Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2024/11469 E. 2025/12467 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/11469
Karar No
2025/12467
Karar Tarihi

MAHKEMESİ: Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI: 2023/564 Esas, 2024/2005 Karar KARAR: Esastan ret/Düzeltilerek yeniden esas hakkında verilen karar İLK DERECE MAHKEMESİ: Adana 9. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI: 2019/170 Esas, 2021/415 Karar

Taraflar arasındaki uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verilmiştir. Davacı vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının istenilmesi üzerine, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 07.10.2025 günü tayin edilerek taraflara tebligat gönderilmiştir.

Duruşma günü davalı Hazine vekili Avukat ...gelmiş, davacı vekili duruşmaya katılmamıştır. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Adana ili, ..., Mahallesi 10 49... parsel sayılı taşınmazda 348.715,23 m²lik yere hisseli olarak malik olduğunu, taşınmazda 2011, 2013 ve en son 2015 yıllarında satın almalarla hissesinin oluştuğunu, ... Kaymakamlığı tarafından 12.04.2018 tarihli dilekçe ile taşınmazda müvekkiline düşen hissede uyuşmazlık bulunduğunu bu nedenle müvekkiline düşen hissenin aslında 88.456,00 m²ye tekabül ettiğinin bildirildiğini, müvekkilinin sahip olduğu taşınmaz miktarının, tapudaki kaydın düzgün tutulmamasından dolayı 260.259,23 m² düşmüş olduğundan uğranılan zararın davalı idareden tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunulmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; düzeltme işleminin tebliğ edildiği 12.04.2018 tarihine göre tazminat bedelinin belirlenerek, bu tarihten itibaren faize hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. 2. Davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde özetle; taşınmazdaki ilk hisse hatasının 1982 yılında yapılan işlemden kaynaklandığını, davacının hisselerini 2014 yılında satarken ve 2015 yılında tekrar satın alırken hisselerde azalma ya da çoğalma durumunda sorumluğu kabul edilmiş olduğunu, idareye yüklenebilecek bir kusurun bulunmadığını, fahiş bedele hükmedildiğini, ıslahtan itibaren faize hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesince her ne kadar davanın kabulüne karar verilmiş ise de dosya içerisinde bulunan tapu kaydı ve dayanak resmi senetler incelendiğinde dava konusu edilen taşınmazın toplam 419.136 m²lik bir tarla olduğu, taşınmazda çok sayıda hissedarın olduğu, hisse oranlarının çok farklı ve değişiklik gösterdiği, davacının dava dilekçesinde 12.01.2015 tarihli resmi senet ile taşınmazdan hisse aldığını ve toplam 348.715,23 m²lik hisse sahibi olduğunu ifade ettiği, tapu kayıtları incelendiğinde davacının dava konusu taşınmazda birden fazla kere hisse satın aldığı, almış olduğu hisselerin bir kısmını sattığı, son olarak iş bu davaya konu etmiş olduğu, 12.01.2015 tarihli resmi senet ile dava dışı ... isimli kişiden 12521497/41913600 oranında hisse satın aldığı, davacının hisse satın almış olduğu resmi senet incelendiğinde "Taşınmazdaki hisse hatasından dolayı gerek azalması ve gerekse çoğalması sonucunda her türlü sorumluluğun alıcı ve satıcı olarak tarafınıza ait olduğunu kabul ederek..." şerhi düşülmek sureti ile taşınmazda hisse alımı yapıldığı, davacı iş bu satın almadan önce 01.09.2014 tarihinde adına kayıtlı olan 3...8 / 6...8 oranındaki hissesini ... isimli kişiye devrettiği, hissenin devri sırasında düzenlenen resmi senet incelendiğinde senette aynı şekilde "Taşınmazlardaki hisselerinin gerek azalması ve gerekse çoğalması sonucunda her türlü sorumluluğun alıcı ve satıcı olarak kabul ederek tarafımıza ait olduğunu bilerek kabul ediyoruz." ibaresinin yazılmış olduğu, şu hâlde, davacı ...'in dava konusu taşınmazda hisse alım satımı yaparken taşınmazın tapu kaydındaki hisse miktarlarında hata olduğu, bu nedenle taşınmazların yüz ölçümü miktarında değişiklik meydana gelebileceğini bilerek ve isteyerek ve bunu kabul ederek satın aldığının anlaşıldığı, tapu kayıt bilgisi incelendiğinde tapu kaydının tüm hisseleri üzerinde "Kısıtlıdır hisse hatalı olup takbisde hesaplı metrekareye isabet eden alan 1. 7...5 (kadastro hatası kat sayısı) bölünmesi sureti ile gerçek alan elde edilecektir." şerhinin düşülmüş olduğu, dava konusu taşınmazdaki ilk hisse hatasının 15.01.1982 tarihli ve 144 yevmiye numaralı işlemden kaynaklandığı, tüm bu tespitlere göre dava konusu taşınmazdaki hisse oranlarında hata olduğunun tapu siciline tescil edilmiş olması, davacının söz konusu taşınmazda hisse alım satımı sırasında bu hatayı bilerek ve kabul ederek devir işlemini yapmış olması dikkate alındığında davalı ... Hazinesinin bir kusurunun varlığından söz edilemeyeceği, tapu sicil kaydındaki şerhin tesisini sağlayarak kaydın bu hali ile değerlendirilmesi gerektiği hususunu aleniyete intikal ettirmiş olduğu, davacının şerhin işlendiği tarihten sonra, şerhi görerek taşınmazda 12.01.2015 tarihinde hisse satın alması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiği hâlde davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmadığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurularak davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekcesinde özetle; 2011 yılında alınan ilk hisseye ilişkin sermi senetten de görüleceği üzere hisse hatası şerhi bulunmadığını, 2013 yılında alınan ikinci hisseye ilişkin resmi senette de hisse hatası olduğuna dair şerh bulunmadığını, 2014 yılında ise bir miktar hisseyi dava dışı 3. şahsa sattığını, yine 2015 yılında bir miktar hisseyi yine aynı dava dışı 3. şahıstan aldığını, 20 11... yılındaki hisse alımları sırasında herhangi bir şerh olmadığından davanın hatalı olarak reddine karar verilmiş olduğunu, kusursuz sorumluk ilkesi uyarınca davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafından satın alınmış olan taşınmazda Çiftçi Kayıt Sistemi kayıtlarına göre dava tarafından tarım yapıldığını ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.

