Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2024/11449 E. 2025/9806 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/11449
Karar No
2025/9806
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/770 Esas, 2024/1315 Karar KARAR : Esastan ret

Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili ve ecrimisil istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı idare vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı idare vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, Davalı idare vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü;

I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ... ili, ... ilçesi, ... Köyü/Mah. .. ada 6 parselde bulunan 643,00 m² yüzölçümlü taşınmazın maliki olduğunu, 12.06.2009 tarihinde müvekkilinin taşınmazına sit alanı şerhi konulduğunu, taşınmazın 1. Derece ... Sit Alanı ilan edildiğini, taşınmazın sit alanı ilan edildikten sonra arkeolojik kurtarma kazıları yapıldığını, müvekkilinin mülkiyet hakkının ihlal edildiğini, Anayasanın 35 inci maddesine göre mülkiyet hakkının “ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabileceğini, mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.” hükmü bulunduğunu, kamulaştırmasız el atma nedeniyle müvekkiline el atma bedelinin müvekkiline ödenmesi gerektiğini, taşınmazın 1. Derece Sit Alanı ilan edilmesi ve ilan edildiği tarih olan 12.06.2009 tarihinden itibaren müvekkilinin mülkiyetine geçirilmemesi, durumları dikkate alındığında kamulaştırmasız el atma adına bütün unsurların sağlandığını, kamulaştırma kanunu gereğince bedel davası açılması halinde taşınmazın değerinin esas alınacağını tarih bedel davasının açıldığı tarih olduğunu, bu bedelin kıymet takdir komisyonu tarafından tespit edileceğini, davalı T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı'na kamulaştırmasız el atma bedelinin ödenmesi için başvurulduğunu, başvuruya ilişkin belge 05.10.2020 tarihinde davalıya tebliğ edildiğini, tebliğin üzerinden 30 gün geçtiğini, davalı tarafından dava tarihine kadar cevap verilmediğini, müvekkilin sit alanı ilan edilerek kamulaştırmasız el atılan taşınmazı için dava tarihindeki bedelin tespit edilerek el atma tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte şimdilik 10.000,00 TL olarak taraflarına ödenmesini, müvekkilinin taşınmazının sit alanı ilan edildiği tarihten itibaren ecrimisil değerinin hesaplanarak aynı tarihten itibaren yasal faizi ile şimdilik 1000,00 TL olarak taraflarına ödenmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; kamulaştırmasız el atmanın, bir kamu tüzel kişisinin özel mülkiyette bulunan bir taşınmazı kamulaştırma işlemi yapmaksızın fiilen işgal etmesi olduğunu, Anayasa Mahkemesinin 25.09.2013 gün 2013/93 Esas, 2013/101 Karar sayılı kararında da; “Kamulaştırmasız el atmadan söz edilebilmesi için taşınmaz zilyetliğinin idareye geçmesi ve taşınmazın fiilen kamu hizmetine tahsis edilmiş olması gerektiğini; imar kısıtlamalarında taşınmazın zilyetliğinin malikte kalmaya devam etmekte olduğunu, yalnızca malikin tasarruf yetkisinin ilgili mevzuattan kaynaklanan bazı kısıtlamalara maruz kaldığını, sit alanı şerhinden kaynaklandığı iddia edilen zarara, idari işlemden doğan zarara ilişkin davanın 2577 sayılı İYUK hükümleri uyarınca idari yargı yerinde çözülmesi gerektiğinden görevsizlik nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesini, davacının 31.03.2009 tarihli muvafakatnamesiyle ve Bakanlığın Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğünün 09.04.2009 tarih ve 68677 sayılı Kazı ve Sondaj İzin Belgesine istinaden 31.03.-08.04.2009 ve 24-27.04.2009 tarihleri arasında söz konusu parselde Müze Müdürlüğünce kurtarma kazıları yapıldığını, dava konusu parselin trampa işlemleri ilgili olarak ise; Bakanlığın Mersin Valiliğine ve başvuru sahibi davacı ...'a hitaplı 27.06.2012 tarih ve 142237 sayılı yazı ile söz konusu taşınmazın yer aldığı sit alanının 2012 yılı için hazırlanacak olan trampa programına alınmasından sonra taşınmazın trampa işlemlerine devam edileceğinin bildirildiğini, davanın idari yargıda görülmesi gerektiğinden görevsizlik kararı verilerek usul yönünden reddine karar verilmesini Mahkemenin aksi kanaatte olması halinde ise davacının taleplerinin zamanaşımı nedeniyle reddine ve ortada idarece fiili bir el atma durumu mevcut olmadığından, Anayasa, 2863 sayılı Kanun, 4848 sayılı Kanun, Yönetmelik ve ilke kararları göz önüne alındığında yerinde olmayan ve hukuki dayanaktan yoksun açılan işbu davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanını kısmen kabulüne; ecrimisil talebinin reddi ile, tazminat isteminin kabulüne taşınmaz bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idareden alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava konusu taşınmazda bakanlığın fiili bir müdahelesinin olmadığının bilirkişi raporu ile sabit olduğunu, dava konusu taşınmazın sit ilan edilmesinin bakanlığın görev ve yetkileri kapsamında yerine getirilen bir işlem olduğunu, davacı vekili için hükmedilen vekâlet ücretine de itirazlarının bulunduğunu belirterek yerel mahkeme kararının itirazları doğrultusunda kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkeme kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı idare vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C.Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, davacı tapu maliki ile davalı idare arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazın bedelinin sorumlu idareden tahsili istemine ilişkindir.

2. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Arsa niteliğindeki taşınmaza fiilen el atıldığı anlaşılmakla 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddenin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak değer biçilmesinde yöntem itibarıyla bir isabetsizlik görülmemiştir.

3. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

4. Hükme esas bilirkişi raporunda emsal alınan taşınmaz satışı limited şirkete yapılan özel amaçlı satış olup emsal olarak kabul edilemeyeceğinden rapor inandırıcı görülmemiştir.

Bu durumda; taraflara, dava konusu taşınmaza yakın bölgelerden ve yakın zaman içinde satışı yapılan benzer yüzölçümlü satışları bildirmeleri için imkan tanınması, lüzumu halinde resen emsal celbi yoluna gidilmesi, taşınmazın, değerlendirme tarihi itibarıyla, emsal alınacak taşınmazın ise satış tarihi itibarıyla imar ya da kadastro parselleri olup olmadığı ilgili ... Başkanlığı ve Tapu Müdürlüğünden sorulması, ayrıca dava konusu taşınmazın; imar planındaki konumu, emsallere ve değerini etkileyen merkezi yerlere olan uzaklığını da gösterir krokisi ve dava konusu taşınmaz ile emsal taşınmazların resen belirlenen vergi değerleri ve emsal taşınmazların satış akit tablosu getirtilerek, dava konusu taşınmazın değerlendirmeye esas alınacak emsallere göre ayrı ayrı üstün ve eksik yönleri ve oranları açıklanmak suretiyle yapılacak karşılaştırma sonucu değerinin belirlenmesi bakımından, yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu marifetiyle mahallinde keşif yapılarak alınacak rapor sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken eksik incelemeyle hüküm kurulması bozmayı gerektirir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalı idare vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan, temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

26.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2024/11449, K. 2025/9806, T. 26.06.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2024-11449-e-2025-9806-k-d813caa3d9a0