Yargıtay · 5. Ceza Dairesi

Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2018/9041 E. 2023/12686 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Ceza Dairesi
Esas No
2018/9041
Karar No
2023/12686
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi HÜKÜM : Sanıklardan İsmail hakkında atılı suçlardan beraat, ... hakkında ...'a yönelik zincirleme rüşvet alma suçundan açılan kamu davasında eyleminin rüşvet alma suçunu oluşturduğu kabulüyle, diğer eylemleri yönünden ise atılı suçlardan mahkumiyet, ... hakkında ...'e yönelik zincirleme rüşvet verme suçundan açılan kamu davasında eyleminin rüşvet verme suçunu oluşturduğu kabulüyle, diğer eylemi yönünden ise atılı suçtan mahkumiyet, diğer sanıklar hakkında atılı suçlardan mahkumiyet EK KARAR : Temyiz talebinin reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, düzeltilerek onama Mahalli mahkemece verilen hükümler ve 05.05.2017 tarihli ek karar temyiz edilmekle dosya incelendi; Bir kısım sanıklar müdafiilerinin sonuç cezaların ayrı ayrı miktarları itibarıyla koşulları bulunmayan duruşmalı inceleme istemlerinin 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı CMUK'un 318. maddesi uyarınca ayrı ayrı REDDİNE, incelemenin başvurularının kapsamına göre; rüşvet alma suçlarından kurulan beraat hükümlerinin gerekçesine yönelik temyiz isteği bulunmayan sanık ... müdafiinin vekalet ücretine hasren, suçtan zarar gören ... vekilinin temyiz isteminin reddine ilişkin 05.05.2017 tarihli ek Karara, sanık ... müdafiilerinin müvekkili hakkında yetkili olmadığı bir iş için yarar sağlama ve rüşvet alma (6 kez) suçlarından, sanık ... müdafiinin müvekkili hakkında rüşvet alma (3 kez) ve zincirleme rüşvet alma (4 kez) suçlarından, sanık ... müdafiinin müvekkili hakkında resmi belgede sahtecilik ve mühür bozma suçlarından, sanık ... müdafiinin müvekkili hakkında rüşvet verme (1 kez) ve zincirleme rüşvet verme (1 kez) suçlarından, sanık ... müdafiinin müvekkili hakkında rüşvet verme (2 kez) suçlarından, sanıklar ......,...ve ... müdafiilerinin müvekkilleri hakkında rüşvet verme suçlarından, sanıklar ... ve ... müdafiilerinin müvekkilleri, sanık ...'in kendisi hakkında zincirleme rüşvet verme suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarıyla sınırlı yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü: Sanık ... hakkında ... İlçe Tarım Müdürlüğünde görevli gıda kontrolörleri ... ve ...'e tevzi edilmiş evrakı alarak işlemleri kendisinin yapmasını istemesi suretiyle görevi kötüye kullanmaya azmettirme ve sanık ... hakkında ...'dan rüşvet aldığı iddia edilerek açılan kamu davalarıyla ilgili mahallinde her zaman bir karar verilmesi mümkün görülmüştür. Suçtan zarar gören ... vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; Suçtan zarar gören vekilinin 24.04.2017 tarihinde tebliğ olunan hükümleri CMUK'un 310. maddesinde öngörülen bir haftalık yasal süreden sonra 04.05.2017 havale tarihli dilekçe ile temyiz etmiş olduğu anlaşılmakla, gerekçesi gösterilmek suretiyle verilen temyiz isteminin reddine dair 05.05.2017 tarihli ek Karar usul ve yasaya uygun olduğundan suçtan zarar gören vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle ek Kararın ONANMASINA, Sanık ... hakkında rüşvet alma (3 kez) suçlarından verilen beraat hükümlerine yönelik vekalet ücretine hasren yapılan temyiz isteminin incelemesinde; Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/5. maddesinde yer alan "Beraat eden ve