Yargıtay · 5. Ceza Dairesi
Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2022/1500 E. 2026/5397 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2022/1500
- Karar No
- 2026/5397
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Gaziantep 4. Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/601 Esas, 2015/705 Karar SUÇLAR : Tefecilik, 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu'na (5464 sayılı Kanun) muhalefet HÜKÜMLER : Zincirleme tefecilik suçundan mahkumiyet, 5464 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan ceza verilmesine yer olmadığına TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin reddi, düzeltilerek onama
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi; Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.02.2017 tarihli, 2015/5-95 Esas, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere "suçtan zarar görme" kavramının "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceği, bu nedenle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 237/1. maddesine göre 5464 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan doğrudan zarar görmeyen Hazinenin kamu davasına katılma ve aynı Kanun'un 260/1. maddesi gereği bu suçtan kurulan hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı, usulsüz olarak verilen katılma kararının da temyiz hakkı vermeyeceği anlaşıldığından, vekilinin temyiz isteminin 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (5320 sayılı Kanun) 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 317. maddesi gereğince REDDİNE, incelemenin katılan vekili ile sanık müdafinin tefecilik suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazları ile sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü: "2011" olan suç tarihinin gerekçeli karar başlığında "2014" olarak gösterilmesi mahallinde düzeltilebilir yazım hatası kabul edilmiştir. Sanığın üzerine atılı tefecilik suçunun suç tarihine nazaran lehe olan 7242 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik öncesi 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 241. maddesinde öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla aynı Kanun'un 66/1-e ve 67/4. maddelerinde belirtilen 8 yıllık asli, 12 yıllık ilaveli dava zamanaşımı sürelerine tabi olduğu, suç tarihi ile inceleme günü arasında ilaveli dava zamanaşımı süresinin gerçekleştiği anlaşıldığından, hükmün 5237 sayılı Kanun'un 7/2 ile 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddeleri de gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322/1 ve 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddeleri gereğince sanık hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, 30.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.