2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukukî nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

3. Dosyada (tapu defteri örneğinin bir kısmı yırtık ve bir kısmı okunaksız olarak davalı idare vekilinin cevap dilekçesi ekinde, bir kısım satış senedi ise eksik olarak davalı idarenin cevap dilekçesi ekinde ve ayrıca dosyaya sunulmuştur.) mevcut iki adet fen bilirkişisi raporu ve okunabildiği kadarıyla tapu defteri ve satış senetleri üzerinde yapılan incelemede; davacının taşınmazda, 21.12.2011 tarihinde 235.688,77 m²lik hisse satın aldığı, satış senedi örneği üzerinde okunabildiği kadar yapılan incelemede, şerh bölümünde hisse hatası olduğu şerhinin yer aldığı, ancak bu şerhin satış senedindeki hangi hisseye ait olduğunun anlaşılamadığı, yine 03.04.2013 tarihinde davacının 105.655.77 m²lik hisse satın aldığı, satış senedi örneğinde hisse uyumsuzluğuna ilişkin bir şerhe rastlanmadığı, davacının 01.09.2014 tarihinde 235.688,77 m²lik hissesini, dava dışı ...’a sattığı, akabinde 21.01.2015 tarihinde ise 243.059,35 m² olmak üzere aynı kişiden tekrar hisse satın aldığı anlaşılmıştır.

4. Bu itibarla; ilgili tapu müdürlüğünden, taşınmazın tapu kaydına, hisse hatası şerhinin (her bir pay altında yer alan tarihsiz hisse hatası şerhi dahil) ne zaman konulmuş olduğu sorulduktan sonra, eğer hisse hatası şerhi tapu kaydına, davacının ilk hissesini satın aldığı 21.12.2011 tarihinden önce konulmuşsa, davanın reddine, aksi durumda ise dava konusu taşınmazın tapu defterinin, ilk tescilden itibaren okunaklı ve onaylı örneği ile taşınmazda davacı tarafından yapılmış olan hisse alımı ve hisse satışı işlemlerine ilişkin resmi senetler, eksiksiz ve okunaklı olarak ilgili tapu müdürlüğünden getirtilmesinden sonra, dosya uzman bilirkişiye tevdii edilerek, davacı tarafından 20 11... yılındaki satış işlemlerine ilişkin satış senetlerinde, dava konusu taşınmaza ilişkin hisse hatası vb. bir şerhin bulunup bulunmadığı, yine 2014 yılında davacı tarafından satılan ve 2015 yılında satın alınan hisse miktarları, m² alanı olarak belirlenmeli, 2014 yılında hissesinin tamamını satmış ve 2015 yılında şu anki hissesinin tamamını satın almış ise davanın reddine, davacı tarafından, 2014 yılındaki satış işleminde sadece 2011 yılında satın aldığı 235.688,77 m²lik hisse satılmış ve yine 2015 yılında aynı kişiden tekrar 243.059,35 m²lik hisse satın almış ise gerek 2014 yılındaki satış, gerekse 2015 yılındaki alım işlemlerine ilişkin satış senetlerindeki, hisse hatasına ilişkin beyanlar gözetilerek, 243.059,35 m²lik hisse yönünden davanın reddi ile 2013 yılındaki satın alma işleminde hisse hatası şerhi olmadığının anlaşılması halinde de sadece 2013 yılında satın almış olduğu 105.655,87 m²lik hissesi gözetilerek, eksik hisse miktarı belirlenip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde, 2014 yılında payının tamamını sattığı ve 2015 yılında yapılan alım işleminin de halihazırdaki payının tamamını satın aldığı ve her iki işlemde hisse hatasına ilişkin beyanlar gözetilerek eksik inceleme ile davanın reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Davacıdan peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde iadesine, Dosyanın 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 07.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2024/11469, K. 2025/12467, T. 07.10.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2024-11469-e-2025-12467-k-c82cc0e16ba6