Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2024/11547 E. 2025/9363 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/11547
- Karar No
- 2025/9363
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1030 Esas, 2024/1510 Karar KARAR : Esastan ret Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine yargılama yapan İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı ... vekili dava dilekçesinde özetle; ... ili, ..., ... Mahallesi 69 ada 97 parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taşınmaz üzerinde iki katlı bina bulunduğunu, Kıymet Takdir Komisyonunca taşınmaz üzerinde bulunan binanın toplam alanının hatalı hesaplandığını, arsa üzerinde bulunan yapının gerçek alanının ancak keşif sonucu alınacak rapor ile ortaya çıkacağını, davacı idare tarafından davalıya teklif edilen bedelin çok düşük olduğunu ileri sürmüştür. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve kamulaştırma bedelinin tespiti ile tespit edilen bedelin derhal davalıya ödenmesine, dava konusu taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı ... Belediyesi adına tesciline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1. Davacı ... Belediyesi vekili istinaf dilekçesinde özetle; hükme esas alınan bilirkişi raporunda tespit edilen bedelin yeterince araştırma yapılmadan belirlendiğini ve yüksek olduğunu, kamulaştırma bedeline uygulanan faizi kabul etmediklerini, müvekkili kurum lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. 2. Davacı ... Belediyesi vekili istinaf dilekçesinde özetle;emsalin uygun olmadığını, emsal olarak değerlendirilen taşınmazın dava konusu taşınmazdan daha değerli ve imar parseli olduğunu, kamulaştırma bedeline faiz işletilmesine yönelik düzenlemenin Anayasa Mahkemesince iptal edilmiş olup kamulaştırma bedeline faiz işletilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu, ödeme yazısı bulunmadığı gerekçesiyle faiz bitiş tarihinin son karar tarihi olarak belirlenmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür. 3. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; aynı kamulaştırma kapsamındaki dava dosyalarındaki m² fiyatları ile arasında fahiş fark bulunduğunu, emsalin uygun olmadığını, yapı yıpranma oranının hatalı belirlendiğini, belirlenen bedelin düşük olduğunu ve Anayasa Mahkemesi iptal kararı gözetilerek kamulaştırma bedelinin tamamına dava tarihinden itibaren kamu alacakları için öngörülen en yüksek oranda faiz uygulanmasına karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaz ile emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak zeminine değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmemiş, dava konusu taşınmazın konumu ve özellikleri dikkate alındığında raporda belirlenen m² birim fiyatının uygun olduğu; ancak her ne kadar İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda değerlendirmeye konu emsal taşınmaz uygun emsal taşınmaz niteliğinde değil ise de davaya konu taşınmazla aynı kamulaştırma planında bulunan ve davaya konu taşınmazın yan parseli olan 69 ada 89 parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil istemi ile açılan davada 2016 değerlendirme yılı itibarıyla taşınmaz arsa kabul edilerek tespit edilen m² birim bedelinin onanmasına karar verdiğinden yerinde bulunmayan taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı ... Belediyesi vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir. 2. Davacı ... Belediyesi vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir. 3. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, kamulaştırma bedelinin tespiti istemine ilişkindir. 2.Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak değer biçilmesinde yöntem itibarıyla bir isabetsizlik görülmemiştir. 3. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukukî nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre taraf vekillerinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 4.Dairemiz denetiminden geçen aynı mahallede bulunan, aynı kamulaştırma kapsamında dava konusu taşınmaza bitişik konumdaki 69 ada 104 parsel sayılı taşınmaza idarece düzenlenen kıymet takdir raporunda 2016 tarihi itibarıyla 800,00TL/m² ve Eylül 2016 değerlendirme tarihi itibarıyla ... 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/580 Esas, 2017/129 Karar sayılı dosyasında 2.030,00 TL/m² değer biçildiği ve dava konusu taşınmaza yakın konumda bulunan 69 ada 8 parsel sayılı taşınmaza idarece düzenlenen kıymet takdir raporunda 2015 tarihi itibarıyla 600,00 TL/m² ve Eylül 2016 değerlendirme tarihi itibarıyla ... 