kendisini vekil ile temsil ettiren sanık yararına Hazine aleyhine maktu avukatlık ücretine hükmedilir" biçimindeki düzenleme nazara alınarak, kendisini vekille temsil ettiren ve beraatine karar verilen sanık lehine vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu hususun yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun'un 322. maddesine göre düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasına "Kendisini vekille temsil ettiren sanık ... için karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca takdir edilen 3.000,00 TL'nin Hazineden alınarak adı geçen sanığa verilmesine," ibaresinin eklenmesi suretiyle hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Sanıklardan ... hakkında yetkili olmadığı bir iş için yarar sağlama, Kadir hakkında mühür bozma, ... hakkında ise mühür bozma ve resmi belgede sahtecilik suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz istemlerinin incelenmesinde; Sanık ...'in, ... Gıda isimli firmanın muhasebecisi olan temyiz dışı sanık ...'e yönelik eyleminin 5237 sayılı TCK'nın 7/2. maddesi de dikkate alındığında suç tarihinde yürürlükte bulunan ve lehe olan aynı Yasa'nın 255. maddesinde düzenlenen "yetkili olmadığı bir iş için yarar sağlama" suçuna temas ettiği, anılan maddede öngörülen ceza ile ...'in üzerine atılı resmi belgede sahtecilik suçu için 5237 sayılı TCK'nın 204/1. maddesi ve sanıklar ... ile Kadir'e yüklenen mühür bozma suçları için 5237 sayılı TCK'nın 203/1. maddesinde öngörülen cezaların üst sınırlarına göre bahse konu suçların aynı Kanun'un 66/1-e maddesinde yazılı 8 yıllık asli dava zamanaşımı süresine tabi oldukları, zamanaşımını kesen son işlem olan 13.05.2014 tarihli mahkumiyet hükümleri ile inceleme günü arasında bu sürenin gerçekleştiği anlaşıldığından anılan hükümlerin 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilmek suretiyle CMUK'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden sanıklar hakkında açılan kamu davalarının aynı Kanun'un 322/1 ve 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddeleri uyarınca zamanaşımı sebebiyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE, Sanık ... hakkında ................'den zincirleme şekilde rüşvet alma, ..........'den ise rüşvet alma; ... hakkında ... ve ...'a rüşvet verme; ... hakkında ...'e rüşvet verme, ...'a zincirleme rüşvet verme; ..., ... ve ... hakkında ...'a zincirleme şekilde rüşvet verme; sanıklar Zeki, ..., ..., ... hakkında ...'e rüşvet verme;...ve ... hakkında ...'a rüşvet verme suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz istemlerinin incelenmesinde ise; 1. Manisa İl Emniyet Müdürlüğü görevlilerince ... İlçe Tarım Müdürlüğünde kontrolör (inspektör) ve tekniker olarak görev yapan bazı kişilerce yurt dışına (özellikle Rusya ülkesine) ihraç edilecek yaş üzüm, domates ve benzeri tarım ürünlerinde ilaç kalıntısı olup olmadığının belirlenmesi için numune alımlarının menfaat karşılığı usulsüz olarak yapıldığı bilgisini almaları üzerine soruşturmanın başlatıldığı, ihracat işlemlerinin gıda işletmelerinin anlaşmalı oldukları gümrük komisyon şirketleri tarafından yerine getirildiği, gümrük komisyon şirketleri çalıştıkları gıda işletmelerinin ihraç edilecek ürünleri olduğunda ürün bilgisi, miktarı, paketleme şekli ve ihraç edileceği ülkeyi gösteren beyanname ile birlikte "Bitki Sağlık Sertifikası" ve "Gıda Güvenlik Sertifikası" düzenlenmesi talebini içeren dilekçeyi İlçe Tarım Müdürlüğüne