Yargıtay · 5. Ceza Dairesi
Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2011/1852 E. 2013/1063 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2011/1852
- Karar No
- 2013/1063
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi ..., ..., ..., ..., ..., ...,..., ... SUÇ : Zimmet, zimmete iştirak, sahtecilik, dolandırıcılık, hizmet nedeniyle emniyeti suistimal, görevi kötüye kullanma, görevi ihmal HÜKÜM : Sanık ...'in zimmet ve sahtecilik suçundan, sanık ...'in zimmete iştirak suçundan mahkümiyetlerine; sanıklar ... ve ...'ın zimmete iştirak suçundan beraetlerine, sanıklar Ahmet ve Fahrettin'in 1163 sayılı Kanuna muhalefet, Sabri, Talip, ..., Yahya ve Hikmet'in ise denetim görevinin ihmali suçlarından mahkümiyetlerine ve haklarındaki hükümlerin açıklanmasının geri bırakılmasına müdafiileri, katılan vekili Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelendi; Katılan vekilinin temyiz dilekçesinde adı geçen ... Şen hakkında önceki kararla verilen mahkümiyet hükmünün temyiz edilmeyerek kesinleştiği, sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında 5271 sayılı CMK'nın 231/5. maddesi uyarınca verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararların aynı Kanunun 231/12. maddesi uyarınca itiraza tabi olduğu, ... Ağır Ceza Mahkemesinin 15/03/2010 tarih ve 2010/427 D.İş sayılı Kararı ile itirazın reddine karar verildiği anlaşılmakla, temyiz incelemesinin sanıklar Cemalettin ve Mustafa hakkındaki mahkümiyet hükümleri ile sanıklar ... ve ... hakkındaki beraet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarıyla sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü: Delilleri takdir ve gerekçesi gösterilmek suretiyle sanıklar ... ve ... hakkında verilen beraet hükümleri usul ve kanuna uygun olduğundan yerinde görülmeyen katılan vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, Sanık ... hakkında nitelikli zimmet ve sahtecilik suçlarından, sanık ... hakkında ise nitelikli zimmete iştirak suçundan kurulan mahkümiyet hükümlerinin yapılan temyiz incelemesine gelince; Sanıklar hakkında TCK'nın 43/1. maddesi gereğince yapılan artırım sırasında sanık ... hakkında 8 yıl 16 ay 15 gün hapis cezası yerine 9 yıl 4 ay 15 gün hapis cezasına, sanık ... hakkında ise 3 yıl 20 ay 7 gün hapis cezası yerine 4 yıl 8 ay 7 gün hapis cezasına hükmedilerek fazla ceza tayini, aynı Kanunun 62. maddesi ile yapılan indirimler neticesinde sonuç cezaların doğru belirlenmesi nedeniyle sonuca etkili görülmemiştir. Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak; 5237 sayılı TCK'nın 40/2. maddesine göre özgü suç niteliğinde olan ve kamu görevlisi tarafından işlenebilen kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçuna iştirak eden diğer kişilerin azmettiren veya yardım eden olarak sorumlu tutulabilecekleri dikkate alınarak, 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 62. maddesi gereğince kamu görevlisi gibi cezalandırılmasına olanak bulunmayan ancak sanık ... tarafından usulsüz olarak kooperatife üye yapılarak kendi adına düzenlenen senetleri borçlu sıfatıyla ve diğer bir kısım ortaklar adına düzenlenen senetleri de kefil sıfatıyla imzaladığı anlaşılan sanık ...'nın bu eylemlerinin kamu görevlisinin zincirleme resmi belgede sahteciliği suçuna yardım etme niteliğinde olduğu ayrıca faillik sıfatının suç ortaklığına göre asli norm olması karşısında tali normun geriye çekilmesi kuralı gereğince içerik olarak gerçeği yansıtmayan senetlerin düzenlemesine bizzat katılmasının TCK'nın 204/1, 43. maddeleri kapsamında değerlendirilmesi gerektiği ve 5237 sayılı TCK'nın 212. maddesindeki "sahte resmi veya özel belgenin bir başka suçun işlenmesi sırasında kullanılması halinde hem sahtecilik hem de ilgili suçtan dolayı ayrı ayrı cezaya hükmolunur" şeklindeki düzenleme nedeniyle; sanık hakkında bu suçtan da hüküm kurularak, sonucuna göre lehe yasa değerlendirmesi yapılması yerine yazılı şekilde uygulama yapılması, Kabule göre de, 1283 sayılı Ulu Tarım Kredi Kooperatifi müdürü olan sanık ...'in uzunca bir süre içerisinde gerçekleştirdiği çok sayıda usulsüz işlemlerle eylemini gerçekleştirmiş olması ve zimmetine geçirdiği paranın miktarının çokluğu karşısında, diğer sanık ...'nın bu eylemlerin yalnızca bir kısmına iştirak ettiğinin kabul edilmesine göre, 5237 sayılı TCK'nın 61. maddesi uyarınca temel ceza belirlenirken söz konusu maddenin 1. fıkrasında yedi bent halinde sayılan hususlarla aynı Kanunun 3. maddesinin 1. fıkrasındaki "suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur" şeklindeki yasal düzenlemeler ile dosyaya yansıyan bilgi ve kanıtlar birlikte ve isabetle değerlendirilip, olayın oluş şekli ve süresi, suç sayısı, suçların ağırlığı, sanıkların kişiliği ve suçu sürdürmedeki ısrarlı tutumları gözönüne alınarak temel ceza ve zincirleme suç nedeniyle yapılacak artırımın hak ve nesafete uygun bir şekilde her bir sanık yönünden ayrı ayrı belirlenmesi gerekirken, 5237 sayılı TCK'nın 3/1. maddesindeki orantılık ilkesine aykırı olacak şekilde takdirde hataya düşülerek her iki sanık yönünden de temel cezanın alt sınırdan belirlenmesi ve aynı Yasanın 43. maddesi gereğince asgari oranda artırım yapılması suretiyle hüküm kurulması, Zimmet ve resmi evrakta sahtecilik suçlarını 5237 sayılı TCK'nın 53/1-a maddesindeki yetkiyi kötüye kullanmak suretiyle işleyen sanık ... hakkında 53/5. maddesi gereğince cezanın infazından sonra işlemek üzere, hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, Kanuna aykırı, katılan vekili ve sanıklar müdafiilerin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 11/02/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.