Yargıtay · 5. Ceza Dairesi
Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2021/15340 E. 2025/12412 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/15340
- Karar No
- 2025/12412
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2018/4 Esas, 2020/193 Karar SUÇLAR : Tefecilik, açığa imzanın kötüye kullanılması HÜKÜM : Beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin reddi, düzeltilerek onama
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi; Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.02.2017 tarihli, 2015/5-95 Esas, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere "suçtan zarar görme" kavramının "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceği, bu nedenle Hazinenin açığa imzanın kötüye kullanılması suçundan açılan kamu davasına 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 237. maddesine göre katılma hakkının olmadığı, mahkemece usulsüz olarak verilen katılma kararının da temyiz hakkı vermeyeceği anlaşıldığından, Hazine vekilinin anılan suç yönünden verilen beraat hükmüne yönelik vaki temyiz isteminin 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (5320 sayılı Kanun) 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 317. maddesi uyarınca REDDİNE, başvuruların kapsamında göre incelemenin katılan ... vekilinin tefecilik suçundan kurulan beraat hükmüne, katılan ... vekilinin tüm hükümlere yönelik, sanık müdafiinin ise beraat hükümlerine ilişkin vekalet ücretine hasren vaki temyiz itirazlarıyla sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü: Sanığın üzerine atılı açığa imzanın kötüye kullanılması suçunun 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 209/1. maddesi ve tefecilik suçunun suç tarihi itibarıyla lehe olan 7242 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik öncesi 5237 sayılı Kanun'un 241/1. maddesi uyarınca belirlenecek cezalarının üst sınırlarına göre aynı Kanun'un 66/1-e maddesinde belirtilen 8 yıllık asli dava zamanaşımı süresine tabi oldukları, zamanaşımını kesen son işlem olan 22.03.2011 tarihli sorgu ile hüküm tarihi arasında bu sürenin gerçekleştiği gözetilmeden yargılamaya devamla yazılı şekilde hükümler kurulması, Kanuna aykırı, katılanlar vekilleri ve sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükümlerin 5237 sayılı Kanun'un 7/2 ile 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddeleri de gözetilmek suretiyle 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322/1 ve 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddeleri gereğince sanık hakkında açılan kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle, ayrı ayrı DÜŞMESİNE 06.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.