verdikleri, İlçe Tarım Müdürünce görevlendirilen gıda denetçisi ve kontrolörlerden oluşan ekip tarafından ürünün hazır edildiği işletme içindeki depoya gidilerek Türk Gıda Kodeksi Yönetmeliğine dayanılarak çıkartılmış bulunan 02.12.2006 tarihli Gıda Maddelerinde Pestisit Kalıntılarının Resmi Kontrolü İçin Numune Alma Metotları Tebliğinde belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde ihraç edileceği bildirilen ürünlerin miktarlarının, cinslerinin kontrol edildiği, ürünlerin miktarı, cinsi, kalitesi ve ambalajının beyanname ile uyumlu olup olmadığının tespit edilmesinin akabinde kalıntı analizi için ürünlerden numune alınarak numunelerin bulunduğu poşetler mühürledikten sonra kalıntı analizi yapan laboratuvarlara gönderilmek üzere İlçe Tarım Müdürlüğüne verildiği, İlçe Tarım Müdürlüğünde bu işle görevlendirilen memur tarafından teslim alınan numunelerin laboratuvarların iş yoğunluğuna göre ilçede veya başka bir ilde bulunan laboratuvara teslim edildiği, yapılan analizler sonucunda kalıntı miktarı ürünün ihraç edileceği ülkenin belirlediği miktarın altında olduğu tespit edildiğinde; ürünler eğer Rusya Federasyonuna ihraç edilecek ise "Bitki Sağlık Sertifikası" ile "Gıda Güvenlik Sertifikası", başka bir ülkeye ihraç edilecekse sadece "Gıda Güvenlik Sertifikası" düzenlendiği, bu aşamadan sonra gıda işletmeleri veya bu işletmelerin gümrük işlemlerini gerçekleştiren gümrük firmalarınca Dış Ticarette Standardizasyon Denetmenleri ... Grup Başkanlığına beyanname verildiği, beyanname üzerine gümrük denetmeni tarafından ürünlerin incelenerek beyannamede belirtilen özellikleri taşıdığının tespiti halinde ihracat kontrol belgesinin düzenlendiği ve bu belgelerin düzenlenmesinin akabinde ürünlerin ihracat işlemlerinin tamamlandığı, yaş sebze ve meyvenin büyük miktarının ihraç edildiği Rusya Federasyonu tarafından ithal edilen tüm bitkisel ürünlerin pestisit tahlillerinin yapılmadığı, market, manav gibi son satış noktalarından sondaj usûlüyle numuneler alınarak belirlenen miktarın üzerinde pestisit ve nitrat kalıntısı bulunduğu takdirde ihracatı gerçekleştiren ülkeye "Federal Bitki Karantina ve Veterinerlik Servisi" tarafından bildirimde bulunulduğu, bu şekilde analiz raporlarında belirtilen pestisit miktarlarından daha yüksek oranda pestisit kalıntısı bulunan ürünlerin Rusya Federasyonuna ihraç edildiğine dair Tarım ve Orman Bakanlığına bildirimlerde bulunulduğu, suç tarihlerinde sanıklardan ...'in ... İlçe Tarım Müdürlüğünde görevli tekniker olup ihracatla ilgili Form-1 isimli belgelerin tanzim edilmesi ve imzalanması, gıda kontrolörlerince alınan ihracat numunelerinin laboratuvarlara gönderilmesi ve analiz sonuçlarının teslim alındığına dair üst yazıların tanzim edilmesinde görevlendirildiği, ...'ın Başbakanlık Dış Ticaret Müsteşarlığı Batı Anadolu Bölge Müdürlüğü ... Grup Başkanlığında görevli denetim memuru olup ihraç edilecek ürünlerin beyannameye uygunluğunun denetlenmesi ve ihracat kontrol belgesinin düzenlenmesi hususlarında görevli olduğu, diğer sanıkların ise gıda işletmeleri veya bu işletmelerin gümrük işlemlerini takip eden gümrük firmalarının yetkilileri veya çalışanları olup kamu görevlisi olan sanıklar ... ve ...'ın, diğer sanıklardan, görevleriyle alakalı işleri yapmaları ya da yapmamaları için aralarındaki anlaşmaya istinaden menfaat temin ettikleri iddiasıyla açılan kamu davalarında sanıkların yazılı şekilde mahkumiyetlerine karar verilmişse de; Rüşvet suçunun oluşabilmesi için bir rüşvet anlaşmasının bulunması, anlaşmanın da işin yapılmasından önce veya en geç yapılması anında olması gerekmektedir. 