Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2024/12261 E. 2025/11509 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/12261
Karar No
2025/11509
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1634 Esas, 2024/2136 Karar KARAR : Düzeltilerek yeniden esas hakkında verilen karar İLK DERECE MAHKEMESİ : Kırşehir 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/388 Esas, 2023/189 Karar Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsiline ilişkin asıl dava ile 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tesciline ilişkin birleştirilen davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle asıl davanın konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı birleştirilen davada davacı idare vekilince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Davacı vekili asıl dava dilekçesinde özetle; .... ili, ..., ... Mahallesi ... ada.... parsel sayılı taşınmazlara davalı idare tarafından yol yapılmak suretiyle fiilen kamulaştırmasız olarak el atıldığını ileri sürerek tespit edilecek tazminat bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek faiziyle davalı idareden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. 2. Birleştirilen davada davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; .... ili, ..., .... Mahallesi .... ada 41-42-64-67 parsel sayılı taşınmazların kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazların davacı idare adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı idare vekili asıl davaya cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın kamulaştırılması için kamu yararı kararı alındığını, kamulaştırma çalışmalarının devam ettiğini, taşınmaza el atılmadığının veya davacının iddia ettiği oranda el atılmadığının tespit edilmesi durumunda davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek üzere dava konusu taşınmazın tarla vasfında olduğunu, yöntemine göre inceleme ve araştırma yapılmasını talep etmiştir. 2. Davacı vekili birleştirilen davaya cevap dilekçesinde özetle; davacı idare tarafından düzenlenen Kıymet Takdir raporları ile belirlenen kamulaştırma bedellerinin taşınmazın gerçek değerlerinden düşük olarak hesaplandığını, bu bedeli kabul etmediklerini, bu bedelin yeniden belirlenmesi için keşif yapılarak rapor aldırılmasını talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, birleştirilen davanın ise kabulüne, kamulaştırma bedelinin tespiti ile davalı tarafa ödenmesine, dava konusu taşınmazların tapu kaydının iptali ile davacı idare adına tesciline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1. Asıl davada davalı birleştirilen davada davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazların arazi vasfında kabul edilerek net gelir hesabına göre karar verilmesi gerektiğini, ağaçlar yönünden 2022 yılı verilerine göre değer biçilmesi gerektiğini, hükme dayanak teşkil ettirilen bilirkişi raporunun somut gerçeklikten uzak, eksik ve hatalı olduğunu, davalı yanın haksız zenginleşmesine sebebiyet verebilecek ölçüde fahiş bir bedel hesaplaması yapan rapora göre tesis edilen yerel mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini, asıl dosya davacısı lehine hükmedilen vekâlet ücretinin hatalı olduğunu, idare lehine maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. 2.Asıl davada davacı ve birleştirilen davada davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaz için belirlenen metrekare birim bedelinin fahiş derecede düşük olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazlara davalı tarafından fiilen yol olarak el atıldığından asıl dosya davacısının dava tarihi itibarıyla davasında haklı olduğunun kabulü ile birleştirilen bedel tespit ve tescil davasının kabulüne karar verildiğinden asıl davanın konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesinde ve asıl dava yönünden fiili el atma tarihi de dikkate alındığında asıl dava davacısı lehine nispi vekâlet ücreti takdirinde bir isabetsizlik görülmediği, birleştirilen bedel tespit tescil davası yönünden ise dava konusu taşınmazların belediye sınırları içerisinde olup, belediye, yol, zabıta ve temizlik hizmetlerinden faydalandığı ve Coğrafi Bilgi Sistemleri Parsel Sorgulama Uygulamasından gözlenen konumuna göre .... yerleşim ile ... Mahallesi ve ... Mahallesi imarlı alanları arasında kaldığı da dikkate alındığında, arsa niteliğinde kabulü ile emsal mukayesesi yapılmak suretiyle değer biçilmesinde, isabetsizlik görülmediği; ancak dava konusu taşınmazlardaki ağaç ve yapı değerlerinin idarece tutulan tespit tutanağında yazılı niteliklerine göre; yapılara dava tarihi olan 06.09.2022 tarihinde geçerli Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı resmi birim fiyatları esas alınıp yıpranma oranı da düşülerek, ağaçlara ise yaş, cins ve verim durumlarına göre 2022 yılı İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü ( bulunmadığı taktirde Ziraat Odası) verilerine göre değer biçilmek suretiyle, kamulaştırma bedelinin yeniden hesaplanması için bilirkişi kurulundan ek rapor alınmış olup ek rapordaki tespit ve hesaplamanın dosya kapsamına uygun olduğu anlaşıldığından kamulaştırma bedelinin 9.064.216,49 TL olduğunun tespiti ile fazla bloke edilen 14.071,57 TL bedelin iadesine karar verilmesi gerektiğinden, birleştirilen davada dava dilekçesinde taşınmazın davacı idare adına tescili talep edildiği hâlde, terkin kararı verilmesi ve davalıya vekâlet ücreti takdir edilmesi gerekirken bu hususta karar verilmemesi, davacı idare harçtan muaf olduğu halde asıl ve birleştirilen davada yargılama giderleri içerisine eklenmek suretiyle idareye harç yüklenmesi, doğru görülmediği gibi 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 2942 sayılı Kanun'un değişik 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrasındaki “Kamulaştırma bedelinin tespiti için açılan davanın dört ay içinde sonuçlandırılamaması halinde, tespit edilen bedele bu sürenin bitiminden itibaren kanuni faiz işletilir” hükmü Anayasa'ya aykırı görülerek iptaline karar verildiğinden dava tarihinden karar tarihine kadar geçen süre için “Kamu Alacaklarına Uygulanan En Yüksek Faizin” uygulanması gerektiğini belirterek istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davalı - birleştirilen davada davacı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Asıl davada davalı birleştirilen davada davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesini tekrar ederek kararın bozulmasını talep etimiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazların kamulaştırma bedelinin tespitine ilişkindir. 2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmazlara 2942 sayılı Kanun’un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak değer biçilmesi ve dava konusu taşınmazların davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı idare adına tesciline karar verilmesi yerindedir. 3. 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiştir. Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır. Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan; “İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile; “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında fark kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere yasal faiz uygulanması gerekmekte ise de bu husus temyiz nedeni yapılmadığından eleştirilmekle yetinilmiştir. 4. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Asıl davada davalı - birleştirilen davada davacı idare vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Davalı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17.09.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. K A R Ş I O Y Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 Esas, 2004/19 Karar sayılı kararı ve müstakar kararlarında Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının derdest davalara uygulanacağına dair iştirak ettiğim kabulü nazara alınarak; bedel tespit ve tescil davasında davalı tarafın açıkça, "yasal faiz"in dışında bir "faiz"in uygulanmasına ilişkin Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 26/1 inci maddesinde düzenlenen “Taleple bağlılık ilkesi” kapsamında değerlendirilebilecek bir temyiz talebi de bulunmadığından, sonucu itibarıyla katıldığım, Dairemiz Sayın çoğunluğu tarafından verilen "Onama kararına" ve "Değerlendirme" bölümünün 3 No.lu bendinde yazılı olan ve Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının geriye yürümezliği ilkesini derdest haldeki somut dosyaya ilişkin yorumlayan gerekçesine açıkladığım sebeplerle katılmıyorum. 17.09.2025

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2024/12261, K. 2025/11509, T. 17.09.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2024-12261-e-2025-11509-k-e9b6a1abd713