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/578 Esas, 2017/78 Karar sayılı dosyasında 1.827,90 TL/m² değer biçildiği anlaşıldığından, yakın konumda bulunan parsellere ilişkin bedellerden ayrılma nedenlerini açıklamadan Eylül 2016 değerlendirme tarihi itibarıyla dava konusu taşınmaza 1.650,00 TL/m² değer biçen rapor inandırıcı olmadığı gibi, dava konusu taşınmaz imar parseli, emsal alınan taşınmaz ise kadastro parseli olduğundan, dava konusu taşınmazın emsal ile kıyaslaması sonucunda dava tarihindeki değeri bulunduktan sonra, dava konusu taşınmaz imar parseline dönüştürülürken hangi oranda düzenleme ortaklık payı kesilmişse, bu oranın ilave edilmesi gerektiğinden bilirkişi kurulunca dava konusu taşınmazın düzenleme ortaklık payı oranının tam bir sayıdan (1) çıkartılmak suretiyle bulunan oranının dava konusu taşınmazın emsal kıyaslaması sonucu bulunan m² bedeline bölünerek eklenmesi suretiyle bedelinin belirlenmesi (örnek: dava konusu taşınmazdan kesilen düzenleme ortaklık payı oranı %35 ise, dava konusu taşınmazın emsal uygulamasıyla bulunan m² birim fiyatının 0,65'e bölünmesi gerekir) gerekirken, yazılı şekilde hatalı hesaplama yapılması sonucu eksik m² bedeline hükmedilmesi nedeniyle rapor hükme esas alınacak nitelikte değildir. 5. Bu durumda; taraflara, dava konusu taşınmaza yakın bölgelerden ve yakın zaman içinde satışı yapılan benzer yüzölçümlü satışları bildirmeleri için imkan tanınması, lüzumu hâlinde resen emsal celbi yoluna gidilmesi, dava konusu taşınmazın değerlendirme tarihi itibarıyla, emsal alınacak taşınmazın ise satış tarihi itibarıyla imar ya da kadastro parselleri olup olmadığının ilgili Belediye Başkanlığı ve Tapu Müdürlüğünden sorulması, ayrıca dava konusu taşınmazın; imar planındaki konumu, emsallere ve değerini etkileyen merkezi yerlere olan uzaklığını da gösterir krokisi ve dava konusu taşınmaz ile emsal taşınmazların resen belirlenen vergi değerleri ve emsal taşınmazların satış akit tablosu getirtilerek dava konusu taşınmazın değerlendirmeye esas alınacak emsallere göre ayrı ayrı üstün ve eksik yönleri ve oranları açıklanmak suretiyle yapılacak karşılaştırma sonucu değerinin belirlenmesi bakımından yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu marifetiyle mahallinde keşif yapılarak alınacak raporun sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesi bozmayı gerektirmiştir. 6. 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiştir. Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır. Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan; “İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile; “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere yasal faiz uygulanması gerekirken dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi yerinde değildir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Taraflardan peşin alınan temyiz harçlarının istek halinde iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 19.06.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 Esas, 2004/19 Karar sayılı kararı ve müstakar kararlarında da açıkça ifade edildiği üzere Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının kesin hüküm halini almamış derdest davalar yönünden uygulanmaları gerekir. Zira Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulî kazanılmış hakkın ve aleyhe bozma yasağının istisnasını teşkil ederler. Bu nedenle somut olayda; davalı tarafın Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek faizin uygulanmasına yönelik Hukuk Muhakemeleri Kanununun 26 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında değerlendirilecek bir temyiz talebinin (Davalı vekilinin 10.10.2024 tarihli temyiz dilekçesindeki; "Anayasa Mahkemesinin faize ilişkin iptal kararı uyarınca, temyize konu kararın uygulanacak faizin başlangıcı ve oranı yönünden bozulması istemine" ilişkin talebi) de dosya münderecatında bulunması karşısında, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası hükmünün iptali yönünde Anayasa Mahkemesi tarafından verilen ve 01.08.2023 tarihli, 32266 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas - 2023/69 Karar sayılı iptal kararı doğrultusunda karar verilmeli ve “dava tarihinden itibaren mahkeme karar tarihine kadar” Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası hükmü nazara alınarak faize hükmedilmelidir. Hâl böyle iken, eldeki derdest davada Anayasa Mahkemesi iptal kararının uygulanmadığı, Sayın çoğunluğun sair yönleriyle katıldığımız "Bozma" kararının faizle ilgili 6 No.lu "Değerlendirme görüşüne" katılmıyoruz. 19.06.2025