5237 sayılı TCK'nın 6352 sayılı Kanun değişikliği öncesinde rüşveti tanımlayan 252/3. maddesinde “Rüşvet, bir kamu görevlisinin, görevinin gereklerine aykırı olarak bir işi yapması veya yapmaması için kişiyle vardığı anlaşma çerçevesinde bir yarar sağlamasıdır” denilerek sadece nitelikli rüşvete yer verildiği, kamu görevlisinin yapması gereken işi yapması ya da yapmaması gereken işi yapmaması için yarar sağlanmasının veya kişilerin bu şekildeki iş için kamu görevlisine çıkar temin etmelerinin Kanun'un ilk halinde rüşvet tanımından çıkarıldığı, bu durumda diğer koşulların varlığı halinde suç tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK'nın 257 nci maddesinin mülga üçüncü fıkrasında düzenlenen görevi kötüye kullanma suçunun oluştuğu kabul edilmelidir. Öte yandan; 5271 sayılı CMK'nın 148/4. maddesi "Müdafi hazır bulunmaksızın kollukça alınan ifade, hâkim veya mahkeme huzurunda şüpheli veya sanık tarafından doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz" şeklinde düzenlenmiştir. Dairemizce de benimsenen Ceza Genel Kurulunun 17.06.2021 tarihli ve 2021/5-43 Esas, 2021/287 sayılı Kararında da açıklandığı üzere; 5271 sayılı CMK'nın 138. maddesinin ikinci fıkrasındaki düzenleme ile iletişimin denetlenmesi tedbiri sırasında, yapılan soruşturma veya kovuşturmayla ilgili olmayan, fakat aynı Kanun'un 135. maddesinde sayılan suç veya suçlardan birinin işlendiği şüphesini uyandırabilecek bir delilin elde edilmesi durumunda bu delilin kullanılabileceğinin kabul edilmiş olması, tedbirin uygulanması sonucu elde edilen delillerin 135. maddede sayılan suçlarla sınırlı olmak kaydıyla aynı soruşturma veya kovuşturmayla ilgili olan suçlar yönüyle kullanılabileceği kabul edilebilir ise de; suç tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı CMK'nın "Tesadüfen elde edilen deliller" başlıklı 138/2. maddesinin "Telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin denetlenmesi sırasında, yapılmakta olan soruşturma veya kovuşturmayla ilgisi olmayan ve ancak, 135/6. maddesinde sayılan suçlardan birinin işlendiği şüphesini uyandırabilecek bir delil elde edilirse; bu delil muhafaza altına alınır ve durum Cumhuriyet Savcılığına derhâl bildirilir" şeklindeki düzenlemeye uygun şekilde hareket edilmesinin zorunlu olduğu, telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin denetlenmesi tedbiri uygulandığı sırada elde edilen tesadüfi delillerin hukuka uygun kabul edilip kullanılabilmeleri için, bu delilin elde edildiğine ilişkin derhal savcılığa bilgi verilmesi gerektiği, suç tarihi itibarıyla 5271 sayılı Kanun'un 135 inci maddesi kapsamında bulunmayan suçlara ilişkin dinleme kayıtlarının aynı Kanun'un 138 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince bu suçların delili olarak kullanılamayacağı, ceza muhakemesinde temel hak ve özgürlükleri sınırlayan kurallar ihlal edilerek toplanan delillerin hukuka aykırı sayılması, kanuna aykırılıktan daha geniş bir içeriğe sahip olan hukuka aykırılık kavramının kapsam ve çerçevesi belirlenirken, gerek pozitif hukuk metinlerine gerekse kişilerin temel hak ve hürriyetlerine ilişkin evrensel hukuk ilkelerine aykırılık bulunup bulunmadığının gözetilmesi ve aykırılığın varlığı durumunda "hukuka aykırılığın mevcudiyetinin" kabul edilmesi gerektiği, tesadüfi