Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2023/12651 E. 2024/3381 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/12651
- Karar No
- 2024/3381
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1302 Esas, 2023/1830 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Salihli 1. Sulh Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/973 Esas, 2023/57 Karar Taraflar arasındaki 2981 sayılı Kanun'un 16 ncı maddesine 3290 sayılı Kanun'la eklenen fıkra hükümlerine göre bağımsız bölümün 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu'nun 44 üncü maddesi gereğince tapuya tescili davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Kararın davacı ve bir kısım davalı vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin sahibi olduğu Salihli ilçesi, ... Mahallesi 2078 ada 5 parsel sayılı taşınmaz üzerine çift daireli 3 katlı kat irtifaklı 6 daire yaptırmadığını ve bir dairesine oturmaya başladığını, bir süre sonra ruhsatsız olarak çatı katı inşa edip bu bağımsız bölüme yerleştiğini, söz konusu bağımsız bölüm ile ilgili belediyeye 1987 yılında 2981 sayılı Kanun'a dayalı imar affından yararlanarak yapı kullanma ve oturma ruhsatı aldığını, ancak tapudaki kat irtifakı kaydının 6 bağımsız bölüm şeklinde kaldığını, tüm dairelerin kendisine ait olması nedeniyle bu dairenin pay tahsisi ile tapuya tescilini yaptırmadan bir süre sonra tüm dairelerin Salihli İcra Müdürlüğünce yapılan ihale sonucu davalıların mülkiyetine geçtiğini, davalıların kentsel dönüşüm düzenlemelerinden yararlanarak bağımsız bölümleri temlik ederek veya arsa payı karşılığı daire alımı yolu ile yapının yıktırılması teşebbüsüne geçmiş bulunduğunu, bu halde müvekkilinin hakkının telafisi mümkün olmayacak şekilde ortadan kalkacağını, tüm bu nedenlerle Sağlık Mahallesi 2078 ada 5 parsel sayılı taşınmazda kentsel dönüşüm nedeniyle yapılacak olan yıkımın durdurulmasına, 2981 sayılı imar affı nedeniyle inşaat ruhsatı ve yapı kullanma izni almış olduğu çatı katı bölümünün öncelikle 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanun'un 44 üncü maddesi gereği davalıların ittifakla muvafakat etmedikleri takdirde 2981 sayılı Kanun'un 16 ncı maddesi gereği arsa payı tespiti yapılarak müvekkilinin adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Bir kısım davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; 2981 sayılı Kanun'un 16 ncı maddesinin beşinci fıkrasından anlaşılacağı üzere davacının dava açabilmesi için öncelikle tasdik edilmiş yapı ruhsatı ve kullanma izni belgesi ile arsa payına karşılık hesap edilen değeri, hak sahibi kat malikleri adına bir milli bankaya bloke edildikten sonra sulh mahkemesinden kendisine ait bağımsız bölüm için arsa payı ayrılarak tescilini istemesi gerektiğini, 2981 sayılı Kanun'un 16 ncı maddesinin ilk fıkrasına göre kat mülkiyetine geçişin sağlanması için yine bu Kanun'un 8 inci maddesinde sayılan belgelerin varlığı ve bu belgelere dayanılarak tescilin istenmesi gerektiği; ancak dava konusu imar mevzuatına aykırı olarak inşa edilen yapıya ilişkin inşaat ruhsatı ve yapı kullanma izni alınırken, bu maddede belirtilen belgeler ile değerlendirme ve tespit formlarına eklenecek planların eksik olduğu, bu nedenle inşaat ruhsatı ve yapı kullanma belgesinin usulsüz olarak elde edildiğini, usulsüz olarak yapı kullanma ruhsatına sahip bu yapının tapuya tescil edilmesinin de hukuka aykırı olacağını, ayrıca müvekkillerinin söz konusu Salihli İcra Müdürlüğü tarafından yapılan satış işlemi sonrası iyiniyetle iktisap ettiklerini, söz konusu dairelerin satış işleminden önce değerlerinin tespit ettirildiğini, bu değerler hesap edilirken, binadaki ortak alanların daireye kattığı değerlerin de göz önünde bulundurulmadığını, müvekkillerinin hesap edilen bu bedelleri ödemek suretiyle taşınmaza malik olduklarını, dava konu izinsiz yapının binada ortak alan üzerinde inşa edilmiş bir yapı olduğunu, müvekkillerinin bu ortak alan üzerinde hak sahibi olmasına rağmen bu zamana kadar izinsiz yapıyı kullanmasından dolayı bir hak elde etmediklerini, davacının bu zamana kadar ücret vermeksizin oturmasına izin verdiklerini, ancak davacı tarafın müvekkillerinin gösterdiği iyi niyete aykırı davrandığını, kötü niyetli olarak izinsiz yapı üzerinden kendisine pay almaya çalıştığını, hukuken böyle bir durumun korunmasının mümkün olmadığı, zira müvekkillerinin proje dışı yapılmış olan ve yapılmasına ve var olmasına muvafakat etmedikleri bu yapıyı yıktırma hakkına da sahip olduklarını, tüm bu hususlar göz önünde bulundurulduğunda, davanın açılması için gereken dava şartlarını taşımaması, hukuki dayanaklardan yoksun olması ve başvuru hakkının bulunmaması sebebiyle davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve bir kısım ve davalı vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yargılama sürecinde ana yapının alt dairelerden başlamak üzere yıkımına başlandığını, bu sırada dava konusu konutta ikamet ettiğinin keşif zaptı ile sabit olduğunu, tescil hakkını oturma ruhsatı almakla kazandığını, 634 sayılı Kanun'un 47 inci maddesinin birinci fıkrasına dayalı olarak, ana yapı üzerinde yapının sona ermesiyle birlikte 47 nci maddesinin dördüncü fıkrasına göre bu hakkın kat irtifakına dönüşmesi suretiyle taşınmazın paylı mülkiyet haline geldiğini, paylı mülkiyet haline gelen tapu kütüğünden kendisine pay verilerek tescili gerektiğini, yargılamanın devam ettiği süreçte, isteği ve onayı dışında ana yapının tamamının yıkılması karşısında davanın açıldığı tarihte tescil talebinin kabulü şartları gerçekleşmiş iken tapudaki kat mülkiyetinin paylı mülkiyete dönüşmesi sonucu bu hakkının yitirildiğini, 7 adet bağımsız bölümden oluşan apartmandan almış oldukları bağımsız bölümlere ilişkin arsa payları 1/7 olması gerekirken 1/6 paya yükseltildiğini, kararın kendi aleyhine, davalıların sebepsiz zenginleşmelerine yol açtığını, kaldırılan mahkeme kararında kendisinin bağımsız bölümüne pay ayrılmasının gerektiğinin kabul edildiğini, ana binanın yıkımı nedeniyle kat mülkiyetinin sona erdiğinin istinaf mahkemesi kararında ileri sürüldüğünü, ana binanın yıkımının davalıların istemleri sonucu başlatıldığı, yıkım nedeniyle dairede oturmasının tehlike arzetmesi üzerine ayrılmak zorunda kalmasıyla apartmanın yıktırıldığını, 634 sayılı Kanun'un 47 nci maddesinin birinci fıkrasının uygulanması ile hakkını kaybettiğini belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir. 2. Bir kısım davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalıların dava açılmasına sebep olmadıkları halde mahkeme tarafından davanın konusuz kaldığına ve yargılama giderleri ve vekâlet ücretinden davalıların sorumlu tutulmasına karar verildiğini, kat irtifakı daha önceden kurulmuş bir taşınmaza sonradan ilave bağımsız bölüm yapanın davacı olduğunu ve davalıların herhangi bir dahili ve kusurunun bulunmadığını, davacının ilave yaptığı ve imar affından yararlandığı taşınmaz için dava açmadan önce davalılardan herhangi bir talebi olmadığı gibi, davalıların da dava açılmasına sebebiyet vermediklerini, mahkemece davalıların yargılama gideri ve vekâlet ücreti ile sorumlu tutulmasının usul ve kanuna aykırı olduğunu, ayrıca her davalının ne kadar vekâlet ücreti ile sorumlu tutulduğunun da kararda açıklanmadığını, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin 24.06.2022 tarihli ve 2022/309 Esas, 2022/2974 Karar sayılı kesin kararında da, daha evvel aleyhlerine hükmedilen yargılama giderinin kaldırılmasına yönelik istinaf taleplerinin kabul edilmesi ile davalılar lehine usuli kazanılmış hak doğduğundan hükmün müvekkilleri aleyhine hükmedilen yargılama gideri ve vekâlet ücreti yönünden kaldırılmasını, gerekçeli kararının hüküm kısmında işbu davanın vekille takip edilmesine karşın dosyada lehlerine vekâlet ücretine hükmedilmediğini, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereği hükmedilmesi gereken ve vekil olarak davanın ilk aşamasından bu yana dosyada yer almalarına rağmen kanun gereği yargılama giderlerinden sayılan vekâlet ücretine hükmedilmediğini belirterek mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini savunmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ve bir kısım davalı vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki itirazlarını, kararın eksik inceleme ve araştırma neticesinde verildiğini ve davanın kabulünün gerektiğini ileri sürmüştür. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 2981 sayılı Kanun'un 16 ncı maddesine 3290 sayılı Kanun'la eklenen fıkra hükümlerine göre bağımsız bölümün 634 sayılı Kanun'un 44 üncü maddesi gereğince tapuya tescili istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 634 sayılı Kanun'un 33 üncü ve 44 üncü maddeleri. 3. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Mahkemece, yargılama esnasında anayapının yıkılmış olduğunun tespiti ile yazılı olduğu şekilde karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik yoktur. 3. Yukarıda yapılan açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığuna karar verilmesine ilişkin İlk Derece Mahkemesinden verilen karara karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. 4. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usûl ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı kalan harcın davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine 19.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.