Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2024/12908 E. 2025/9684 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/12908
Karar No
2025/9684
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1478 Esas, 2024/2221 Karar KARAR : Esastan ret Taraflar arasındaki tapu kaydının hatalı oluşması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu ... ili, ... ilçesi, ... köyü 41 ve 44, 45 parsel (yeni 3342) sayılı taşınmazların, davacıların kök murisine iskanen verilmiş olan ve ilgili tüm kayıtlarda ... karısı ... olarak adı belirtilen kişinin uhdesinde olduğunu, mülkiyetin hukuken kök murise ait olduğunu, ilgili taşınmazın mülkiyeti, kök muris ... Karısı ... uhdesinde iken hiçbir gerekçe olmaksızın Maliye Hazinesine, akabinde ise haksız ve hukuka aykırı olarak 3. kişiler uhdesine geçtiğini, iskan kaydı ile verilen taşınmazların haksız ve hukuka aykırı olarak tasarruflarından alınmasından dolayı tazminat talep ettiklerini belirterek taşınmazların rayiç bedellerini karşılığı olmak üzere şimdilik 1.000,00 TL'sinin davalı idareden alınarak hisseleri oranında davacılara ödenmesinde karar verilmesi talebinde bulunmuştur. II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın, gerek hak düşürücü süre ve gerekse esastan reddine karar verilmesi talebinde bulunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; gayrimenkulün aynına ilişkin davalarda hak düşürücü süre söz konusu olmadığı gibi mülkiyet hakkının da hak düşürücü süre ve zamanaşımına bağlı olmadığını, benzer bir davada zamanaşımı itirazlarının da reddedildiğini belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazların tapu kaydı ve tespite itiraz davası neticesi verilen mahkeme kararlarının incelenmesinde, 41 ve 44 parsel sayılı taşınmazların üçüncü kişiler adına tespit edildiği, davacıların murisinin eldeki davada dayandığı iskan kaydına dayalı olarak (iskan defterinin 377 sırasında kayıtlı olup; tapunun da cilt 5, sıra 18 ve 19, sayfa 23 de kayıtlı zabıt kaydı) Tapulama Mahkemesine itiraz ettiği, itirazının reddedilerek kesinleştiği, 45 parsel sayılı taşınmazın ise bir başka üçüncü kişi adına tespit edildikten sonra davacılar murisi itirazda bulunulmadığı; ancak Hazinenin itirazları üzerine görülen kadastro davası neticesi taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmek suretiyle kesinleştiği, ( 41 ve 44 parsele ilişkin olarak.... Kadastro Mahkemesinin 1956/52 Esas, 1957/153 Karar ve ...Tapulama Mahkemesinin 1963/20 Esas1972/99 Karar sayılı mahkeme kararı ile 45 parsele ilişkin 1963/21 Esas, 1970/64 Karar sayılı kararları) 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi maddede düzenlenen tapu sicilinin tutulmasından kaynaklı tazminat sorumluluğunun zamanaşımına tabi olduğu, davalı ... Hazinesi tarafından ileri sürülen hak düşürücü süre savunmasının zamanaşımı savunmasını da kapsadığı, iskanen verildiği iddia olunan dava konusu taşınmazların gerek tapulama çalışmasına konu edildiği 1956 yılından ve gerekse davacılar murisinin reddedilen tapulamaya itiraz davalarının kesinleştiği tarihten bu yana davanın açıldığı tarihe kadar 10 yıllık sürenin geçtiği, kaldı ki Anayasa Mahkemesinin 25.07.2017 tarihli ve 2014/6673 başvuru no.lu hak ihlali kararı uyarınca yapılan değerlendirmede de dava açılması imkanı getiren Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun (2009/4-383.Esas, 2009/517 Karar sayılı kararı) 18.11.2009 tarihli kararından, yaklaşık 12 yıl sonra açılan davanın makul süre içinde açıldığının kabulünün mümkün olmadığı, (Yargıtay 5 HD. 2022/14491 Esas, 2023/2478 Karar; aynı Daire 2022/1059 Esas, 2022/9178 Karar; aynı Daire 2021/4157 Esas, 2022/5663 karar sayılı kararları) bu durumda davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş olmasında usul ve kanunu aykırılık bulunmadığı, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 12 inci maddesiniin üçüncü fıkrası gereğince tapulama tutanaklarında belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz olunamayacağı ve dava açılamayacağı düzenlenmiş olup, davacının istemi aynı zamanda kadastrodan önceki sebebe dayalı olarak tazminat olup, taşınmazların aynına ilişkin dava açma hakkı bulunmayan davacının tazminat isteminin de hak düşürücü süreye tabii olduğu ve bu sürenin de geçmiş olduğu anlaşıldığından davacılar vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek temyiz yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir. 2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihaî kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Dava konusu taşınmazların tapu kaydı ve tespite itiraz davası neticesi verilen mahkeme kararlarının incelenmesinde, 41 ve 44 parsel sayılı taşınmazların dava dışı üçüncü kişiler adına tespit edildiği, davacıların murisinin eldeki davada dayandığı iskan kaydına dayalı olarak (iskan defterinin 377 sırasında kayıtlı olup; tapunun da cilt 5 , sıra 18 ve 19, sayfa 23 de kayıtlı zabıt kaydı) Tapulama Mahkemesine itiraz ettiği, itirazının reddedilerek kesinleştiği ve hükmen 06.02.1075 tarih 489 yevmiye ile üçüncü kişiler adına tescil edildiği , 45 parsel sayılı taşınmazın ise dava dışı başka üçüncü kişi adına tespit edildikten sonra davacılar murisi itirazda bulunulmadığı; ancak Hazinenin itirazları üzerine görülen kadastro davası neticesi taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmek suretiyle 18.10.1971 tarihli ve 2806 yevmiye ile dava dışı üçüncü kişi adına tescil edildiği anlaşılmıştır. 3. 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesinden kaynaklanan tazminat davalarında, mülkiyet kaybının kesinleştiği tarihten itibaren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 146 ncı maddesine (818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 125 inci maddesine) göre 10 yıllık genel zamanaşımı süresi içinde dava açılması gerekmektedir. Anayasa Mahkemesinin 29.09.2017 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 2014/6673 başvuru numaralı ve 25.07.2017 tarihli ... Kararı ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun (YHGK) 18.11.2009 tarihli ve 2009/4-383 Esas, 2009/517 Karar sayılı kararı nazara alındığında; YHGK kararı ile 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi ile düzenlenen tazminat için hukuk yolu etkili hale gelmiş olup YHGK karar tarihi olan 18.11.2009 tarihinden önce zamanaşımı süresi dolanlar açısından makul süre içinde 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesine dayanılarak dava açılması gerekir. 4. Buna göre, 10 yıllık hak düşürücü süre geçtiği gibi, YHGK karar tarihinden sonra makul süre de dolmuş bulunduğundan, davalı ... vekilinin süresinde zamanaşımı itirazında bulunduğu da gözetilerek Hazine yönünden davanın zamanaşımı süresi geçtiğinden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur. 5. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukukî ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Davacılardan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2024/12908, K. 2025/9684, T. 25.06.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2024-12908-e-2025-9684-k-1e6f29235261