delil elde edildikten sonra dinlemenin bitirilmesi beklenerek veya dinlemeye devam edilip başka tesadüfi deliller de elde edildikten sonra bilgilendirilme yapıldığı takdirde de tesadüfi delillerin hukuka uygun olduğundan bahsedilemeyeceği, Bu açıklamalar ışığında somut olaylar irdelendiğinde; Rüşvet suçuna konu menfaatlerin suç tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı Kanun'un 252 nci maddesinin üçüncü fıkrası anlamında kamu görevlisi kişiye görevinin gereklerine aykırı olan bir işi yapması veya yapmaması için verilip verilmediği hususunun hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi ve buna bağlı olarak suçların unsurlarının oluşup oluşmadığı, oluşmuşsa suçların niteliğinin tayini bakımından, Her bir somut olay yönünden, kamu görevlisi olan sanıklar ... ve ...'ın, hangi firmanın, hangi tarihli ve hangi parti ile seri numaralı ürünleri için ne şekilde menfaat temin ettikleri, menfaat anlaşmalarının ihracat işlemleri öncesi veya sırasında mı yoksa sonrasında mı yapıldığı, ihracatların hangi ülkeye gerçekleştirildiği, ihracat yapılan ülkenin Rusya dışında bir ülke olması durumunda o ülkeye ilişkin ihracat prosedürünün ne şekilde olduğunun araştırılması, bu kapsamda Rusya Federasyonu tarafından olması gereken miktarın üzerinde pestisit ve nitrat kalıntısı tespit edildiğinden bahisle Tarım ve Orman Bakanlığına yapılan bildirimlerle varsa diğer ülkelerden yapılan benzer bildirimlere konu olan ürünlerin dava konusu olan somut olaylara ilişkin ürünler olup olmadıkları, ilişkinse hangi olaydaki parti ve seri numaralı ürünlere ilişkin olduklarının tespit edilerek gerektiğinde dava konusu olaylara dair yapılan geri bildirimlerle alakalı olarak Tarım ve Orman Bakanlığınca kamu görevlileriyle, gıda işletmeleri ve firmalara 5179 veya 5996 sayılı Kanunlar uyarınca idari yaptırım uygulanıp uygulanmadığının tetkik edilmesi, mevcut olması durumunda idari yaptırım tutanakları ve dayanak belgelerinin temin edilmesi, Sanık ...'in, ... İlçe Tarım Müdürlüğüne gelen numunelerin laboratuvarlara gönderilmesi hususunda görevli olmadığını belirtmesi, Tarım İlçe Müdürü olan tanık Rıza Gülmez'in 22.12.2010 tarihli beyanında, ...'in numunelerin laboratuvarlara gönderilmesi aşamasında yetkisinin olmadığı ancak dağıtımda görevli mühendislere iş yükünü azaltmak amacıyla yardımcı olduğuna ilişkin ifadesi, sanık ...'in görevi konusunda Tarım Müdürlüğünün 24.05.2009 tarihli, Manisa İl Tarım Müdürlüğünün 20.07.2010 tarihli yazıları ve ... Genel Müdür Yardımcısı, Tarım İl ve İlçe Müdürlerince imzalı 11.08.2010 tarihli yazı içerikleri de nazara alınarak sanık ...'in suç tarihlerinde numunelerin laboratuvarlara gönderilmesi hususunda görevli olup olmadığı, görevliyse hangi tarihler arasında görevli olduğunun tereddüde yer bırakmayacak şekilde tespit edilmesi, 5271 sayılı CMK'nın 135. maddesi uyarınca telekomünikasyon yoluyla yaptıkları iletişimlerinin tespit edilmesine, dinlenmesine, kayda alınmasına ve sinyal bilgilerinin değerlendirilmesine dair haklarında herhangi bir karar bulunmayan ..., ..., ... ve ... dışındaki sanıkların, adı geçen sanıklarla aralarındaki konuşma ve mesaj içeriklerinin Cumhuriyet savcısına derhal bildirilmemesi ve ilk tespitin hemen akabinde aynı Kanun maddesi uyarınca bir karar da alınmaması nedeniyle aynı Kanun'un 138/2. maddesi kapsamında tesadüfen elde edilen delil mahiyetinde olduğu, buna göre ..., ..., ... ve ... dışındaki sanıklar