı payına takdir edilen karşılığın arttırılması istemine ilişkin davalarda da uygulanır. 3. 2942 sayılı Kanun'un kıymet takdir esaslarını belirten 11 inci maddesinin birinci fıkrasının arsalara ilişkin (g) bendi uyarınca arsaların değerinin, değerlendirme gönününden önceki özel amacı olmayan zaruret olmadıkça yakın bölgelerde bulunan ve değerlendirme tarihine yakın emsal satışlara göre hesaplanması zorunludur. Bu itibarla, emsal satışların değerlendirme tarihindeki karşılıklarının fiyat artış endekslerinin uygulanması suretiyle tespiti, bundan sonra emsal ile dava konusu taşınmazın eksik ve üstün yönlerinin neler olduğu ve oranları açıklanmak suretiyle değer bilçilmesi gerekir. 4. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda imar uygulamasının tapuda tescil tarihi olan 25.04.1986 tarihinde idarece takdir edilen bedelin emlak vergi değeri ile eşdeğerde olduğu, piyasa rayicinin ise emlak vergi değerinin 8-9 katı üzerinde olduğu belirtilmek suretiyle emsal karşılaştırması yapılmaksızın dava konusu taşınmaza soyut ifadelerle değer biçildiğinden alınan inandırıcı ve hüküm kurmaya elverişli görülmemiştir. 5. Bu durumda; taraflara, dava konusu taşınmaza yakın bölgelerden ve yakın zaman içinde satışı yapılan benzer yüzölçümlü satışları bildirmeleri için imkân tanınması, lüzumu hâlinde resen emsal celbi yoluna gidilmesi, taşınmazın, değerlendirme tarihi itibarıyla, emsal alınacak taşınmazın ise satış tarihi itibarıyla imar ya da kadastro parselleri olup olmadığı ilgili Belediye Başkanlığı ve Tapu Müdürlüğünden sorulması, dava konusu taşınmazın ve içinde bulunduğu bölgenin ileride imar uygulamasına tabi tutulması hâlinde kesilmesi gereken düzenleme ortaklık payı oranının ve dava konusu taşınmazın çevresinde düzenleme görmüş parseller var ise bunlardan kesilen düzenleme ortaklık payı oranları ile bunlara ilişkin bilgi ve belgelerin ilgili Belediye İmar Müdürlüğü ile Tapu Müdürlüğünden ayrı ayrı sorulması, ayrıca dava konusu taşınmazın; imar planındaki konumu, emsallere ve değerini etkileyen merkezi yerlere olan uzaklığını da gösterir krokisi ve dava konusu taşınmaz ile emsal taşınmazların resen belirlenen vergi değerleri ve emsal taşınmazların satış akit tablosu getirtilerek, dava konusu taşınmazın değerlendirmeye esas alınacak emsallere göre ayrı ayrı üstün ve eksik yönleri ve oranları açıklanmak suretiyle yapılacak karşılaştırma sonucu değerinin belirlenmesi bakımından, yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu marifetiyle mahallinde keşif yapılarak alınacak rapor sonucuna göre hüküm kurulması gerekmektedir. 6. Dava açıldıktan sonra yürürlüğe giren Kanun düzenlemesi nedeniyle bedel düştüğünden, reddedilen kısım üzerinden davalı idare lehine vekâlet ücreti takdir edilmemesi ve yargılama giderlerinin tamamından idarenin sorumlu olması gerektiğinin düşünülmemesi bozmayı gerektirir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme kararının BOZULMASINA, Taraflardan peşin alınan temyiz harçlarının istek halinde iadesine, 10.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.