hakkında CMK'nın 135/6-a maddesindeki katalog suçlar arasında sayılan rüşvet suçunun işlendiği yönündeki tesadüfi görüşme kayıtlarının Cumhuriyet başsavcılığına bildirilip bildirilmediği, bildirilmiş ise bildirilme şekli ve zamanı araştırılıp ilgili evrak asıllarının adli emanete aldırılması ile onaylı bir suretinin de dosya içerisine konularak kanıt değerinin bulunup bulunmadığının belirlenmesi keza bir kısım sanıkların kollukta müdafi olmadan alınan savunmalarının Mahkeme huzurunda doğrulanmaması nedeniyle CMK'nın 148/4. maddesi uyarınca hükme esas alınamayacağı nazara alınarak, hukuka aykırı nitelikteki deliller dışlanarak ve sanıklarla müdafiilerinin savunmalarını da irdeler şekilde mevcut delillerin değerlendirilmesi sonrasında, Görev gereklerine aykırı hareket edilmesi için herhangi bir iş ve işlem nedeniyle menfaat temin edilip edilmediği ya da rüşvet anlaşmasına varılıp varılmadığı, rüşvet sonucu istenilen belirli eylemlerin kamu görevlisi sanıkların görevlerinin ifası kapsamında bulunup bulunmadığı belirlenerek her bir sanığın hukuki durumunun, iddianamede gösterilen delillerin ne şekilde kabul edildiği veya reddedildiği hususlarına da yer verilerek, karar yerinde denetime imkan verecek biçimde gerekçelerinin ortaya konulması ayrıca nitelikli rüşvet suçunun unsurlarının oluşmadığı tespit edildiği takdirde suç tarihinde yürürlükte olan 5237 sayılı TCK'nın 257/3. maddesinde düzenlenen "görevinin gereklerine uygun davranmak için çıkar sağlama ve bu suça azmettirme" suçu üzerinde durulup, sonucuna göre bir hükme varılması gerektiği gözetilmeden, yetersiz gerekçelerle yazılı şekilde hükümler kurulması, 2. Sanık ...'nın hükümden sonra 09.04.2022 tarihinde öldüğü UYAP sisteminden temin edilen nüfus kaydından anlaşıldığından, bu husus mahallinde araştırılarak sonucuna göre 5237 sayılı TCK'nın 64 ve 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddeleri uyarınca bir karar verilmesi lüzumu, Kabule göre de; 3. Dairemizce de benimsenen Ceza Genel Kurulunun 26.04.2016 tarihli ve 2014/118 Esas, 2016/208 sayılı Kararında da benzer şekilde belirtildiği üzere, rüşvet suçu ile korunan hukuki yarar ve bu bağlamda suçun topluma karşı işlenen suçlar bölümünde düzenlenmiş olması karşısında, bu suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamı, diğer bir ifadeyle kamu olduğu, eylemin belirli bir kişinin zararına olarak işlenmesi halinde bu kişinin suçun mağduru değil, zarar göreni olacağı nazara alınarak, sanıklar ..., ... ve ... hakkında 5237 sayılı Kanun'un 252 nci maddesi uyarınca tek hüküm kurulup zincirleme suç nedeniyle aynı Kanun'un 43 üncü maddesi uygulanmak suretiyle artırım yapılarak ceza belirlenmesi yerine, sanıklardan ... hakkında 6 kez rüşvet alma, ... hakkında 4 kez zincirleme şekilde rüşvet alma ve 3 kez rüşvet alma, ... hakkında ise 1 kez zincirleme rüşvet verme ve 1 kez rüşvet verme suçlarından cezalandırılmaları suretiyle fazla ceza tayinleri, Kanuna aykırı, sanıklar ........................ müdafileri ile sanık ...'in temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, sanık ... hakkında sair yönleri incelenmeyen hükümlerin, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'un 321 ve 326/son maddeleri uyarınca BOZULMASINA 27.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Ceza Dairesi, E. 2018/9041, K. 2023/12686, T. 27.12.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-ceza-dairesi-2018-9041-e-2023-12686-k-560040692778